TENİS

Dominic Thiem'in Seyahat Rehberi

© Philipp Carl Riedl
Normal şartlar altında, Avusturyalı tenisçi, yılın 11 ayını dünyanın dört bir yanına seyahat ederek geçiriyor. Kariyeri sayesinde yeni şehirleri ve kültürleri öğrenme fırsatı da yakalıyor.
Yazar: Red Bull itibarıyla yayında
US Open şampiyonu Dominic Thiem sıklıkla dünyanın farklı şehirlerini ziyaret etme fırsatı yakalıyor. Her gittiği yerde de çoğunlukla en az bir hafta geçiriyor. Profesyonel tenis oyuncularının seyahat rutinleri aşağı yukarı bellidir: Havaalanı - otel - kort. Turnuva bitene kadar da son ikisini tekrar ederler. Ardından tekrar havaalanına gidip bir sonraki turnuvaya doğru yol alırlar.
2019 yılında; aralarında Katar, Avustralya, Brezilya, Çin ve ABD gibi ülkelerin de bulunduğu 15 farklı ülkede toplam 22 tenis turnuvasında yer alan Thiem ise rutinlerin biraz dışına çıkmayı seviyor.
Thiem, AlphaTauri'yle göz kamaştırıyor
Thiem, AlphaTauri'yle göz kamaştırıyor
27 yaşındaki sporcu, gittiği şehirlerde bir gün fazladan kalıp etrafı keşfetmeyi ve yeni kültürler hakkında bir şeyler öğrenmeyi tercih ediyor. Özellikle restoranlar, dükkanlar ve müzeler Thiem'in ilgisini çekiyor.
"Tokyo'ya ilk kez gittiğimde, çok beğendim. İkinci gidişimde ise orayı adam akıllı keşfetmeyi kafama koydum. Son maçımdan sonra orada bir gün fazladan kaldım ve şehri gezdim. Bazı şehirlerde bunu yapmayı gerçekten çok seviyorum."
Thiem, Ekim 2017'den bu yana Japonya'yı tekrar ziyaret edemedi. 2021 takvimi henüz kesinleşmemiş olsa da Olimpiyatlar ve ATP turnuvaları düşünüldüğünde Thiem'i çok yakında bir Japonya seyahati daha bekliyor olabilir.
Seyircilerin olduğu bir kortta oynamak çok daha güzel. Size pozitif enerji veriyorlar. Tekrar dolu tribünlere oynamak harika olur.
Dominic Thiem poses for a portrait in Vienna, Austria on October 16, 2019.
Dominic Thiem
Tennis
"Oraya geri dönmek için sabırsızlanıyorum. Restoranlar kesinlikle en favori mekanlarım. Farklı yemekleri tatmayı çok seviyorum. Aynı zamanda alışveriş yapmaktan da hoşlanıyorum. Eğer bir müzeye, sergiye ya da konsere gitme fırsatı yakalarsam da mutlaka değerlendiriyorum."
Thiem seyahat sarmalına girmediği zamanlarda ise ülkesi Avusturya'da yaşıyor. Yabancı ülkelere olan sevgisi o kadar büyük ki, kişisel websitesinde Reykjavik'ten Rio de Janeiro'ya, gittiği yerlere ilişkin düşünceleri paylaştığı ayrı bir bölüm var.
"Londra'da oynamayı çok seviyorum. Diğer taraftan, Roma, Barselona ve New York da sevdiğim şehirler arasında. Bu şehirleri kort ve otellerin dışına çıkarak biraz daha detaylı tanıma fırsatı buldum."
Dört mevsim boyunca dünya turunda olduğunuz zaman, yanınızda doğru kıyafetleri bulundurmak meşakkatli bir hal alabiliyor. Sürekli seyahat edip, kortta ve şehirde doğru kıyafetleri seçebilmek hiç de kolay değil.
"Doğrusu sürekli uçakla seyahat etmekten keyif almıyorum. Havaalanları, güvenlik kontrolleri, oteller, bir bavulla yaşamak... Bunlar pek keyifli değil ancak alışıyorsunuz. Bu durum, eve dönmeyi daha da özel bir hale getiriyor."
Dominic Thiem ve AlphaTauri modası
Dominic Thiem ve AlphaTauri modası
Thiem'in bu sezonki en farklı deneyimlerinden biri ise haziran yerine ekim ayında açık kortta oynanan Roland Garros'tu.
"Çok farklı bir deneyimdi. Kort gerçekten çok soğuktu. Hava sıcaklığı ve aydınlık seviyesi çok daha farklıydı. Maç anında iyice ısınıp terliyordunuz ancak üzerinizi değiştirdiğinizde bir anda üşümeye başlıyordunuz. Vücudunuzu ısıtmak için sürekli çaba göstermeniz gerekiyordu."
2020 yılında, Roland Garros ve Thiem'in New York'ta şampiyonluğa ulaştığı US Open seyircisiz olarak oynandı. Dünya üç numarasının 2021 için dileklerinden biri ise seyircilerin geri dönmesi.
"Seyircilerin olduğu bir kortta oynamak çok daha güzel. Size pozitif enerji veriyorlar. Bir turnuvadaki ilk güzel şey, dolu tribünlerin önünden korta doğru yürümektir. Henüz daha maça başlamadan. Tekrar dolu tribünlere oynamak harika olur."