En İyi 8 Hayatta Kalma Filmi

Issız bir adada, çölün ortasında ya da uzay boşluğunda... 8 ayrı filmde yaşama tutunma hikayesi!
Aras Keser & Mustafa Demirtaş

Hayatın getireceği sürprizler, her zaman mutluluk aşılamaz. Bazen insanı hiç olmadık zamanda, olmadık yerlerde mücadele etmeye zorlar. Artık yapılacak tek bir şey kalır: Hayatta kalmak!

Bu kez, beyazperdeye yansıyan en iyi “hayatta kalma mücadelesi” içerikli filmlerle karşınızdayız. Üstelik içlerinden bazıları gerçek hikâyelerden uyarlanmış. Eğer bu türü seviyorsanız, tavsiye edeceğimiz 8 filmi kaçırmayın deriz!

Cast Away

Cast Away (2000)
Tom Hanks’in canlandırdığı Chuck Noland karakteri, kişisel ve iş yaşamını saatin akışına göre kurmuş bir sistem mühendisidir. Chuck’ın son derece titizlikle yürüttüğü bu dakik düzen, beklenmedik bir uçak kazası sonunda ansızın kesintiye uğrar. Büyük Okyanus’taki ıssız bir bölgede bulunan küçük bir adaya sağ olarak çıkmayı başaran Chuck, burada tek başına ilginç bir yaşam mücadelesi vermeye başlar. Yaşayacağı en büyük zorluk ise arkadaşsızlık olacaktır.

Walkabout

Walkabout (1971)
Usta yönetmen Nicolas Roeg’in debut filmi olan Walkabout, hipnotize edici doğa görüntüleriyle doğa-insan ilişkisi üzerine yapılmış en iyi filmlerden biri. Babalarının öldürülmesiyle Avustralya çöllerinde mahsur kalan iki kardeşin, kabilesi tarafından “gezintiye” gönderilmiş bir aborjinle tanışıp doğada yaşamaya başlamalarını anlatan film, bir yerden sonra hayatta kalmak için doğa şartlarına ve kendi potansiyeline karşı savaşan insanın hikâyesine dönüşüyordu.

127 Hours

127 Hours (2010)
Film, dağcı Aron Ralston'un başına gelen gerçek bir hikâyeden uyarlanmış. Genç bir dağcı olan Aron, Utah yakınlarında büyük bir kaya parçasının arasına sıkışır. Yaşam tarzı olarak, macera yolculuklarına çıkmadan önce nereye gideceği konusunda kimseye bilgi vermeyen Aron’un bu prensibi başına büyük iş açacaktır. Bir çeşit tuzağa dönüşen kazayla karşılaşan kahramanımız, uzanabileceği malzemelerle hayatta kalma mücadelesine başlar.

Tracks

Tracks (2014)
Robyn Davidson, 9 Nisan 1977’de dört deve ve bir köpek eşliğinde 3200 kilometrelik çölü aşarak Avustralya’nın batı sahillerine varmak için yola çıktığında bu hikâyenin bir filme ilham vereceğinden hepimiz habersizdik. Robyn’in Alice Springs kentinde yaklaşık sekiz ay boyunca kendisine eşlik edecek develeri eğittikten sonra Kalahari’yi yürüyerek geçtiği bu zorlu çöl yolculuğu 2014’te kalburüstü oyuncularla beyazperdeye taşındı ve bu olağanüstü kadının popülerliği biraz daha arttı.

Alive

Alive (1993)
13 Ekim 1972 günü insanlık tarihi en acı olaylardan birini yaşar. İçinde Uruguaylı bir rugby takımının oyuncuları bulunan uçak And dağlarına çakılır. Bu çarpışma esnasında yolcuların bir kısmı hayatını kaybeder ama çoğunluğu da sağ olarak kurtulur. Sekiz gün boyunca uçağın enkazında oturup kurtarılmayı beklerler. Ancak yardım bir türlü gelmez. Sıfırın altındaki dondurucu bir ortamda on hafta boyunca hayatta kalma çabaları inanılmaz boyutlara ulaşır. John Malkovich’in rol aldığı film, gerçek bir hikâyeden uyarlanmıştı.

Kon-Tiki

Kon-Tiki (2012)
Bir grup Norveçli bilim insanının 1947 yılında, 1500 yıl öncenin teknolojisiyle yaptıkları salla Güney Amerika'nın batı kıyılarından, Tahiti'nin doğusundaki adalara yolculuğa çıkmalarını anlatan film bütünüyle gerçek bir hikayeye dayanıyor. Yaklaşık 8.000 kilometrelik mesafeyi bu ilkel sal ile geçmeyi başaran Thor Heyerdahl ve arkadaşlarının hayatta kalmak için köpekbalıkları, yengeçler ve bolca hava muhalefetiyle boğuştukları bu olağanüstü yolculuk 2012’de sinemaya uyarlandığında büyük ilgi görmüştü.

Gravity

Gravity (2013)
George Clooney ve Sandra Bullock’un başrollerde olduğu film görsel bir şölen vadediyor. Hele ki evinizde üç boyutlu bir televizyon varsa ve “bunu niye aldık ki?” diye düşünüyorsanız, bu filmi kaçırmayın deriz. Film rutin bir uzay yürüyüşü esnasında, beklenmedik bir felaketi ve sonrasında yaşananları konu alıyor. Mekiğin parçalanmasıyla Stone ve Kowalsky uzayda yapayalnız kalır. Uzayın siyahlığına doğru kontrolsüz bir şekilde dönerek ilerleyen ikilinin, birbirlerinden başka hiçbir şeyleri kalmaz. Dünya ile iletişim kaybolduktan sonra kurtuluş için pek fazla bir şans kalmamıştır. Alınan her nefes artık çok daha değerlidir.

Shaun of the Dead

Bonus: Shaun of the Dead (2004)
Tüm zamanların en eğlenceli filmlerinden biri olan Shaun of the Dead, temelde bir hayatta kalma mücadelesini anlatan bir film. Shaun, bir sabah uyandığında mahallesini tuhaf canlıların bastığını görür fakat bu canlıların –daha doğrusu ölülerin- zombi olduğunu fark etmesi epey zaman alır. Bir yandan kız arkadaşı ile olan sorunlu ilişkisini toparlamaya çalışırken, diğer yandan da zombilerle uğraşmak zorunda kalan Shaun’un hikayesi için “zombili romantik komedi” denebilir. Tipik İngiliz bireyleri olarak tehlike karşısında ilk olarak bir pub’a sığınan Shaun ve arkadaşları, plaklarla zombi öldürmeye çalışmak, zombi taklidi yapmak gibi bir dizi akla zarar hadiseyle zombilerden kurtulmaya ve hayatta kalmaya çalışırlar. George A. Romero’nun başyapıtı The Night of the Dead’in serbest bir uyarlaması olan film, her izleyişte yeni kahkahalar atabileceğiniz bir yapım olarak sinema tarihindeki yerini koruyor.

DİĞER İÇERİKLER
Sonraki Hikaye