Milan, özellikle bugünlerde onları çok özlüyor
© [unknown]
Futbol

Futbol Tarihinin Unutulmaz Üçlüleri

Offsite’ta bu ay, bir araya gelince efsaneler yaratan yıldızları hatırladık.
Yazar: Mustafa Demirtaş, Aras Keser
5 dakikalık okumaPublished on
Futbol dünyasında öyle “üçlüler” vardı ki, birbirlerini çok iyi tamamlıyor ve takımlarını adeta uçuruyorlardı. Aslında her biri ayrı ayrı özel oyunculardı ama üçü bir araya gelince, ortaya koydukları uyum, oynadıkları futbol daha anlamlı geliyordu. İşte hem Türk, hem de dünya futbolunun unutulmaz üçlüleri!
Sihirli üçlü

Sihirli üçlü

© David Ramos/Getty Images

Neymar – Messi- Suarez

Bize bu listeyi hazırlamamız için ilham veren, lezzetli üçlülerin en sonuncusu. Aslında içlerinden biri Messi olunca, Barcelona’nın son döneminde benzer üçlüler ortaya çıkmıştı. Eto’o, Messi, Ronaldinho sonrasında David Villa, Messi, Pedro ve şimdilerde ise Neymar – Messi – Suarez. Bu üçlü öyle oyunculardan oluşuyor ki, her biri adam eksiltmede, gol vuruşunda, asist yapmada dünyanın en iyileri arasında. Haliyle, ortaya böyle yok edici bir hücum hattı çıkıyor!

Andersson - Rapaić - Revivo

2000/01 sezonunda Fenerbahçe’yi şampiyon yapan üçlü ya da nam-ı diğer bermuda şeytan üçgeni olan Andersson, Rapaic ve Revivo, o sezon atılan gollerin %85’ine imza atmıştı. Rapaic ise gol krallığına kavuşan isim olmuştu. İşin garibi, o sezonun başında Andersson’a bitmiş, Revivo’ya işe yaramaz gözüyle bakan birçok insan vardı. Yaş ortalaması itibariyle de bir nevi veteran olan üçlü kendi kariyerlerinde de zirve olan bir sezon yaşamış ve bir daha da aynı seviyeye çıkamamışlardı.
Milan, özellikle bugünlerde onları çok özlüyor

Milan, özellikle bugünlerde onları çok özlüyor

© [unknown]

Rijkaard - Van Basten - Gullit

Aslında her biri daha öncesinde birçok başarı kazanmış ve yeteneklerini ispatlamışlardı. Ama önce Van Basten ve Gullit’in 1987’de, daha sonra ise yapbozun son parçası olan Rijkaard’ın 1988’de Milan’a gelmesiyle tarihin en iyi üçlülerinden biri kurulmuş oldu. İlk sezonlarında hem lig hem de kupa galipleri kupasını kazanan üçlü, unutulmaz sezonların ardından futbol tarihinde silinmez bir iz bıraktılar. Aynı üçlü Hollanda Milli Takımı’nı da sırtlamış ve 88 Avrupa Kupası finalinde Van Basten’in attığı, tarihin en iyi golüyle ülkelerine son kupayı kazandırmıştı. Hollanda o günden beri başka bir turnuvada kupa kaldıramadı.

Mancini - Lombardo – Vialli

Sampdoria bugünlerde Serie A’nın orta sıralarına oynayan takımı olabilir. Ama 90’lı yılların başında, dünya futbolunun zirvesine bile çıkmışlardı. O günlerde dönemin en iyi ligi olan Serie A’yı kazanmak bir tarafa, Barcelona karşısında Koeman’ın golüne engel olmayı başarsalardı neredeyse Şampiyon Kulüpler Kupası’nı bile kazanabilirlerdi. İşte o başarıların ardında, muhteşem bir üçlü saklıydı: Mancini, Lombardo ve Vialli. Mancini’nin yaratıcılığı, Vialli’nin golcülüğü ve Lombardo’nun kattığı dinamizmle Sampdorialılara unutulmaz anılar yaşatıldı.
1, 2, 3 gol yetmez...

1, 2, 3 gol yetmez...

© [unknown]

Metin – Ali – Feyyaz

Türkiye ve unutulmaz üçlü denilince akla elbette ki önce Metin – Ali – Feyyaz gelir. Öyle ki, bu üçlünün isim sırası bile hiç değişmez, o derece benimsenmiştir. Beşiktaş’ın altın jenerasyonunun gol ayakları, uzun yıllar boyunca siyah-beyazlıları rakipsiz kılmayı başarmıştı. Feyyaz’ın çağ ötesi santrfor oyunu, Metin’in sürati, Ali’nin gol bölgelerine kurnazca sızışları… Her birinin ortak özelliği de ufak yaşlardan itibaren o formayı giymiş ve kulübün birer efsanesi olmayı başarmaları. Artık böylesi zor görülür!

Matthäus - Klinsmann - Brehme

2014 Dünya Kupası, Almanların bir anlamda geri dönüşüydü. Götze, Müller, Kroos gibi henüz 20’li yaşlarının başında olan oyuncular Almanya’ya 24 yıl aradan sonra bir Dünya Kupası hediye etmişti. Bu, hiç kuşkusuz hep hatırlanacak bir başarı. Ama 1990’da olup bitenler 26 yıl geçmesine rağmen unutulacak gibi değil. Matthaus, Klinsmann ve Brehme üçlüsü bir önceki sezon Inter’i ligde şampiyon yaptıktan sonra ülkelerine bir Dünya Kupası getirmeye de kararlıydı. Ve çivi gibi bir takımla finale kadar yürüyen Almanlar finalde Arjantin'i yıkarak kupaya uzanmayı başarmıştı.

Tigana - Giresse - Platini

Fransa'nın 80'li yıllarda harikalar yaratan takımını sürükleyen üçlüsü, Tigana, Giresse ve Platini. Giresse'in orta sahada yaptığı "maestro" tanımı, Tigana'nın bitmek bilmeyen enerjisi ve elbette Platini'nin futbol zekası ve yetenekleriyle harmanlanmış ekip, özellikle Euro 84'te tüm futbolseverleri televizyona kitlemeyi başarmıştı. Ama Tigana'yla arası pek iyi olmayan Sergen'in sözü de unutulmaz elbette! "Ben Platini'nin arkasında oynuyordum," diyen Tigana'ya Sergen'in cevabı: "Ben Platini'yi çok gördüm ama arkasında seni hiç görmedim!"

Emre – Suat – Okan

Unutulmaz üçlü denilince hepsi hücum oyuncusu olacak diye bir kural yok elbette. Galatasaray’ın müzesini kupalarla dolduran takımın en kilit bölgesi orta sahasıydı. Fatih Terim’in yönetimindeki takımın en önemli farkı, top rakibe geçtiği anda başlayan presti. Hakan Şükür’den tutun da en gerideki Popescu’ya kadar herkes, topun kaybedildiği noktaya baskı yapardı. İşte o felsefeyi işler hale getiren en önemli etken orta sahadaki Emre – Suat – Okan üçlüsüydü. “Üç bücürler” olarak da anılan oyuncular, hem çok enerjikti hem yakaladıkları topları çok iyi kullanırlardı, hem de hücum bölgelerine sızmayı iyi bilirlerdi.