MÜZİK

10 Albümde 2019

© Todd Owyoung / Red Bull Content Pool
Yazar: Artemis Günebakanlı
İlk dinleyişte vurulduğumuz, yıl boyu tekrar tekrar ziyaret ettiğimiz, hiç bitmesin istediğimiz albümlerle 2019 defterini kapatıyoruz.
En sevdiklerini kaybetmek, ummadığın anda kendini bulmak, dünyayı daha önce görmediğin gibi tanımak ve insan ilişkilerinin bin bir yüzü üzerine yazılmış şarkılar bu yıl da ruhumuzu yakaladı. Geniş pop ve soft rock orkestrasyonları, synthesizer temelli, çok katmanlı müzikler, çağın anksiyetesini taşıyan elektronikler, dürüst hikâye anlatıcılığının peşindeki çıplak vokaller, ışıltılı prodüksiyonlar yıl boyunca kulaklarımızdan eksik olmadı. 2019’un 10 albümlük müzikal özeti ve gözden kaçmaması gereken albümleriyle yılı bitirmeye yaklaşıyoruz.

Nick Cave & The Bad Seeds - Ghosteen (Ghosteen Ltd.)

2016’da yayımlanan Nick Cave & The Bad Seeds albümü Skeleton Tree’nin karanlığı, Cave ailesinin oğullarından Arthur’un kaybı ile ilişkilendirilse de, Nick Cave’in hayatın bu büyük sınavıyla boğuştuğu albüm bu yıl dinleyiciyle buluşan Ghosteen. Analog synthesizer’lar, piyano ve yaylılarla temeli atılan ambient atmosferin içinden Nick Cave’in baritondan falsettoya uzanan vokaliyle çıkıp gelen cümleler, her şeyi delip geçiyor. Bir saat sekiz dakikalık bu double albüm, 2019’un en iyi albümlerinden biri olmasının yanında Nick Cave & The Bad Seeds diskografisinin de zirvelerinden.

Angel Olsen - All Mirrors (Jagjaguwar)

Angel Olsen her albümde dünyada kapladığı yeri biraz daha genişletiyor ve bunu ilk albümlerindeki samimiyeti, dürüstlüğü koruyarak yapıyor. All Mirrors’ın orkestral görkemiyle sarmalanmış halde, sevginin ve ona bağlı hayal kırıklıklarının farklı formlarını bu defa aynada kendine bakarak anlatıyor. Hikâyelerini ışıltılı bir sahnede daha çok seyircinin önüne koysa da sözlerindeki gerçeklik, küçük bir odada sadece gitarıyla karşımızdaymış gibi etkileyici.

Sharon Van Etten - Remind Me Tomorrow (Jagjaguwar)

Sharon Van Etten, 2014 tarihli Are We There’den beri tuttuğu nefesini Remind Me Tomorrow’da harika bir ses paleti oluşturarak bırakıyor. Çocuk sahibi olmanın getirdiği geniş duygu skalasına ek olarak, synthesizer ve elektronikler de Sharon Van Etten’ın müziğine yeni katmanlar katıyor. Remind Me Tomorrow, müzisyenin ruhunu dinleyene açtığı özel anlarla dolu bir albüm. Heather Woods Broderick’in albümün tamamına yayılan geri vokallerinin güzelliği ve bu yıl dinlediğim en etkileyici şarkılardan olan Memorial Day’i bize hediye etmesi de cabası.

Thom Yorke - Anima (XL)

Thom Yorke, dünyada olup bitenlerden haberdar olmamanın, haberdar olmak kadar kaygı yarattığı; sürekli hareket halindeyken bile bir yere gitmediğimizi hissettiğimiz 2019’un ruh halini Anima albümünde sese aktarıyor. Tekinsiz glitch’ler, kesintili ritimler, aynı rutini tekrar eden makinelerin iç karartıcı dünyasında hâlâ nefes aldığımızı hatırlatan Thom Yorke vokali… Yorke’a ve albümün karakterine yakışır şekilde, unutulan düşleri geri getirdiğini iddia eden “Anima Technologies” adlı kurgusal şirketin ilanlarıyla duyurulan albüme, Paul Thomas Anderson’ın 15 dakikalık kısa filmi eşlik etti. Anima hem 22 yıl önce Fitter Happier ile işaret edilen dünyanın soğuk gerçekliğini temize çekiyor hem de adımlarını uzun zamandır duyduğumuz distopyanın kapıyı çaldığını hatırlatıyor.

Bon Iver - i,i (Jagjaguwar)

Her yeni albümle kendine çizdiği müzikal rotayı güncelleyen Bon Iver, i,i’da da geleneği bozmuyor. Justin Vernon’un her birinin bir mevsime denk düştüğünü söylediği albümlerin dördüncüsü, döngüyü sonbahar ile tamamlıyor. Kendinden önceki tüm Bon Iver diskografisinin rafine bir bileşimini sunan albümün konuk listesinde Aaron Dessner, Moses Sumney, James Blake gibi isimler var. Zengin dokusunun içine yerleştirilmiş parlak prodüksiyon fikirleriyle dinleyiciyi yabancılaştırmayan, aksine yolculuğuna ortak eden i,i, Bon Iver’in sonraki adımı için de heyecanlandırıyor.

