01
İzmir’i temsil eden bir takım olarak Wings for Life World Run’da yer almak sizin için ne ifade ediyor?
- Aslıhan Kılıç: İzmir insanının yardımseverliğini, spor olan tutkusunu, enerjisini temsil ediyoruz. O yüzden bu çok gurur verici.
- Hazal Selin Uygur: Aslı doğru söylüyor. İzmir insanı sporu seviyor, enerjisi yüksek, sıcakkanlı insanlar. Yardımlaşmayı da seviyorlar. Bir başkasına her zaman el uzatıyorlar. Tüm bu özellikleri ve İzmir insanını temsilen tabii ki bu koşuya katılıyor olmak bizi mutlu ediyor.
- İrem Çor: Özellikle böyle güzel bir şehirde çok güzel bir amaç için toplandığımız için çok mutluyuz. Normalde antrenmanlarda da takım olarak bir aradayız ama bu sefer çok daha farklı bir amaç için bir araya geldik. Bu da ayrı bir mutluluk verdi bize.
- Merve Atlıer: Öncelikle böyle bir projede yer almak bence çok değerli bir şey. Hem takımı temsil ediyoruz hem de İzmir'i temsil ediyoruz. Aslında İzmir, sporla çok iç içe olan bir şehrimiz. Hep birlikte böylesine önemli bir etkinliğe katılmak, açıkçası hem iyi hissettiriyor hem de bu şekilde başkalarına da ilham kaynağı olduğumuzu düşünüyorum.
02
Bu koşuya takım halinde katılmak nasıl hissettiriyor?
- Aslıhan Kılıç: Takım sporu yaptığımız için bir şeyleri beraber yapmaya ve bir amaç için beraber mücadele etmeye zaten çok alışkınız. O yüzden böyle anlamlı bir koşuda beraber yer almak motivasyonumuzu arttırıyor, aramızdaki bağları güçlendiriyor ve o ruhu daha iyi hissetmemizi sağlıyor.
- Hazal Selin Uygur: Alışkınız. Kendi sporumuzu yani voleybolu, hem kendimiz için yapıyoruz hem de takım arkadaşımız için yapıyoruz aslında. Bireysellikten uzak. O yüzden hiç yabancı olduğumuz bir yer değil. Biri için bir şeyler yapmayı, fedakarlık yapmayı ya da başkası için yorulmayı biz zaten bu sporla birlikte alışkanlık haline getirdik.
- Merve Atlıer: Takım olarak burada birlikte bulunmak bence bizi rahatlattı. Çünkü zaten hepimiz birbirimize destek olan insanlardan oluşuyoruz topluluk olarak. O yüzden bizi tıpkı sahada hissettirdiği gibi güçlü yapıyor bence.
- İrem Çor: Takım ruhunu bu koşuya da yansıtmaya çalıştık. Genel olarak İzmir'i voleybolda iyi temsil ettiğimizi düşünüyoruz bu sene. Bunu da bu etkinliğe yansıtmaya çalıştık ve umut olmaya çalıştık. Vazgeçmemeye teşvik ettik.
03
Parkurdayken aklınıza gelen ilk kişi ya da ilk hikaye nedir?
- Hazal Selin Uygur: Genelde benim aklıma ailem gelir. . Hep ailem olur yani çünkü en sevdiğinden destek alırsın. En çok onların desteğini hissedersin insan olarak. Ben ailem diyebilirim yani.
- Aslıhan Kılıç: Evet, ben de Selin’e katılıyorum. En çok hep arkanda olan desteklerini hissettiğim, bu yolun başından beri hep ailem yanımda olduğu için bence ben de ailem diyorum.
- İrem Çor: Şöyle bir örnek verebilirim: Ben BESYO'da okudum. O zamanlarda tekerlekli sandalyede olan arkadaşlarım vardı. Onlar da güreş ve basketbol takımında yer alıyorlardı. Açıkçası bugün onlar için de bir şey yapmış gibi hissettim. Destek olmak adına güzel bir amaç için toplandığımız için küçük de olsa bir yardım ettiğimi hissettim.
