MÜZİK

2020'nin İlk Yarısından İz Bırakan 20 Albüm

© Red Bull Content Pool
Tame Impala, Fiona Apple, Khruangbin, Grimes ve çok daha fazlası... Artemis Günebakanlı, 2020'nin ilk yarısından iz bırakan 20 albümü derledi. 40 şarkılık Spotify playlist'i de hemen aşağıda.
Yazar: Artemis Günebakanlı itibarıyla yayında
2020’ye girerken her ne yapıyor idiysek, aynı şeyleri aynı hislerle yapmamız uzunca bir süre mümkün görünmüyor (yeni yıla evinde, sosyalleşmeden girenler hariç). Bu yıl defalarca dinlediğimiz, hayatımızın soundtrack’i olan şarkılarla her zamankinden farklı bir bağ kurduk. Özellikle evde kaldığımız dönemde müzikle nefes aldık. 2020’nin ilk yarısından 20 iz bırakan albümle bu tuhaf günlere not düşüyoruz.
Fiona Apple - Fetch the Bolt Cutters (Epic)
Fiona Apple’ın her albümünde olduğu gibi, “Fetch the Bolt Cutters”ın çevresinde de heyecan ve hayranlık dalgası halka halka büyüdü. Sesinde ve çalımında tutkuyu ve gücü taşıyan Apple, sabretmeye alıştırdığı dinleyicisine yıllarca tutunacağı 51 dakikalık bir hediye verdi. Kendimizi güçsüz hissettikçe içimizdeki ateşi bulmak için döneceğimiz şarkılar bunlar.
Bob Dylan - Rough and Rowdy Ways (Columbia)
Kariyerindeki 39. stüdyo albümüyle heyecan yaratmanın ötesinde, yılın en iyi işlerinden birine imza attı Bob Dylan. Dylan’ın 2012’de yayımladığı “Tempest”tan bu yana yeni şarkılar içeren ilk albümü olan “Rough and Rowdy Ways” yaşamımızı ne kadar büyük bir şairle paylaştığımızı hatırlatıyor. 2020’nin bizi umutsuzluğa sürükleyen akışı içinde Dylan’ın görmüş geçirmiş, sanki bedenin sınırlarını aşıp sonsuzluğa ulaşmış bilgeliğine ihtiyacımız var.
Yves Tumor - Heaven To A Tortured Mind (Warp)
Sean Bowie, bu yıl soul ve rock’ı deneysel bir yaklaşımla birleştirdiği Yves Tumor projesiyle dördüncü albümünü yayımladı. Bildiğimiz dünya büyük çatırtılarla değişirken itirazlarımızı Yves Tumor’ın alev alev sesine iliştirdik, korkularımızı distorsiyonlu ses katmanları arasında kaybettik. “Heaven To A Tortured Mind” 2020’nin hayatımıza kattığı ender güzelliklerden.
Run The Jewels - RTJ4 (Jewel Runners)
Killer Mike ve El-P’nin köküne kadar politik projesi Run The Jewels, “RTJ4” ile bize tam da bu dönemde içimizde tutmakta zorlandığımız öfkeyi akıtacak bir mecra verdi. Pandeminin yaşamımızı üzerine inşa ettiğimiz temelleri sarstığı, ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı mücadelenin sesini yeniden yükselttiği sancılı değişim günlerinde Run The Jewels sadece çok iyi albümler yapmıyor, kitlelerin sesi oluyor.
Thundercat - It Is What It Is (Brainfeeder)
Thundercat’in yaratıcı ışığı, karantina günlerine sakinleştirici bir dokunuş gibi geldi. Kamasi Washington, BadBadNotGood, Childish Gambino, Steve Lacy, Steve Arrington, Louis Cole, Ty Dolla Sign ve Lil B’den oluşan yıldızlar kadrosunu ağırlayan albümün prodüktörlüğünü Thundercat ve Flying Lotus üstlendi. Dinleyenin ruhunu hafifleten albümü her seferinde farklı bir ses ipliğinin ucuna takılarak keşfetmek mümkün.
