Son yıllarda dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Türkiye’de de E-Spor’a olan ilginin artmasıyla, çok uzun zamandır bu kültürün içinde olan gamerlar da farklı platformlarda yaptıkları yayınlarla popülerleşti. 20 yıldır Counter Strike oynayan Cantuğ Özsoy da bu isimlerden biri. Aslında birçoğumuz kendisini Unlost ismiyle tanıyoruz. Gece Yayıncıları serimizin beşinci bölümünde, Türkiye'nin en büyük 2v2 CS:GO turnuvası Red Bull Flick için nefesler tutulmuşken Cantuğ Özsoy’la hem Türkiye’deki E-Spor kültürünü hem de Twitch’te yaptığı canlı yayınları konuştuk.
Serinin önceki bölümlerinde gerek spor yayınları gerek yılda bir gerçekleşen Oscar Ödül Töreni canlı yayınlarıyla, gece yayıncılığının farklı kulvarlardaki yansımalarını mercek altına almıştık. Bu kez bambaşka bir disiplinden bahsediyoruz. Evinde, masasının ve bilgisayarının başında binlerce takipçiye, üstelik salgın sürecinde kimi zaman 24 saati aşan yayınlar yapıyor Cantuğ. Bu yayınlara geçmeden önce, video oyun kültürüne nasıl merak sardığından bahsetmekte fayda var.
Tutulduğum ilk oyun Doom'du, ardından Half-Life aşkımı keşfettim.
1990 Eskişehir doğumlu olan Cantuğ, çocukluk yıllarında daktiloda yazı yazma deneyimi yaşamış olmasını bu sürecin başlangıcı olarak görüyor. İlk dokunuştan sonra bu hissiyatın büyüsüne kapılıp, klavyede yazı yazmak için internet kafelere gitmeye başladığında 7-8 yaşlarındaymış. Kendini o yaşlarda bir “Atari manyağı” olarak tanımlayan Cantuğ, PC oyunlarının kendisine daha fazla keyif verdiğini söylüyor ve ekliyor: “Tutulduğum ilk oyun Doom'du, ardından Half-Life aşkımı keşfettim.”
Şüphesiz ki 2000’lerin en büyük video oyun hanedanlarından biri olan Counter Strike’ı da 2000’den bu yana oynadığını söylüyor. “Her zaman güncel kalmış ve bu özelliğini hep koruyacağına inandığım bir oyun” diyor. Oyunun popülaritesinin hem Türkiye’de hem dünyada daha da artacağına inanan gamer, Counter Strike’ın hem bir takım oyunu hem de satranç gibi değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Oyunlarını canlı yayınlarla paylaşmaya giden yolun temelleri de yine çocukluk yıllarında atılmış.
İçimde her zaman olan paylaşma, yeni insanlarla tanışma ve hep beraber oyun oynama isteği Twitch gibi platformların çok öncesine dayanıyor.
“Aslında bu serüven, yakın arkadaşlarımı evime çağırıp onlara nasıl oyun oynadığımı, oyunun nasıl oynanması gerektiğini anlattığım buluşmalarla başladı. İçimde her zaman olan paylaşma, yeni insanlarla tanışma ve hep beraber oyun oynama isteği Twitch gibi platformların çok öncesine dayanıyor. Beni sürekli bunu yapmaya iten duygu, Twitch sayesinde bir aile olmamıza ve beraber oyun oynamamıza vesile oldu. Bu kadar güzel duyguları ve hayalimdeki aileyi kurmamı sağladıkları için beni seven herkese çok teşekkür ederim. Bu en güzel duygulardan birisi.”
Unlost’un “hayalindeki aile” olarak tanımladığı takipçilerinin sayısını azımsamamak gerek; Twitch hesabında, yayınlarını izleyen ve kendisiyle iletişime geçen yaklaşık 1,5 milyon takipçisi var. Bu sayı gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Cantuğ, Türkiye’de E-Spor kültürünün yaygınlaşması adına en büyük eforu sarf eden isimlerden biri. Binlerce gencin E-Spor oyuncusu olmayı düşlediğini söylüyor ve bu genç sporcuları desteklemek, daha geniş kitlelere tanıtmak konusunda da epey aktif bir şekilde sorumluluk alıyor.
Duygusal bir topluluk olduğumuz için, bazen gece yayınlarında biraz daha dertleniyor, dolayısıyla dertleşiyor belki de gündüz yayınlarına göre biraz daha samimi oluyoruz.