- Merve Atlıer: Benim de aklıma direkt bu şartlarda mücadele eden insanlar geliyor aslında. Zaten bu koşunun amacı o. Sonuç olarak herkesin hayatta bir mücadelesi var ama onlarınki bizimkinden daha farklı. Onlar için umut olup da bu şekilde bir etkinliğe katılmak gerçekten beni çok mutlu ediyor. Bu yüzden de benim aklıma sadece onlar geliyor açıkçası. Zaten koşunun asıl amacı o. O yüzden burada bulunmaktan mutluyum.
04
Koşamayanlar için koşma fikri sizi kişisel olarak nasıl etkiledi?
- Hazal Selin Uygur: Şöyle... Bu bir destek, bu bir yardım, bu el ele verip aslında gösterebileceğimiz bir mücadele. Farkındalığı artırmak için. Burada olduğumuz için bu farkındalığın, bu aydınlanmanın yaşanmasına katkıda bulunacağımız için mutluyuz. Biz bazen unutuyoruz gerçekleri. Bu gerçekleri hatırlatmak için bence mükemmel bir fırsat.
- Aslıhan Kılıç: Ben de aslında çok benzer bir şey söyleyebilirim. Bizim de farkındalığı artırmaya yönelik bir katkı sunmak için birlikte hareket etmemiz önemli. Bunları beraber başarmaya çalışmak ve bu farkındalığı büyütmek bizim için gerçekten değerli.
- İrem Çor: Bu bizim günlük olarak çok rahatlıkla yaptığımız bir şey... Bu bizim mesleğimiz aslında ve bunu her gün gerçekleştiriyoruz spor olarak. Bazen günlük hayatımızda böyle küçük şeylerin bile değerinin farkında olamıyoruz. Bunun bilincinde olamıyoruz. Bugün ise bir kez daha bunun farkına vardık. Örneğin söylendiğimiz günlerde olabiliyor, bu işin zorluklarıyla ilgili. Özellikle spor yaparken. Ama bugün de güzel bir amaç için koştuk ve belki de o umut olma ve vazgeçmemeyle ilgili küçük bir ışık olabiliriz diye düşünüyorum.
- Merve Atlıer: Bir önceki soruda da yanıtladığım gibi sahada hareket edebiliyoruz, durabiliyoruz. İstediğimiz gibi davranabiliyoruz. Bence bu koşu birazcık da benim için farkındalık oldu. Çünkü normal hayatta bu kadar fazla düşünemeyebiliyorsun bu ayrıntıları. Ama bir amaç için bu etkinliğe katılmam, aslında bende bir farkındalık yarattı. Evet, empati duygum daha çok arttı.
05
Genç sporcuların sizi izlediğinde en çok neyi hissetmesini istersiniz?
- Hazal Selin Uygur: "Ben de yapabilirim." desinler. Ben onu isterim. "Ben de yapabilirim. O başarmış, ben de başarabilirim. Bu yola bir girebilirim, deneyebilirim." Ben bu hisle, bu motivasyonla ilerlemelerini, bu histe bulunmalarını isterim.
- Aslıhan Kılıç: Evet, bence de. Her koşulda bizlere baktıkları zaman umut ve cesareti görebilirlerse ben çok mutlu olurum. Yani Selin'in söylediklerine tamamen katılıyorum. O cesareti, o hayal ettikleri şeylere başarma arzusunun o yolda devam etmeleri gerektiğini görmeleri güzel olabilir bizleri izlediklerinde.
- İrem Çor: Bence vazgeçmemek en önemlisi ve disiplinle bu işe devam etmek. Ben sahada genelde bunu göstermeye çalışıyorum. Zor bir an yaşasak da, zor bir durumun içinde olsak da oradan çıkıp o anda yapabileceğin en iyisini yapmak. Bence vazgeçmemeyi hissetmeliler diye düşünüyorum.
