Ülkemizdeki taekwondocuları İstanbul ve Eskişehir’de gerçekleştirilen workshop’lar ekseninde Kübra Dağlı, Murat Sarıkuş ve extreme taekwondo’nun mucidi Shin Min Cheol ile bir araya getiren Red Bull Uçan Tekme, finalini ise Ankara’da yaptı. Yusuf Şaşmaz’ın şampiyonluğu elde ettiği hareketli günde şampiyon taekwondocumuz Kübra Dağlı ile de biraz sohbet etme fırsatı bulduk. Ona bu disiplinle nasıl tanıştığını, kariyerini ve Red Bull Uçan Tekme'yi sorduk.
Taekwondo’ya ilgin ne zaman başladı? Çocukluğundan beri bu spora ilgin var mıydı yoksa zamanla mı gelişti bu ilgi?
Okulda sürekli sporla ilgilenen bir çocuktum zaten. Voleybol, atletizm takımlarında yer alıyordum. Hatta hocam karnemin yanına not olarak ‘Keşke spora gösterdiğin ilgiyi biraz da matematiğe göstersen’ yazmıştı. O zamanlar aslında taekwondo hakkında pek bir fikrim yoktu. Sonra 12 yaşımdayken önce karateyle bu disipline doğru geçiş yaptım, daha sonra taekwondo’ya geçim. Zaten sporla içli dışlı olduğum için aslında yolumun o şekilde devam etmesi sürpriz olmadı.
Bu sporlar hakkında pek fikri olmayanlar karateyle taekwondo’yu birbirinden hemen ayıramıyor. Sen bu disiplinlerin farkını nasıl anlatırsın?
Aslında çok benziyor gibi görünse de gerçekten farklı. Karate daha çok ayak kontrolüne dayalı. Taekwondo ise daha sert, estetik, haliyle görsel açından daha farklı. Örneğin karatede bir hamle yaptığınız zaman dokunmadan çekebilirsiniz ancak taekwondo’da temas olmak zorunda.
Peki, hep esnek bir vücut yapısına mı sahiptin yoksa taekwondo ile mi esneklik kazandın?
Aslında her zaman esnektim ama taekwondo’yla birlikte daha da ilerlettiğimi söyleyebilirim. Yani bu spora yatkınlığımın zamanla farkına vardım.
Ne zaman profesyonel olarak yarışmaya başladın?
2013 yılında ilk profesyonel maçıma çıktım. Aynı milli takıma da girmeyi başardım ve o gün bugündür milli müsabakalara çıkıyorum.
Kendine ilk kez 'Galiba taekwondo’da en iyiler arasında olacağım' dediğin zamanı hatırlıyor musun? Ya da şöyle soralım, bu sporda çok iyi olduğunu ilk ne zaman fark ettin?
Bir şey söyleyeyim mi, galiba hala farkında değilim! Hiçbir zaman kendimi yeterli bulmadım ve galiba başarımın sırrı bu olabilir. Çünkü kendime ‘tamam’ deseydim belki de gelişmeyi bırakacaktım. Ama ben hep kendimde bir eksik aradım ve kendime ‘daha iyi nasıl olurum?’ sorusunu sordum.
En gurur duyduğun başarın hangisi? Aldığın pek çok madalya kadar değerli değildir belki ama senin için özeldir mesela…
Galiba 2018 Dünya Sahil Oyunları… Çünkü orada bir önceki Avrupa Şampiyonası’nda yenildiğim rakibimi yenmiştim. Hatta ona karşı iki kez yenilmiş ve bunun üzerine çok çalışmıştım. O çalışmalarımın karşılığını almış olmam ve seviyemi görmem açısından değerli bir başarıydı benim için.
Eskiden bu sporda klasmana girecek sporcumuz pek olmazdı. Şu an ise Kore’den sonra bu sporda en başarılı ikinci milletiz. Ve bu gerçekten çok çok büyük bir başarı!
Taekwondo’da rakibini nasıl çalışıp analiz ediyorsun?
Herkesin bir koreografisi oluyor bildiğiniz gibi. İzleyip, ‘acaba ben nasıl daha iyisini yapabilirim, hangi yönden eksiğim’ diye kendimize sorarak bir planlama içine giriyoruz. Mesela ben her yılın başında not defterimi alır ve yapmam gerekenleri sıralarım. Sonra o şeyleri tamamladıkça yanına bir tik atarım. Tüm sezonu planlı ve programlı şekilde geçiriyorum, başarımın sırlarından biri de bu diyebilirim.
