Red Bull Winning5 yaklaşıyor. Takımını kur, mahalleyi ayağa kaldır! Kayıt olmak için hemen tıklayın!
Bazı futbolcular vardır, ne olursa olsun ait olduğu kulüple bağlarını koparmaz. Profesyonel bir dünyada başarması zor bir işin peşine düştüğünün farkında olsa da onun için sadakat her şeyden önce gelir. Gemisini asla terk etmeyen yıldızları daha önce yine burada ağırlamıştık.
Bir de kariyer güzergahı açısından bu yıldızların tam aksinde duran futbolcular vardır. İster Marco Polo deyin, ister Evliya Çelebi... Futbol dünyası içinden bir seyahatname çıkacaksa, en güzelini onların yazacağına emin olabilirsiniz. OffSite'ın bu ayki bölümünde futbolun gezginlerinden bir deste derliyoruz.
1- Nicolas Anelka, Fransa (1996-2014)
PSG, Arsenal, Real Madrid, PSG, Liverpool, Manchester City, Fenerbahçe, Bolton Wanderers, Chelsea, Shanghai Shenhua, Juventus, West Bromwich Albion, Mumbai City
Anelka’nın huzur peşindeki yolculuğu 18 yıla yayıldı, 7 ülkeden 12 farklı takımı arşınladı. Sonuç mu? Fransız futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en kutuplaştırıcı figürlerden biri olan forvetin, mutluluğu yeşil sahalarda bulduğundan hepimiz şüphe duyuyoruz. Arsene Wenger’in Londra’ya getirdiği ilk isimlerden olan Anelka, sahada gösterdiği yetenek ışıltılarıyla bu güvenin hakkını verdiğini düşündürmüştü. Duble ile noktalanan 97-98 sezonunda önemli rol oynadı, FA Cup finalinde golü attı. Takip eden sezonda sorumlulukları artmış, gol sayısı yükselmişti ancak taraftar ve basını tatmin edemiyordu. Çareyi İngiltere’den ve Ada basınından uzaklaşmakta buldu. Real Madrid de Anelka’ya ev olamadı, profesyonel kariyerinin başladığı yere döndü. Yeni teknik direktör anlaşmazlıkları onu bekliyordu.
Manchester’ın mavilerine imza attığında o sezon hem Arsenal, hem de Liverpool’a kritik goller atıyor, evin yolunu bulduğunu düşündürüyordu. Fenerbahçe’nin teklifine hayır diyemedi. İngiltere’ye bir kez daha dönecek, Bolton üzerinden kariyerinin belki de en verimli yıllarını yaşadığı Chelsea’ye geçecekti. Çin maceraları, Juventus, West Bromwich, Domenech ve Quenelle vakaları derken kariyerinin son bölümü yeni tartışmalar doğurmaktan öteye gidemeyedi. Avrupa futbolunda büyük bir iz bıraktığı kuşkusuz, ancak futbolseverler bugün bile Anelka’nın bir yerlerde mutluluğun sırrını bulmasını umuyor.
2- Rivaldo, Brezilya (1991-2014)
Santa Cruz, Mogi Mirim, Corinthians, Palmeiras, Deportivo La Coruña, Barcelona, Milan, Cruzeiro, Olympiakos, AEK, Bunyodkor, Mogi Mirim, São Paulo, Kabuscorp, São Caetano, Mogi Mirim
1999 yılında dünyada yılın futbolcusu seçilen Rivaldo’nun kariyeri başlarda sadece başarıdan ibaretti. Barcelona ile La Liga’yı, Milan ile Şampiyonlar Ligi’ni, Brezilya ile de Dünya Kupası’nı kazanan Rivaldo daha sonraki yıllarda bavuluna sarılıp güneye doğru harekete geçti.
Yunanistan’da geçirdiği dört sezonun ardından rotasını değiştirip Özbekistan ve Angola gibi ülkelerde top koşturdu. Bu yıllarda birkaç kez Brezilya kulüplerine de git-gel yapan Rivaldo, en sonunda geçtiğimiz sezon Brezilya’nın Paulista A1 Ligi takımlarından Mogi Mirim formasıyla futbolu bıraktı. Onu çoğu futbolsever Barcelona forması altında attığı gollerle hatırlayacak kuşkusuz. Özellikle de 2000-01 sezonunda Valencia’ya ceza sahasının dışından attığı şahane röveşata golüyle.
3- Christian Vieri, İtalya (1991-2009)
Torino, Pisa, Ravenna, Venezia, Atalanta, Juventus, Atletico Madrid, Lazio, Inter, Milan, AS Monaco, Sampdoria, Atalanta, Fiorentina, Atalanta
Vieri’nin 1991’de başlayan profesyonel kariyeri Inter yıllarını saymazsak her sene bir kulüp değiştirerek geçti. Bu yıllardan Atletico Madrid’de geçirdiği ve La Liga’da gol krallığına ulaştığı 97-98 sezonu unutulmazlar arasında.
Bugün ismi daha çok bir transfer rekoruna imza atarak saflarına katıldığı Inter ile özdeşleşse de, Vieri gittiği her takımda belirli bir standardı yakalayıp önemli başarılara imza attı. Inter’de geçirdiği altı sezonun ardından ise kariyerinin başındaki gezelim görelim havasına geri dönüp dört yılda beş takım dolaştı.