- Merve Atlıer: Bence sürekliliği öğrenmeleri gerekiyor. Çünkü spor hayatı inişli çıkışlı aynı normal hayattaki gibi… Bir hedef belirledikten sonra tabii ki de inişler çıkışlar yaşayacaklar ve o iniş çıkışlarda aslında motivasyonlarını korumaları gerekiyor. Fakat bunun başında disiplinli olmaları gerekiyor. Bence özellikle kendi hayatlarında disiplinli olup asla vazgeçmemeleri gerekiyor. Çünkü biz de aynı yollardan geçtik. Kararlı olmak bence çok büyük bir şey. Önemli bir şey. Aynı yolda ne yaşarlarsa yaşasınlar, hiç sapmadan devam etmeleri gerekiyor. Çünkü bizler de bu şekilde buralara geldik. Hiçbir şey maalesef altın tepsiyle sunulmuyor.
06
Koşuyu tek bir duyguyla anlatsaydınız bu ne olurdu?
- Hazal Selin Uygur: Bizim için galiba bütün aktiviteler mücadeleden geçiyor yani. Azim.
- Aslıhan Kılıç: Mücadele, kararlılık.
- Merve Atlıer: Ben farkındalık derdim.
- İrem Çor: Bu arada farkındalık da anlamlı ama bence empati duygusu. Çoğu zaman kuramadığımız empati duygusu. Günlük hayatımızda bu aklımıza gelmiyor ama özellikle bu tarz etkinliklerde onların açısından da bakmaya çalışıyoruz. Ne kadar yapabilirsek tabii.
07
Bu koşuda kimi ya da neyi kalbinde taşıyarak ilerliyorsunuz?
- Aslıhan Kılıç: Yine benzer bir şey olacak bizim ama... Ailemiz ve sevdiklerimiz, kaybettiklerimiz...
- Hazal Selin Uygur: Yakın zamanda kaybettiğimiz aile bireylerimiz var, hem Aslı'nın hem benim. Onlar olacak kalbimizde. +1’iz yani.
- İrem Çor: Dediğim gibi okulda farklı özel gereksinimleri olan arkadaşlarım olduğu için onların yaşayış biçimine ve gündelik hayatlarında karşılaştıklarına aşinaydım. Onlarla sohbet etme şansım da oluyordu. Açıkçası bugün onları da düşünerek bir şeyler yapmaya çalıştım. Çünkü normalde “çok fazla yardım edemiyor” hissine kapılıyorsunuz. Onlar zorluklarını anlattıklarında bu konudaki eksiklikleri fark ediyorsunuz. O yüzden umarım ileride iyi bir tedavi bulunarak belki de onların hayatı daha kolaylaştırılır diye düşündüm. Ve dediğim gibi her attığım adımda onlara bir umut olmak adına bir şey yapmaya çalıştık.
- Merve Atlıer: Ben de şimdi aslında aynı şeyleri söyleyeceğim. Yine dönüp dolaşıp aslında aynı yere geliyorum. Ben hiç tanımadığım insanlar için böyle bir etkinliğe katılıyorum. Gerçekten benim için büyük bir minnettarlık, farkındalık aslında. Çünkü kendi hayatımızda yaşadığımız şeyleri bazen çok büyütebiliyoruz ama aslında insanlar daha büyük dertlerle de uğraşıyor. O yüzden de böyle bir etkinliğe katılmak dediğim gibi insanın içindeki o empati duygusunu uyandırıyor. Bazen unutabildiğimiz o duyguyu uyandırabiliyor. Dediğim gibi bazen hayat şartlarında olduğumuz kişiye, bazen olduğumuz durumu unutup hiç olmadık şeye bile isyan edebiliyoruz aslında. O an daha farklı zorluklarla yaşayan insanları düşünemiyorsun. Böyle bir şeye katılmak bence farkındalık yaratıyor.
08
Güçlü görünmenin arkasında kimsenin görmediği nasıl bir mücadele var?
