İngiliz grime'ının "bizden" yıldızı Janset
© Janset
MÜZİK

İngiliz Grime'ının "Bizden" Sesi Janset ile Tanışın

Grime sahnesinin yükselen yıldızı Janset'i yakından tanımak isteyenler buraya! Onu ve kariyerini ilk ağızdan dinliyoruz.
Yazar: Berk Sayan
6 dakikalık okuma itibarıyla yayında
Janset Sayar, Britanya hip hop kültürünün yükselen yıldızlarından biri olarak şu günlerde göz kamaştırıyor. Kafkasya göçmeni bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Janset'in anne ve babası bir dönem Türkiye'de de yaşamış ancak o, doğma büyüme Londralı. Sokak kültürünün içinde yetişmiş ve o kültürün içinde kendini geliştirmiş.
Janset, Türkiye bass ve hip hop sahnesi ile de sık sık dirsek teması kuruyor. İstanbul'un yeraltı kulüplerinde partiler, Türk rap yıldızlarıyla iş birlikleri gibi eylemlerle bizim buralarda da aktif bir müzik hayatı var. Yakında da Türkiye'den iki prodüktör, Murat Önal ve Sami Baha ile ortaklıklar gerçekleştirecek.
Hip hop ile nasıl tanıştığını, kariyerini ve yakın gelecekte neler yapacağını bizzat kendisinden dinlemek istedik ve ona birkaç soru yönelttik. Janset'i yakından tanımak ve bir an önce keşfetmek isteyenleri aşağıya alalım.
Hayatı hep mücadele ile geçmiş insanlar olarak gettolara daha yakındık ve bu bizim bir ayrıcalığımız oldu. Hip hop kültürü temel olarak hayat mücadelesini yaşamanın ve dile getirmenin bir şeklidir ve eğer siz zaten bunun içine doğduysanız sadece adapte olursunuz.
Janset
Hip hop kültürüyle ne zaman ve nasıl tanıştın?
Ben Birleşik Krallık’ta doğup büyüdüm ve eğer hem kültürel hem de müzikal anlamda bu kadar çeşitliliğin olduğu bir ülkede yaşıyorsanız kalbinizde kıvılcımlar yaratan birçok farklı patikadan geçiyorsunuz demektir. Abim bana Tupac dinlettiğinde galiba 6 yaşlarında falandım ve bu benim gelişim sürecimde önemli bir andı. Daha sonra 13 - 14 yaşlarında okula giderken ilk defa rap müzik duydum ve 'işte bu tam bana göre' dedim. Birleşik Krallık’ta grime daha grime olarak anılmadan önce yapılan garaj rap’ten, MC’lerin sahneye çıktığı zamanlardan ve Heat Fm günlerinden bahsediyorum. Zaten çok hızlı konuşan biriydim ve şiir yazıyordum. Bu ikisi bir araya gelince ister istemez kendimi genç yaşta bu işin içinde buldum. Bir de hayatı hep mücadele ile geçmiş insanlar olarak gettolara daha yakındık ve bu bizim bir ayrıcalığımız oldu. Hip hop kültürü temel olarak hayat mücadelesini yaşamanın ve dile getirmenin bir şeklidir ve eğer siz zaten bunun içine doğduysanız sadece adapte olursunuz.
Rap yapmaya, söz yazmaya yeteneğin olduğunu nasıl keşfettin ve sonrası nasıl gelişti? İlk başladığında neler yapıyordun?
İlk başta şiir yazarak başladım, rap müzik ile tanıştım ve daha sonra kendi sözlerimi yazmaya başladım. O sıralar Amerikan rap’ine kafayı takmıştım ve Missy Elliot, Nas ve Puff Daddy şarkılarındaki sözler adeta aklıma kazınmıştı. Wiley’den, Eskimo, Ice Rink falan dinleyince 2004 yılında hayatım değişti. O dönemde büyüyen kime sorsanız size aynı şekilde grime’ın babasının o olduğunu söyleyecektir. Okumaya ve kelimelere her zaman ilgim vardı. Bu tarz, doğrudan ilgimi üzerine toplamıştı. 2006 gibi ciddi anlamda dinlemeye başladığım Jehst, Taskforce, Braintax gibi isimlerin de her zaman kalbimde ayrı bir yeri vardır. Onlarla birlikte rap’in eğlenceli, zor, fakat aynı zamanda derin, acılı ve insanın kendini tanımasına neden olan bir yanı olduğunu anladım.
İnsanların benim için ürettiği bir kalıba sığamayacağımı anladım ve bir süre sonra mutlak özgürlüğün bu olduğuna karar verdim.