Destroyer - Have We Met (Dead Oceans)
Dan Bejar’ın Destroyer adıyla yayımladığı 12. albüm “Have We Met”, hayatın yolumuza fırlattığı her engelde nasıl kaybetmeye oynadığımızı 80’lerden gelen synthesizer sound’una sarmalayarak anlatıyor. Ocak ayının sonunda yayımlanan albüm, olan bitenin daha iyiye gitmeyebileceği hissini yayarken sanki sonraki aylarda yaşayacaklarımızı önceden haber veriyor.
Phoebe Bridgers - Punisher (Dead Oceans)
Phoebe Bridgers, ilk albümü “Stranger in the Alps” ile odağına yerleştiği indie radarından hiç çıkmadı. Lucy Dacus ve Julian Baker ile boygenius projesinde, Conor Oberst ile Better Oblivion Community Center projelerinde bir araya geldi. İkinci albümü “Punisher” da Bridgers dinleyicisinin sevdiği karanlık, hüzünlü ama alaycı ve gerçek dünyaya yeni biletler sunuyor.
Grimes - Miss Anthropocene (4AD)
Tanımların dışına taşan müziğiyle her zaman dikkat çeken Grimes, bir süredir Elon Musk ile olan ilişkisi nedeniyle de göz önündeydi. Bu durum, yeni albümü Miss Anthropocene’e de yansıdı. Albümün ana teması küresel iklim krizinin etkileri olsa da Grimes’ın didik didik edilen özel hayatının da şarkılarda izi var. Albümün ayrıksı single’ı “Delete Forever” ise akustik karakteriyle Grimes’ı farklı bir ışık altında görmemizi sağladı.
Tony Allen & Hugh Masekela - Rejoice (World Circuit)
Efsanevi Afrobeat davulcusu Tony Allen ve Güney Afrika cazını şekillendiren isimlerden trompetçi Hugh Masekela’nın 10 yıl önce yaptığı kayıtlar, bu yıl “Rejoice” albümüne dönüşerek dinleyiciyle buluştu. Masekela’nın ölümünden iki yıl sonra yayımlanan bu nefis albümü ilk dinlediğimizde, Tony Allen’ın da son albümü olacağını bilmiyorduk. “Rejoice” iki efsaneye özel bir veda.
Waxahatchee - Saint Cloud (Merge)
Katie Crutchfield, beşinci Waxahatchee albümü “Saint Cloud”da şimdiye kadar benimsediği indie rock yaklaşımını geride bırakıyor. Alkol bağımlılığından kurtulmanın verdiği hislerle, çocukluğunu geçirdiği Alabama’nın country ve Americana seslerine dalıyor. “Saint Cloud” dinleyeni kendisi gibi sakin olmaya davet ediyor.
Tame Impala - The Slow Rush (Interscope)
Kevin Parker, beş yıllık beklenti fırtınasının içinden alnının akıyla çıkan yeni Tame Impala albümü “The Slow Rush”ta psychedelic gitarları bırakıp sentetik sesleri ele aldı. Retro batağına saplanmadan geçmişin nefesini hissettiren albümdeki şarkılar çoktan 2020’nin kumaşına örüldü.
U.S. Girls - Heavy Light (4AD)
Meghan Remy, U.S. Girls projesiyle yayımladığı son albüm “Heavy Light”ta kişisel ve toplumsal travmaları şarkılarına başarıyla aktarıyor. Modern dünyada yaşamaya çalışmanın nasıl bir şey olduğunu belgeliyor. Soul, funk ve gospel ile beslenen “Heavy Light” her anlamda olgunlaşmış, kendini tekrar tekrar dinleten bir albüm.