- Hazal Selin Uygur: Kırılganlık var ya yani güçlü görünmenin arkasında aslında... Onlarca, yüzlerce, binlerce kere bir kırılganlık var. Çünkü sivrilmek için ya da daha sağlam hale gelmek için öncesinde çok darbe almış olmanız gerekiyor. Diğer türlü ilk darbede gidersiniz zaten. Güçlü görünmeye çalışırken bunun arkasında yine az önce bahsettiğimiz dedim ya mücadele. Yine mücadele var, bir sürü kavga var. Kendi içsel savaşlarınız var. Az önce olduğu gibi bir anlığına gözlerin dolup duygusallıkla ağlamak var. Güçlü olmak; böyle sımsıkı, duygusuz olmak değil yani aslında bir sürü duygunun birleşimi…
- Aslıhan Kılıç: Aynen bence de. Güçlü görünmenin arkasında sonuna kadar bir mücadele, arkasında sadece güçlü görünmek yok.
- İrem Çor: Ben bununla ilgili şöyle bir şey yapıyorum: Bazı günler özellikle tabii ki de profesyonel bir spor yaptığımız için hem fiziksel hem de mental olarak çok dayanıklı olmanız gerekiyor. Her antrenmana geldiğinizde %100’ünüzü vermeniz gerekiyor. Diğer işlerden ayıran en önemli şey ise fiziksel olması. Ben böyle günler yaşadığımda genelde bu işe neden başladığımı hatırlatıyorum kendime. Çünkü ben bu işe çok severek başladım, hayalimdi. Ve o küçük İrem'in hayalinin gerçek olduğunu düşünerek kendimi motive etmeye çalışıyorum her zaman. Bunun arkasında ise tabii ki de destek de var yani. Kendini fark etmek, “Daha iyi nasıl olabilirim?” diye sormak var. Her gün “Nasıl gelişebilirim?” diye düşünmek, “Daha iyi nasıl yapabilirim?” diye düşünmek şeklinde yanıtlayabilirim.
- Merve Atlıer: Yani spor hayatı... zor. Daha çok göz önündesin. Beklentiler daha farklı. Bir sürü farklı insanla çalışıyorsun. Sorumlulukların daha farklı. Tabii ki de bir insan yani bir sporcu her gün mükemmel olacak diye bir şey yok. Ben çok öncesinde çok mükemmelliyetçi bir insandım. Ama aslında insanların dalgalı dönemleri olabileceğini öğrendim, tecrübe ettim. Bazı şeyleri yaşayarak öğreniyor insan. Bu konuda da tabii ki kendimi mental olarak çok güçsüz ve kırılgan hissettiğim dönemler oldu ama hani ben bu işi gerçekten severek başlamıştım ve hani bir amacım vardı. O amaçlardan vazgeçmektense bu yolculukta bunları da yaşayacağımı öğrenip mental destek alarak hala bir amaç uğruna devam edebiliyorum. Çünkü gerçekten çok şanslıyım ki yaptığım işi severek yapıyorum ve daha iyisi olması için de elinden gelen her şeyi yapıyorum. Bu yolda da tabii ki de hatalar olacak. İnişler çıkışlar olacak. Önemli olan o dengeyi sağlayabilmek.
09
Hayatınızda sizi bugünkü mental gücünüze taşıyan en kırılgan an hangisiydi?
- Aslıhan Kılıç: Az önceki soruyla çok benzer bir şey söyleyeceğim. Yaşadığım direkt böyle spesifik bir olay yok. Fakat benim saha içinde ya da saha dışında yaşadığım olaylar, yaşadığımız kayıplar, yaşadığımız zorluklar, ufak tefek de olsa sakatlıklar... Finalleri kaybetmek, önemli maçları kazanmak, yani bir sürü bir yaşanmışlık var ve bunun devamında güçlü olabilme ve mental sağlamlık geliyor bence. Yani bir anda tek bir olayla elde edebileceğim bir şey olduğunu düşünmüyorum.
