Erol Alkan, hem 2000'lerin alternatif rock müziği hem de günümüz elektronik müziği adına önemli bir figür. Londra doğumlu Kıbrıs asıllı müzisyen, yaşadığı kentin popüler kulüplerini işletti, dünya çapında birçok kulüp ve festivalde sahne aldı. Sıradaysa Sónar İstanbul performansı var. 6 - 7 Nisan'da şehre ses getirecek festivalin Red Bull Musicküratörlüğünde hazırlanan sahnesi SónarLab'de izleyeceğiz onu.
Peki, Erol Alkan'ı bu kadar özel kılan şey ne? Hangi adımları attı ve bir anda remikslerin efendisi oldu? Alternatif performans mekanlarından dans kulüplerine nasıl transfer oldu? Hepsinin cevabı aşağıda!
Londra gece hayatının kült mekanı Trash
Trash, Erol Alkan’ın öncülüğünde 1997 yılında Londra’da kuruldu ve dönemin ruhuna uygun olarak, gitar müziğini dansla buluşturan alternatif rock anlayışını sahnesine taşıdı. Tam 10 yıl boyunca klasik tabirle eğlencenin nabzını tuttu. Dev bir mekan değildi, ama dev isimleri ağırladı. Yeah Yeah Yeahs ve LCD Soundsystem gibi ekiplerin Britanya’da çıktıkları ilk sahne oldu. Zamanla alternatif rock marşına dönüşen The Verve’ün Bittersweet Symphony’si gibi şarkılar, menajerler tarafından Erol Alkan’a çok tazeyken ulaştırılıyordu. Bir şarkı Trash’te çalıyor ve insanlar eğleniyorsa o parça mutlaka hit olacaktır anlamına geliyordu.
David Holmes’un kaçan uçağı
Bu tesadüf olmasa Erol Alkan şimdi bulunduğunu noktaya gelir miydi, muhtemelen gelirdi. Fakat yine de David Holmes’un kaçan Londra uçağı, Erol Alkan için kapıyı araladı, bu bir gerçek. Bu sayede Fabric’teki ilk performansını sergilemiş oldu. Bu performansın ardından şu an hala Londra’nın dört bir yanında partiler düzenlemeye devam eden BuggedOut ona tabiri caizse "kaptan köşkünü" teklif etti ve işler gelişti. Bugün hala dans müziği üzerine yoğunlaşmış ünlü kulüplerin müzik direktörlüğünü üstlenmeye devam ediyor. Son olarak geçtiğimiz yıl 13 haftalık bir süre zarfında XOYO’nun programını hazırlamıştı.
Her şey Mylo’nun Drop the Pressure’ı ile başladı
Erol Alkan çok yönlü bir müzisyen. Klaxons’dan Ride’a, Mystery Jets’ten Franz Ferdinand’a birçok grup için prodüktörlük koltuğuna oturmuşluğu da, Beyond the Wizard's Sleeve adını verdikleri kendi grubuyla bir albüm kaydetmişliği de var. Ama onu dünyaca ünlü kılan şey yaptığı remiksler. Depeche Mode, New Order, Tame Impala, MGMT ve daha kimlerin şarkıları onun elinden geçmedi ki. Bunların başlangıcı ve Erol Alkan için bir nevi milat değerindeki işiyse 2004 yılında Mylo’nun çıkış şarkısı Drop the Pressure için yaptığı remiksti. Alkan, öne çıkan birtakım remikslerini geçtiğimiz yıl Kasım ayında Reworks Volume 1 adıyla derledi.
Yılın DJ’i
Her şey kaçan bir uçakla başlamış ve Erol Alkan birden Londra gece hayatını dans müziği adına domine eder olmuştu. Turntable ve CDJ onun enstrümanıydı ve karşısındaki kitlenin nabzını çok iyi ölçmek gibi bir yeteneği vardı. Deck’lerin başına geçtikten yalnızca bir iki sene sonra Muzik dergisi tarafından "En İyi Çıkış Yapan DJ" seçilmişti. 2006 yılında ise bir nevi lig birinciliği kazanmış ve 1982’den beri faaliyet gösteren dans ve kulüp kültürüne odaklanan Mixmag dergisinin "Yılın DJ’i" unvanına layık görülmüştü.
Bir fantezi gerçek oluyor
Erol Alkan, Trash günlerinden bu yana hep iyi müziğin peşindeydi. BBC6Music ve ardından Boiler Room için hazırladığı programlarda biriktirdiği ganimeti paylaşıyordu. 2007 yılındaysa, iyi müziği yayma işini bir adım öteye taşıdı ve kendi etiketini kurdu. Phantasy adını verdiği bu label kısa sürede İngiltere’nin en iddialı orta ölçekli etiketlerinden birine dönüştü ve La Priest, Ghost Culture, Tom Rowlands (The Chemical Brothers), James Welsh, Connan Mockasin ve Daniel Avery gibi isimlerin kayıtlarını dinleyiciyle buluşturdu.