Drunk Steps: “Takımdan Çok Aile Gibiyiz”

İstanbul'un başarılı breakdans crew'larından Drunk Steps sorularımızı yanıtladı!
Drunk Steps
Drunk Steps
Red Bull

2014 yılında daha özgür bir dans platformu yaratmak amacıyla kurulan Drunk Steps, şehrin en yetenekli dansçılarını bir araya getiren genç ve dinamik bir crew.

Çalışmalarını Esenler'deki salonlarında sürdüren ekip, Mehmet Gültekin (b-boy Keçi), Yasin Aktaş (b-boy Russell), Uğur Ökçü (b-boy Lil Archer), Tayfun Erdoğan (b-boy Tahoo), Murat Abdurahmanoğlu (b-boy Matto), Muhammed Abdurahmanoğlu (b-boy Mami), Oğuz Kaya (b-boy Oğuz), Saruhan Tolga Öztürk (b-boy Saru), Emirhan Sakızcı (b-boy Kenshin), Çağatay Değerli (b-boy Lil Fox), Sezer Esen (b-boy Serix), Muhammet Doğan (b-boy Rolex), Orhan Mirza (b-boy Jashin), Berkan Öz (b-boyKenpachi), Sonat Erdem (b-boy Sonat) ve Didem Altunkılış'tan (b-girl Agness) oluşuyor.

Drunk Steps'le Türkiye'de hip hop ve breakdans kültürünün geldiği noktadan, müzik ve dans ilişkisine uzanan keyifli bir sohbet ettik. Hemen aşağıda!

Karşılık beklemeden, bu işi sevdiğimiz için yapıyoruz ve elimizden geldiğince her şeye yetişmek, öğretmek ve öğrenmek istiyoruz.

Drunk Steps ne zaman ve nasıl kuruldu? Bu ekip nasıl bir araya geldi?

Drunk Steps 2014 yılının hemen başında Ocak ayında kuruldu. Ekip kurulmadan önce zaten beraberdik ancak farklı grupların bünyesinde dans ediyorduk. Kimi anlaşmazlıklar sonucunda ayrılıp, kendi kararlarımızı kendimizin verdiği ve özgür dans edebildiğimiz bir grup kurduk, böylece ilk adımı atmış olduk. Bu ilk adımın ardından çok güzel sonuçlar elde ettik.

Sizce Drunk Steps'i diğer crew'lardan farklı kılan şey ne?

Bizi diğer gruplardan farklı kılan şey samimiyetimiz. Biz sadece dans ediyoruz, siyaset yapmıyoruz! Bu işi gerçek anlamda seven ve hedefleri olan genç insanlarız. Stüdyomuzda bizimle vakit geçirirseniz hemen anlarsınız ne kadar samimi olduğumuzu. Bu antrenmanlarımıza da yansıyor, hem öğrenmeye hem öğretmeye açık bir ekibiz. Karşılık beklemeden, bu işi sevdiğimiz için yapıyoruz ve elimizden geldiğince her şeye yetişmek, öğretmek ve öğrenmek istiyoruz.

Battle'lara nasıl hazırlanıyorsunuz ve ne sıklıkla antrenman yapıyorsunuz?

Stüdyomuzda hemen her gün antrenman yapılır. Battle’lara her daim hazır olan bir as kadromuz var, ancak disiplinden uzaklaşmıyoruz yani yerimizde saymadan üzerine ekleyerek ilerliyoruz. Bunu battle’lardan bağımsız olarak kendi gelişimimiz için yapıyoruz. Antrenmanlarımız bazen circle havasında, bazen bireysel, bazen de takım havasında karşılıklı battle’lar şeklinde geçiyor. Sonucunda eksiklerimizi birbirimize söylüyoruz, hatalarımızı daha iyi görüp düzeltebiliyoruz bu sayede.

Ekip olarak antrenmanlar dışında beraber vakit geçiriyor musunuz?

Ekip olarak antrenman dışında da vakit geçiriyoruz, sık sık bir araya geliyoruz. Beraber vakit geçirdiğimiz online oyunlar var, havalar ısındığında ise hep beraber pikniğe ya da yüzmeye gidiyoruz. Beraber bir şeyler içiyor, sohbet ediyor ve geziyoruz. Birbirimizin evinde kaldığımız da oluyor, hep birlikte stüdyomuzda kalıp yemekler yaptığımız da. Takımdan çok aile gibiyiz ve birlikteyken bulunduğumuz mekanın ya da yaptığımız şeyin bir önemi yok, çünkü beraberken geçen her vakit güzel.

Sayı olarak ne kadar azalsak da tekrar bu kültürün ayağa kalkması için elimizden geleni yapıyoruz. Harekete geçmek öncelikle bize düşüyor, örnek olmamız lazım, öğretmemiz ve daha çok öğrenmemiz lazım. İyi işler yaptığımızı insanlara göstermeli ve bu kültürü iyi tanıtmalıyız.

Breakdans yaparken müzik faktörü sizce ne kadar önemli? Dans ederken sizi en çok hangi şarkı ya da sanatçı motive ediyor?

Dans ederken müzik çok çok önemli. Fakat bu sorunun cevabını grupça vermek zor, herkesin zevkleri farklı olabiliyor. Ancak şöyle açıklayabiliriz: Antrenman başlarında enerjisi düşük zihin açıcı müzikler ile başlıyoruz, ısınma, sallanma, deneme kısımları buna giriyor ve enerji arttığında daha dinamik müziklere geçiyoruz. En son soğuma dediğimiz bölümde ise yine enerjiyi düşürüp hem zihnimizi hem de vücudumuzu dinlendiriyoruz.

Türkiye'de breakdans kültürü sizce hak ettiği ilgiyi görüyor mu ?

Türkiye’de breakdans kültürü hak ettiği ilgiyi görmüyor. Eskiden daha iyiydi belki ama şimdi çok daha az. Sponsor bulmak zorlaştı ama diğer yandan eskiden insanlar sponsor aramadan partiler yapıp bine yakın insanı toplayabiliyordu. Hayat şartları etkileyebiliyor, aile etkileyebiliyor, kendi kültürümüze uzak bir iş yapıyoruz zaten ve bunu insanlara kabul ettirmek zor. İzlemesi ne kadar zevkli gelse de kimse bu işin içine girmek istemiyor ya da çocuğunun ilgilenmesine sıcak bakmıyor. Sayı olarak ne kadar azalsak da tekrar bu kültürün ayağa kalkması için elimizden geleni yapıyoruz. Harekete geçmek öncelikle bize düşüyor, örnek olmamız lazım, öğretmemiz ve daha çok öğrenmemiz lazım. İyi işler yaptığımızı insanlara göstermeli ve bu kültürü iyi tanıtmalıyız.

Eski nesilden kendinize örnek aldığınız b-boy'lar / crew'lar var mı ?

Maalesef eski nesilden kendimize örnek aldığımız crew ya da b-boy yok. Örnek bir grup olmak için bir araya geldik. Bu grubun kurulma amacı tam olarak buydu. Diğer yandan şu sıralar ülkemiz adına güzel haberler alıyoruz, Too Much Underground Avrupa’da ülkemizin adını duyurmaya başladı, dönemimizin en güzel örneklerinden biri onlar. Hayallerin gerçek olabileceğini, imkansız diye bir şeyin olmadığını insanlara gösterdikleri için kendilerini tebrik ediyoruz.

DİĞER İÇERİKLER
Sonraki Hikaye