Amnesia, Ibiza
© PYMCA / Contributor / Getty Images
MÜZİK

Ölmeden Önce Gitmen Gereken 5 Gece Kulübü

Dans ve gece hayatından vazgeçmeyenleri buraya alalım. Ibiza'dan Berlin'e en iyiler listemizde.
Yazar: Red Bull
3 dakikalık okumaPublished on
Ne yazık ki hayatta her güzel şeyin bir sonu var. Buna gece hayatının vazgeçilmez kulüpleri de dahil. Arches (Glasgow), Plastic People (Londra) ve Sankeys (Manchester) son birkaç yıl içinde kapılarını kapatmış kulüplerden sadece birkaçı.
Orada olan orada kaldı, yaşandı ve bitti. Ama hala ziyaret edebileceğin ve anın bir parçası olabileceğin harika kulüpler var. Bulundukları kentte gecenin yıldızı olmayı sürdüren bu kulüplere göz attık.
İşte ölmeden önce deneyimlemen gereken 5 gece kulübü!

De School, Amsterdam

Trouw kapandığında Amsterdam gece hayatında gerçekten dev bir boşluk oluşmuştu. Neyse ki, aynı ekip tarafından açılan De School o açığı kapattı.
700 kişi kapasiteli kulüp, kalabalığın arasında kaybolan DJ kabini ve minimal aydınlatma tasarımıyla dikkat çekiyor. Haftanın 7 günü açık ve 24 saatlik alkol ruhsatı olan mekan, bir spor salonu, bir kafe ve bir galeriyle aynı alan içine kurulu. Ancak belirtmekte fayda var, De School yalnızca beş yıllığına hayata geçirilmiş bir proje, yani mekanı görmek isteyenler elini biraz çabuk tutmalı.

SmartBar, Chicago

Mevzu house müzikse, gözler tabii ki türün köklerini saldığı çıkış noktasına, Chicago'ya çevriliyor. House müziğin doğduğu kulüplerde takıldığını düşün... The Warehouse belki artık yok ama o ruhu şimdilerde SmartBar yaşatıyor.
Yeraltındaki bu mabed, basit bir tasarıma, ahşap dans pistine ve Funktion-One ses sitemine sahip. Derrick Carter ve The Black Madonna'nın yanı sıra 2014 yılında hayatını kaybeden house'un öncülerinden Frankie Knuckles da SmartBar da çalmış isimler arasında. Mekan, Resident Advisor'ın da en iyi kulüpler listesinde yer alıyor.

Amnesia, Ibiza

Parti, gece hayatı ve elektronik müzik = Ibiza. Amnesia ise buranın en sıkı kulüplerinin başında geliyor. 5000 kişilik devasa ana salonu ve particilere günün ilk ışıklarını seyretme imkanı tanıyan cam tavanıyla öne çıkıyor.
Amnesia, Ibiza'nın müzik yelpazesi en çeşitli mekanlarından biri ayrıca. Techno, house, trance ve dahası... Hem çeşitliliği kim sevmez ki?

Fabric, Londra

Fabric, kapılarını açtığı 1999 yılından bu yana her dönem en gözde kulüplerden biri olmayı sürdürdü. Mekanın her biri kendi ses sistemine sahip üç odası var. Üstelik odalardan biri "bodysonic" ses sisteminden yayılan düşük frekanslar aracılığıyla müziği ayaklarınızda hissetmenize olanak sağlıyor. Kulüp geçtiğimiz Eylül ayında kapatılmış ancak gelen tepkilerin ardından yeniden açılmıştı. Yani orayı hala görmediysen şans bu kez senden yana!

Berghain, Berlin

Eski bir enerji santralinde kurulan Berghain, dans üzerine belgeseller çeken Philip Sherburne tarafından teknonun başkenti olarak tanımlanıyor.
Berlin'in popüler mekanı iyi müzik kadar kapı görevlisi Sven Marquardt'la da ünlü. Onu geride bırakabildiyseniz artık kendinizi teknonun kollarına atabilirsiniz demektir. Unutmadan söyleyelim, Berghain'da fotoğraf çekmek yasak. Yani orada olan orada kalır!