- Hazal Selin Uygur: Yani benim şöyle "Yeter." dediğim her noktadan sonra "Ya ben tamamım bundan sonrasını yapamam." dediğim her noktadan sonra mutlaka onarılmış bir tarafım oldu ruhumda, hayatımda. "Ben bunu kaldıramam, ya tamam bu artık sondu, çıkamayacağım herhalde." deyip çıktığım zamanları hatırlıyorum. Hepsine şimdi bakınca onlar benim kırılma noktalarım. Bir tane yok, birden fazla var. Hatırlayamadığım kadar var. Onlar bu hale getirdi. Mesela sakatlıklardan örnek verebilirim. Bir daha çok yüksek ağrılarla eski performansıma ulaşamayacağımı düşündüğüm yerlerde özellikle işimle alakalı. Geri döndüğüm zamanlar oldu ve artık Gerçekten çok ağrım var, yeter” diyordum, “Olmayacak, yapmayacağım” diyordum ama geri döndüm.
- İrem Çor: En kırılgan an değil fakat ben 17 yaşında şehir dışında oynamaya başladım. Mesela çok küçük bir yaşta ailemden ayrıldım. O da bana çok büyük bir sorumluluk getirdi. Ailesiyle çok fazla iç içe olan, her şeyimi onların yaptığı bir çocuktum. Ama böyle bambaşka bir şeyde tek başına hayatta kalmak insanı çok büyütüyor ve olgunlaştırıyor. Aslında tek bir an yok. Bence birçok kırılgana an var. Zor sezonlar olabiliyor, zor anlar olabiliyor, zor bir maç olabiliyor. Bence her an seni çok daha fazla geliştiriyor ve daha iyiye götürüyor. Tek bir an olarak söyleyemem ama dediğim gibi birçok olay seni bugünkü haline getiriyor.
- Merve Atlıer: Kırılgan an olarak aslında şey söyleyebilirim. Şöyle ben 14 yaşında ailemden ayrıldım. Hani farklı bir şehre transfer olmuştum. Ve aslında orada çok küçük yaşta hayat mücadelesine başladım. Çünkü hani 14 yaşında aslında o zamanlar kendini çok büyük hissedebiliyor insan. O dönemlerde ama aslında ne kadar büyük bir şey başardığımı hissettim. Çünkü ailemden ayrıyım. Bir anda gerçek bir hayata atılıyorsun, bir amaç uğruna gidiyorsun onlardan ayrı. Tek başına yemek yapma, çamaşırını yıkama, okul hayatı... Aslında beni çok erken olgunlaştıran bir olaydı ve bu bence bana spor hayatımda da bu noktada disiplini sağladığını düşünüyorum. Zaten hırslı bir insandım ve bunun üstüne de disiplinli bir hayat tarzıyla aslında buralara kadar geldiğimi düşünüyorum. Daha çok örnek var ama en spesifik olarak bunu söyleyebilirim.
10
Yorulduğunuz anda vazgeçmekle devam etmek arasındaki o ince çizgiyi nasıl geçiyorsunuz?
- Hazal Selin Uygur: Yorgunlukbir tercih diye düşünüyorum ben. Herkes yoruluyor. Hani biz işimiz sebebiyle belki dışarıdan daha çok yoruluyoruz gibi gözüküyor insanlara. Öte yandan bazen biz öyle hissediyoruz, diğerlerine göre daha çok yoruluyoruz diye. Ama son noktaya geldiğini düşünmek ve ondan sonra ilerleyemeyeceğine inanmak tamamen bence bizim kafamızda oluşturduğumuz bir sınır ve bir tercih. Yorgun değiliz, yapabiliyoruz. Ben buna inanmak istiyorum. İleride zaten çok yorgun bir yerde kalacağız hepimiz. Ve bir adım daha atamayacak ya da birazcık daha devam edemeyecek halde olacağız. Ama şu an yorulmak bir tercih değil. Herkes yoruluyor ama herkes devam ediyor. Biz de bu aslında kolektif hareketin bir parçasıyız. Eğer bırakırsan bireysel olarak kendin durursun. Ben o tercihi yapmak istemiyorum. Bundan bir zorunlu bırakılmak başka, onu tercih edebilmek başka. Ben devam etmeyi seçiyorum öyle zamanlarda. Tercih olduğuna inanarak yani kendimi buna ikna ederek devam ediyorum.