Janset
Janset
"Yaşadıklarım beni müziğim üzerinden şekillendirdi"
İngiltere’de bir yabancısın ve 'onlara' ait bir kültürün (grime) müziğini yapıyorsun. Hem farklı bir bakış açısı getirebilirsin bulunduğun pozisyonla, öte yandan işler zorlaşabilir de. Sende nasıl gelişti?
(Gülüyor) Ben burada doğdum ve benim için 'biz' ve 'onlar' diye bir şey yok, burası benim evim. Londra, parçası olmadan anlayamayacağınız çok farklı bir kültür ve başka ülkelerin bunu anlamasını beklemiyorum. Mesele TV’de gördüğünüz, kimsenin gitmediği Big Ben gibi falan değil, çok farklı.
Benim annem Çeçenistan’dan ve babam da Çerkes. Yani tüm bölgeyi genelleyerek konuşursak Kafkasyalıyız diyebiliriz. Ailem zamanında savaştan dolayı Türkiye’ye göçtüğü için Türkçe konuşabiliyorum. İngilizce benim ana dilim ve ben bu işi hem kendimi hem de sesini duyurmaktan korkan tüm dünya kadınları için bir görev olarak görüyorum. Evet, farklı köklere sahip biriyseniz bir kalıba sığmak zor oluyor ve insanlar sizin nereli olduğunuzu anlayamayabiliyor. Ya da benimle karşılaştığınızda aklınıza gelebilecek bütün ırklara mensup olduğumu da düşünebilirsiniz.
Kısa süre öncesine kadar Türkçeyi çok iyi konuşamıyordum fakat son beş yılda yaşadıklarım sayesinde hem Türkçem gelişti, hem de Türkiye ve Birleşik Krallık sahnelerinde iki dilli rap yapmaktan büyük keyif almaya başladım. Bu durum hem genel olarak ilişkilerime hem de uyum açısından işime çok şey kattı. İnsanların benim için ürettiği bir kalıba sığamayacağımı anladım ve bir süre sonra mutlak özgürlüğün bu olduğuna karar verdim. Bütün yaptığım gözlemlerimi ve günlük yaşadıklarımı aktarmak. Yaşadıklarım beni müziğim üzerinden şekillendirdi de diyebiliriz. Yolculuk devam ediyor…
Açık sözlü ve vurucu bir müzik yapıyorsun. Sence bunun altında yatan motivasyon ve birikim nedir?
Acı ve kendimi ifade ederek elde ettiğim enerji. Ben bir Koç burcuyum nihayetinde… Fakat tüm bunların nereden, nasıl geldiğini kim bilebilir ki? Ben hala kendimi anlatmaya çalışıyorum. Bir bölgeye giriyorum ve orada sözler önümde beliriveriyor.
Yılın başında Suffer No More isimli bir EP yayınlamıştın. Geçtiğimiz günlerde de Gift of the Gab isimli şarkın klibiyle birlikte paylaşıma açıldı. Sırada neler var?
Türk bir prodüktör olan Murat Önal ile gelecek yıl yayına girecek Dilim Dilim adlı çok özel bir parça hazırladık. Ayrıca sahne grubum ile birlikte yeni bir EP üzerinde çalışıyoruz.
Sami Baha ile bir iş birliği var galiba gündemde. Nasıl bir parça üzerinde çalışıyorsunuz?
Evet, Sami ile bir araya gelmekten çok memnunum! Çok yetenekli bir prodüktör ve harika bir insan. Çok keyifli bazı parçalar üzerinde çalışıyoruz, tüm söyleyebileceğim bu kadar. İkimizin tarzından da bir şeyler alan çok yönlü bir iş olacak.
Türkiye’deki rap kültürü çok değişti ve ben de bu değişimin bir parçası olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Daha burada yapmak istediğim ve müziğimizi dinleyen insanlara vermek istediğim çok şey var.
Janset
Türkiye’den dinlediğin isimler var mı, işlerini takip ettiğin beatmaker/prodüktör ya da MC’ler?
Tabii ki var. Mesela İstanbul Trip, Kadıköy Acil, Yener Çevik, Sansar (Salvo), Ezhel, Şehinşah gibi isimleri takip ediyorum artık. Bugy ile kesin çalışmak istiyorum mesela. Belki 2019’da bunu gerçekleştirebiliriz, kim bilir…
Daha önce İstanbul’da defalarca sahne aldın ve çeşitli etkinliklere öncülük ettin. Burada olmak sana nasıl geliyor?
İstanbul acılarla dolu çok sihirli ve gizemli bir şehir. Benim için çok özel olan bu yerde hem ailem hem de benim zaman içerisinde aile olarak kabul ettiğim insanlar var. Son beş yılda Türkiye’deki rap kültürü çok değişti ve ben de bu değişimin bir parçası olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Daha burada yapmak istediğim ve müziğimizi dinleyen insanlara vermek istediğim çok şey var. Her şey için minnettarım. Teşekkür ederim.