Lana Del Rey - Norman Fucking Rockwell! (Interscope, Polydor)

Elizabeth Woolridge Grant, 2011’de viral olan videolarıyla müzik basınının gündemine oturduğunda, Lana Del Rey personasının onu çevreleyen PR makinesinin bir ürünü olup olmadığı çokça tartışılmıştı. Fiziksel görünümünden canlı performanslarına her konuda didik didik edilen Lana Del Rey, bu yıl yayımladığı beşinci albümü Norman Fucking Rockwell! sonrasında günümüzün en etkileyici söz yazarlarından biri olarak değerlendiriliyor. Başka bir zamana ait gibi duyulan ama nostaljiyle boğulmamış piyano baladları ve soft rock düzenlemeleri, Del Rey’in zamanla hayallerle büyülenmiş bir yerden bugünün karanlık zeminine çektiği hikâyelerine tam da ihtiyaç duydukları formu sağlıyor.

Weyes Blood - Titanic Rising (Sub Pop)

Natalie Mering’in Weyes Blood adıyla paylaştığı dördüncü albüm Titanic Rising, zengin ve etkileyici orkestrasyonuyla bir transatlantikten çok daha büyük bir dünyayı dinleyicinin keşfine açıyor. 70’lerin pop ve rock sound’undan aldığı ilhamı şarkılarının DNA’sına işleyen Weyes Blood, albüm kapağındakini andıran, koordinatlarını sadece kendisinin bildiği bir yerde ürettiği müziğini Titanic Rising ile parlak ışıkların odağına yerleştiriyor.

Floating Points - Crush (Ninja Tune)

Sam Shepherd’ın müzik dışı seslerden kulak okşayan melodilere uzanan geniş evreninde, dört yıl sonra kavuştuğumuz ikinci albümü Crush rehberliğinde bir gezintiye çıkmak 2019’un en tatmin edici müzikal eylemlerinden biriydi. Birbirine yaklaşan, ayrılan, kesişen, üst üste binen, birlikte nefes alan ses parçaları, boyutlararası bir varlığın kalp atışlarını andırıyor. Agresif ritimlerle geniş ambient alanlar arasında yaşayan bu varlığın ayakları dönüp dolaşıp dans pistine gidiyor ve bizi de peşinden sürüklüyor.

FKA twigs - MAGDALENE (Young Turks)

Müziğini sunuş biçimiyle birçok sanat disiplinini kucaklayan FKA twigs, magazin basınının büyüteci altında yaşanmış bir ilişkiyi, ayrılık sürecini, onu takip eden sağlık sorunlarını açıklıkla MAGDALENE’e aktarıyor. İlk albümünden bu yana geçen beş yılda şarkı yazarlığını iyiden iyiye olgunlaştıran FKA twigs’in kariyerindeki bu altın adımda kendisine aralarında Jack Antonoff, Nicolas Jaar ve Skrillex’in de bulunduğu kalabalık bir prodüktör kadrosu eşlik ediyor. MAGDALENE boyunca anlatılan hikâyelerin kalbimize yakınlığından ayrı, twigs’in tüm duyguları taşıyan sesinden ayrı etkileniyoruz.

The Comet Is Coming - Trust in the Lifeforce of the Deep Mystery (Impulse!)

Saksafoncu Shabaka Hutchings, klavyeci Dan Leavers ve davulcu Max Hallett’in karşı konulmaz enerji ve yaratıcılığından beslenen, Londra caz sahnesinin lokomotifi The Comet Is Coming, dünyadan uzaya kozmik müzik ışınları gönderiyor. Caz, funk, grime ve house’u saykedeli yapıştırıcısıyla birbirine ekleyen üçlü, kıyametin bir önizlemesini sunan güçlü albümleri Trust in the Lifeforce of the Deep Mystery’de yıkımın ve küllerinden doğmanın müziğini yapıyor. Blood of the Past şarkısına konuk olan Kate Tempest’ın dediği gibi: “Dünyanın ruhunda bir yara var ve senin bakman gerekiyor”.

2019'un gözden kaçmaması gereken diğer albümleri

  • Kim Gordon - No Home Record (Matador)
  • Nilüfer Yanya - Miss Universe (ATO)
  • Panda Bear - Buoys (Domino)
  • Liam Gallagher - Why Me? Why Not. (Warner Music)
  • Aldous Harding - Designer (4AD)
  • Black Midi - Schlagenheim (Rough Trade)
  • The Twilight Sad - It Won/t Be Like This All The Time (Rock Action)
  • Michael Kiwanuka - Kiwanuka (Polydor)
  • Stormzy - Heavy Is The Head (#Merky)
  • Chelsea Wolfe - Birth of Violence (Sargent House)