Ülkemizde taekwondo yükselişte. Sence de öyle mi?
Kesinlikle. Hem de fazlasıyla. Eskiden bu sporda klasmana girecek sporcumuz pek olmazdı. Şu an ise Kore’den sonra -ki taekwondo zaten Kore’nin ata sporu- bu sporda en başarılı ikinci milletiz. Ve bu gerçekten çok çok büyük bir başarı!
Taekwondo’da birçok disiplin var. Sen Poomsae’de yarışıyorsun. Diğerlerinden farkı nedir bu disiplinin?
Poomsae kategorisi de kendi içinde ikiye ayrılıyor: Freestyle ve Tanınmış Poomsae. Ben ikisinde de yarışıyorum. Aynı zamanda Kırış kategorisinde de yarışıyorum. Tanınmış Poomsae’de bilindik koreografiler üzerinden yarışıyorsunuz ancak Freestyle Poomsea’de kendi koreografini, müziğini belirleyebiliyorsun. O yüzden ben Freestyle Poomsae’yi daha çok seviyorum. Zaten ilk dünya şampiyonluğum da bu kategoriden geldi. Kırış kategorisi ise belirli taekwondo tekniklerini kullanarak tahtaları kırmak üzerinden gerçekleşiyor.
Bir dünya şampiyonasında Kırış kategorisinde erkeklerle birlikte yarışmana rağmen dereceye girmiştin. Bu aslında elde edilmesi hayli zor bir başarı, değil mi?
Evet. Dünya Sahil Oyunları’nda kadınlar ilk kez Kırış kategorisine girdiği için karma şekilde yarıştırdılar. Normalde daha zorlu bir kategori olduğu için sadece erkekler yarışıyordu. O gün Kırış kategorisinde erkeklerle karma yarışmama rağmen üçüncü olup dereceye girmiştim.
Daha önceki röportajlarında özgüven eksikliğini spor sayesinde giderdiğini anlatmıştın. Gün geçtikçe, projeler, başarılar geldikçe hayatın daha da değişiyor mu?
Evet doğru. Önceleri fazlasıyla çekingendim. Bir ortama girdiğimde konuşamıyordum. Mesela şu an bu röportajı verirken de konuşamazdım. Ama bir şeyleri başardıkça insanın kendine güveni geliyor. İnsan kendine güvendiği bir iş olunca da hakkında konuşmaktan çekinmiyor. Zaten insanların size bakışı da değişiyor.
Red Bull Uçan Tekme’de senin sosyal medyadan verdiğin hareketleri binlerce kişi yapmaya çalıştı. Aralarında unutamadığın birileri var mı?
50’li yaşlarda bir büyüğümüz vardı, sanırım ismi Cengiz’di. Hemen hemen tüm hareketleri başarıyla yaptı ve hatta finalde yarışmaya hak kazandı. Ancak ‘yerimi gençlere bırakıyorum’ diyerek gelmek istememiş sanırım. Gelseydi burada ilk 8’e girerdi kesinlikle.
Sırf Kore’ye gidip onunla tanışmak ve deneyimlerinden faydalanmak için para biriktirmeye başlamıştım. Ama Red Bull Uçan Tekme etkinliği sayesinde buna gerek kalmadı, o (Shin Min Cheol) buraya geldi. Harika bir şans oldu benim için.
Red Bull Uçan Tekme’de extreme taekwondo’nun mucidi Shin Min Cheol ile de bir araya geldin. Daha önceden de onu takip ediyor muydun?
Elbette! Hatta sırf Kore’ye gidip onunla tanışmak ve deneyimlerinden faydalanmak için para biriktirmeye başlamıştım. Ama Red Bull Uçan Tekme etkinliği sayesinde buna gerek kalmadı, o buraya geldi. Harika bir şans oldu benim için. Sadece benim için değil, workshop’lara katılan tüm arkadaşlarımız için müthiş bir şey. Böylesine idolleri yakalamak büyük şans.
Yurtdışında en son Yunanistan’da düzenlenen turnuvadan madalya ile dönmüştün. Sırada Dünya Şampiyonası var. Nasıl gidiyor çalışmalar?
Gayet iyi gidiyor! Ufak bir sakatlığım var ama umuyorum birkaç haftaya toparlar ve yeniden ısınmaya başlarım. Uzun zamandır o büyük turnuvaya hazırlanıyorum. Bir de üzerimde baskı var elbette. Çünkü son dünya şampiyonu benim ve beklentiler yüksek. Geçen seneden daha iyiyim diyebilirim, yeter ki sakatlığım beni etkilemesin.