Soccer Mommy - Color Theory (Loma Vista)
Çocukluğundan beri kendisini gitarla ifade etmeye alışkın olan Sophie Allison, ikinci Soccer Mommy albümü “Color Theory”de tanıdık sularda seyrediyor. Depresyonun farklı açılardan çekilmiş net fotoğraflarını sunan albüm, yalınlığıyla yakalayıp dürüstlüğüyle bağ kuruyor. Henüz 20’li yaşlarının başında olan Soccer Mommy’nin anlatacak çok hikayesi var.
Jeff Parker - Suite for Max Brown (International Anthem)
Tortoise gitaristi Jeff Parker, verimli işbirliklerinin dışında 2000’lerin başından beri yayımladığı solo albümlerle geniş bir ses dünyasından aldığı ilhamı müziğine aktarıyor. Adını Parker’ın annesinden alan “Suite for Max Brown” dinleyeni kolayca içine çeken, 2020’nin heyecan verici caz albümlerinden.
Moses Sumney - græ (Jagjaguwar)
Büyüleyici ses Moses Sumney, ikinci albümü “græ”i iki bölüm halinde yayımladı. Takip etmeden duramadığımız synth yürüyüşleri, peşine düştüğümüz melodiler, detaylarında kaybolduğumuz düzenlemelerle “græ” tıpkı Sumney’nin ilk albümü “Aromanticism” gibi dinleyici için bir ziyafet.
Perfume Genius - Set My Heart on Fire Immediately (Matador)
Mike Hadreas yani Perfume Genius, beşinci albümü “Set My Heart on Fire Immediately” için Matt Chamberlain, Pino Palladino, Rob Moose, Jim Keltner gibi müzik endüstrisinin yıldız session müzisyenleriyle bir araya geldi. Ortaya çıkan şarkılar ışıltılı pop dokunuşlarından için için yanan gitarlara ve sinematik yaylılara uzanıyor. Hadreas’ın duyguların düğüm düğüm olduğu sesi 2020’nin yıprattığı ruhumuza pansuman yapıyor.
Car Seat Headrest - Making a Door Less Open (Matador)
Will Toledo’nun solo projesi olarak başlayan Car Seat Headrest, bağımsız paylaştığı bir dizi albümden sonra Matador Records ile anlaşmış ve kadrosunu genişleterek indie dünyasında hızlı bir tırmanışa geçmişti. “Making a Door Less Open”da elektronik altyapılar ve synthesizer’ları kucaklayan Car Seat Headrest, beklentilerin üzerinde yarattığı baskıya kendi yolunu kendisinin çizeceğini hatırlatarak yanıt verdi. Toledo’nun davulcu Andy Katz ile hayata geçirdiği “1 Trait Danger”daki personası, bu albümle Car Seat Headrest evrenine giriş yaptı.
Rolling Blackouts Coastal Fever - Sideways to New Italy (Sub Pop)
Avustralyalı beşli, ikinci albümü “Sideways to New Italy”de indie ve psychedelia’yı güneşli gitarların şahitliğinde birleştirmeye devam ediyor. ilk albümlerindeki sound’a sadık kalan ekip, dinleyiciye şarkılarında daimi bir yaz sunuyor.
The Weeknd - After Hours (XO)
The Weeknd, dördüncü albümü “After Hours”un ilk single’larını paylaştığında bunun bir ayrılık albümü olacağını tahmin etmemiştik. Yalnızlık ve yoksunluk hissiyle kol kola yürüyen “After Hours” dünyanın içine düştüğü duruma çok uygun. R&B ve pop, 80’lerin neon parlaklığında eriyor, bizi dibe çeken duyguların üstü gündelik hazlarla örtülüyor.
Khruangbin - Mordechai (Dead Oceans)
Khruangbin’in dünyanın her köşesinden ses ve ritimleri karışık dondurma gibi dinleyiciye sunan müziği, kendilerine belki de tahmin etmedikleri bir popülerlik kazandırdı. Houston çıkışlı üçlü, üçüncü albümü “Mordechai”de bu başarılı formüle vokal ekliyor ve pandemi sonrası çok daha büyük kitlelerle buluşmaya hazırlanıyor.

Playlist