- Aslıhan Kılıç: Benim biraz şöyle açıkçası vazgeçmeyi neredeyse hiç düşünmedim. Özellikle spor anlamında söylersem. Çünkü spora başladığım birinci yılda da onuncu yılda da benzer bir motivasyonu sağladım bence içimde. Çünkü şu ana kadar sadece benim değil; ailemin de verdiği emekler, fedakarlıklar var bu yolda ilerlemek için. Çok fazla çaba ve mücadele var kendi adıma, ki arkadaşlarım da zaten öyle. O yüzden hep bu motivasyonu daha da ilerlemek için, hayallerime ve hedeflerime ulaşabilmek için hani biraz bu dengeyi iyi kurduğumu düşünüyorum. Evet, çok yorulduğum, zorlandığım dönemler oldu. Ama o vazgeçme noktasına hiç gelmedim açıkçası.
- İrem Çor: Genelde bu işi çok sevdiğimi hatırlatıyorum. Bu benim için kritik. Ve sevdiğin işi yapmak bence bu dünyada şu anda çok önemli. Ve her zorluktan çıktıktan sonra daha güçlü bir sen yaratıyor. Buna odaklanmaya çalışıyorum genelde. Vazgeçmemek... Bu şekilde yani
- Merve Atlıer: Bence tamamen zihinde biten bir şey. Herkes gibi bir vazgeçme noktası tabii ki de geliyor. Bence gelmeyen bir insan yoktur ama hani ne için ve neden başladığını kendine hatırlattıktan sonra aslında tekrardan o gücü kendinde bulup yeniden doğabiliyorsun. Hani küllerinden doğmak diyelim.
11
Bu etkinliğin taşıdığı anlam voleybola bakışınızı değiştiriyor mu? Nasıl?
- Hazal Selin Uygur: Yani slogan, "Koşamayanlar için koş" değil mi? Biz de şöyle diğer genç çocuklarımıza, kız-erkek fark etmeden “Yap, biz şu an senin için burada örneğiz. Senin için bir durumu temsil ediyoruz. Senin yolunu açıyoruz. Bizim aslında attığımız her adım, oynadığımız her maç senin de yolunu açsın. Biz senin için yapıyoruz, sen de bizim arkamızdan bizim için gel." diyoruz..
- Aslıhan Kılıç: Yani bu koşuya katılmak, Selin'in dediği gibi çok anlamlı bence. Kendi sporumuza da bunu yansıtırsak bence de hep belirttiğimiz özellikle küçük kız-erkek çocuklarının hayallerinin peşinden gitme konusunda bir yol açmak, bir rol model olmak ve başarabileceğimizi göstermek bu koşu ile bağdaştırıp belki anlamlı hale getirebilir.
- Merve Atlıer: Yani şöyle, zaten göz önünde olan bir spor yapıyoruz. Şu an ülkemizde de yükselen bir spor. Ve ayrıca bizim de böyle bir etkinliğe katılmamız aslında sporun ne kadar göz önünde bulunduğunu ve farkındalık yaratmak için bir araç olduğunu gösterdi bir kez daha.
- İrem Çor: Ben de demek istiyorum ki bugün mesela takım olarak sahada değil farklı bir noktada farklı bir amaç için bir araya geldik. Aslında bu, sporun birleştirici gücünü de gösteriyor. Çünkü bu etkinlik; yaş, cinsiyet hiçbir şey fark etmeksizin herkesin bir arada olduğu bir etkinlik. Sonuçtan ziyade orada bir amaç için yarışma hali önemli. Ve bunu yansıtıyorsunuz, sonucun çok da önemli olmadığını. Öte yandan bu amaç için, bir araya geldiğimiz için ayrıyeten mutluyum. Bir farklılık oluşturulmasına katkı sağladığımızı düşünüyorum.
Sen de bu global hareketin bir parçası ol, koşamayanlar için koş. Hemen kaydını oluştur ve her adımınla bir umut yarat.