Bu kadar uzun soluklu yayın yapan birini salt bir “Gece Yayıncısı” olarak tanımlamak doğru olmaz. Gündüz ve gece saatlerinde yayın yapmanın ne gibi farklılıkları olduğu konusunda pek de beklemediğim bir açıdan yaklaşıyor konuya:
“Gece yayınlarının bazı istisnai durumları var. Duygusal bir topluluk olduğumuz için, bazen gece yayınlarında biraz daha dertleniyor, dolayısıyla dertleşiyor belki de gündüz yayınlarına göre biraz daha samimi oluyoruz. Bir de gece yayınlarında internet sağlayıcılarının gece tarifelerinin de tadını çıkarıyoruz!”
5 kişilik bir gamer evinde yaşıyor ve bunun da küçük yaşlarından beri rüyalarını süslediğini söylüyor. Hem evini paylaştığı arkadaşları hem de Twitch’teki yayınlarını takip eden binlerce kişiyle kurduğu iletişimin, canlı yayınlar esnasında kendisini hiç yalnız hissetmemesi konusunda yardımcı olduğunun altını çiziyor. Üstelik takipçileriyle iletişimi Twitch yayınlarıyla da sınırlı değil. Buldukları her fırsatta Discord’daki kanallarında muhabbete koyulduklarını söylüyor ve ekliyor: “İzleyicilerimizden geri dönüş almak, neleri sevip neleri sevmediklerini, her şeyden önemlisi neye ihtiyaçları olduğunu bilmek benim ve ekibim için çok önemli.” Yayınların kimi zaman 24 saati bile aştığı durumlar olduğunu göz önüne alınca, bu çaba daha da kıymetli bir hal alıyor. Peki böylesi bir yayın ve iletişim disiplini nasıl bir kondisyon gerektiriyor?
“Yayınlarımı sadece kendimi iyi hissettiğim zamanlarda açıyorum. Her insanın hayatında olduğu gibi benim hayatımda da birçok olumsuz gelişme oluyor. Sevdiğim insanları kaybettiğim, hastalandığım veya modumun düşük olduğu zamanlarda yayın açmıyorum. Çünkü yayın açtığımda insanların modunu düşürmek değil tam aksine yükseltmek istiyorum.”
Bu motivasyonla birlikte salgın ve karantina sürecinde yayınların da hem nicelik hem nitelik olarak artması ve çeşitlenmesi kaçınılmaz olmuş. İlk önce bilgisayar alamayan oyuncular için kendi bilgisayarlarını hızlandırma metotları önerdiği bir video hazırlamış, ardından da “Bu zor dönemleri beraber geçirme” hedefiyle yayınlarını gün boyu aktif tutmaya başlamış. Bunun sonucunda da gelen yoğun ilgiyle birlikte Unlost, Twitch’de birçok istatistikte 1 numaraya yerleşmiş. Bu dayanışmanın birçokları için süreci daha kolaylaştıran bir etkisi olduğunu belirten Cantuğ bir de hatırlatma yapıyor: “Gerekmedikçe dışarı çıkmayın, kendimizin, sevdiklerimizin ve tüm dünyanın sağlığı için lütfen evde kalın.”
Red Bull Flick, Red Bull'un tüm organizasyonlarında olduğu gibi olaya çok farklı bir yerden yaklaşıyor.
Türkiye’nin en büyük CS:GO kapışması Red Bull Flick’in de önemli temsilcilerinden biri Cantuğ Özsoy. Bu organizasyonu benzer girişimlerden farklı kılan detayları şu sözlerle özetliyor:
“Red Bull Flick, Red Bull'un tüm organizasyonlarında olduğu gibi olaya çok farklı bir yerden yaklaşıyor. 5 kişilik takımlar yerine iki kişilik takımlar, normal haritalar yerine özel hazırlanmış haritalar ve tabii ki günün sonunda daha çok eğlence. Bu organizasyonun parçası olmak beni çok mutlu ediyor. Çünkü bu organizasyonun her şeyin dışında bize gösterdiği çok büyük bir şey var: E-Spor sınırları olmayan, her türlü yaratıcılık ile her türlü rekabeti barındırabilecek bi spor dalı. Red Bull'a E-Spora destekleri için teşekkür ediyorum ve yarı final ve final heyecanını yaşamak ve tüm Türkiye'ye yaşatmak için sabırsızlandığımı belirtmek istiyorum. Tabii ki güzel tasarlanmış ve her türlü eğlencenin bulunduğu bir turnuva alanı fena olmazdı ancak ne yazık ki içinde bulunduğumuz durum, bu işin çevrimiçi yapılmasını dayatıyor bize. Ancak bunun da evden çıkmadığımız şu dönemlerde zaman geçirmek için çok iyi bir seçenek olduğunu söylemeden geçmek olmaz. Ayrıca belki elemelerin çevrimiçi yapılması, etkinliğe fiziksel olarak gelemeyecek insanlar için de bir şans olabilir. Umarım maçlar her zaman olduğundan daha çekişmeli geçer ve tüm Türkiye'ye bu heyecanı güzelce sunabiliriz.”