4- Mohamed Kallon, Sierra Leone (1994- )
Old Edwardians, Tadamon Sour, Spånga, Inter, Lugano, Bologna, Genoa, Cagliari, Reggina, Vicenza, Inter, Monaco, Al-Ittihad, AEK, Al-Shaab, Kallon FC, Shaanxi Chanba, Chirag United, Kallon FC
Sierra Leone’un medar-ı iftiharı, Kallon ailesinin üç futbolcu kardeşinden en küçüğü 15 yaşında yerel ligin tozunu attırmaya başlamış, kırılmadık rekor bırakmamıştı. Bu genç yeteneği 16 yaşında keşfeden İtalyan devi Inter, golcü adayını pişmesi için önce İsviçre’ye sonra yurt içindeki muhtelif kulüplere kiraladı. 2001 yazında Nerazzurri’ye döndüğünde önünde Christian Vieri, Ronaldo, Hakan Şükür, Adriano gibi yıldızları bulacaktı. Şükür’ün ikinci İtalya macerası gözlerimizi Giuseppe Meazza’ya çevirmemize yetmişti, ancak onun formsuzluğu ve diğer büyük isimlerin sakatlıklarıyla sahada gollerini izlediğimiz isim Kallon olmuştu.
Sierra Leone milli takımının bayraktarı olduğu yılları Fransa, Yunanistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin takımlarında geçirdi. Sonunda bu bitmeyen gezintiden sıkılmış olacak ki Sierra Leone’da Kallon FC kulübünü kurdu, yani bir nevi “kendi işinin patronu” oldu. Faaliyetlerini halen bu kulüpte sürdürüyor.
5- Mário Jardel, Brezilya (1989-2011)
Ferroviário, Vasco da Gama, Grêmio, Porto, Galatasaray, Sporting, Bolton Wanderers, Ancona, Newell's Old Boys, Alavés, Goiás, Beira-Mar, Anorthosis Famagusta, Newcastle Jets, Criciúma, Ferroviário, América, Flamengo, Cherno More, Al Taawon
Yolu ülkemize de düşen seyyar futbolcularla devam edelim. Jardel 2000 yılında Galatasaray’a geldiğinde bu “olay” transferin yankıları da büyük olmuştu. Porto’da geçirdiği dört yıldan sonra Bay Gol lakabı takılan (125 maçta 130 gol!) yıldız oyuncunun Süper Kupa finalinde Real Madrid’e attığı iki gol bugün bile hafızalardaki tazeliğini koruyor. Galatasaray’da geçirdiği tek sezonda Süper Mario lakabını alan Brezilyalı, ertesi sezon Sporting Lizbon’a gitmiş ve uzun yıllar sürecek seyrüseferi başlamıştı.
Galatasaray Jardel’in top koşturduğu dördüncü takımdı fakat sonraki 10 yılda Jardel tam 16 takım dolaştı. Daha sahaya çıkmadan bavulunu topladığı yılların ardından futbolu bırakma kararı alan Jardel, şimdilerde Portekiz’de antrenörlük kurslarına katılıyor.
6- Craig Bellamy, Galler (1996-2014)
Norwich City, Coventry City, Newcastle United, Celtic, Blackburn Rovers, Liverpool, West Ham, Manchester City, Cardiff City, Liverpool, Cardiff City
Bazı futbolcular ülkeler hatta kıtalar değiştirirken, bazı futbolcular ise belirli bir güzergah üzerinde gidip geliyorlar. Ada’yı mesken tutan Bellamy o futbolculardan biri. Bellamy, Celtic’te kiralık oynadığı yarım sezonu saymazsak kariyeri boyunca Premier Lig ve alt kademeleri dolaşıp durdu. Özellikle Liverpool’da geçirdiği yıllar ve o yıllarda karıştığı çeşitli olaylar sayesinde (Riise’ye golf sopası ile “daldığı” artık bir sır değil) sık sık gündeme geldi.
Premier Lig’de yedi ayrı takımda gol atan tek isim olan Bellamy toplamda sekiz Ada takımı arasında mekik dokudu. Liverpool’da zirveye ulaşan kariyerinin son yıllarını Cardiff City’de geçirdi ve 34 yaşında futbolu bıraktı.
7- Abel Xavier, Portekiz (1990-2008)
Estrela da Amadora, Benfica, Bari, Real Oviedo, PSV, Everton, Liverpool, Galatasaray, Hannover 96, Roma, Middlesbrough, L.A. Galaxy
Hayatımıza Portekiz’in altın jenerasyonunun final oynamaya çok yaklaştığı Euro 2000 ile giren Xavier, o kadronun en ‘renkli’ simalarından biriydi. Sağ çizgide oyunun iki yönünde de çok etkili bir turnuva geçiren Xavier takımını belki de finale taşıyacak pozisyonda topu Fabien Barthez’e teslim edecek, ardından Fransa’yı maçın galibi ilan eden penaltının müsebbibi olarak zor günler yaşayacaktı.
O güne gelinceye kadar Xavier çoktan dört ülke ve altı takımı ardında bırakmıştı. Esasında Xavier’nin seyyah hayatı henüz çocukluğunda, bir Portekiz kolonisi olan Mozambik’ten göç ettiklerinde, başlayacaktı. Bu devrialem Türkiye’ye de uğrayacak ve Fatih Terim tarafından 02-03 sezonunda (kiralık olarak) Galatasaray kadrosuna kazandırılacaktı. Futbolu bıraktıktan sonra şehadet getirip Faisal adını alan Xavier, ülkesinde başladığı teknik direktörlük kariyerine devam ediyor.
8- Sergen Yalçın, Türkiye (1991-2008)
Beşiktaş, İstanbulspor, Siirt Jetpa, Fenerbahçe, FK Sloga Jugomagnat, Galatasaray, Trabzonspor, Galatasaray, Beşiktaş, Etimesgut Şekerspor, Eskişehirspor
Sergen’i unutsaydık bu liste biraz eksik kalırdı şüphesiz. Beşiktaş altyapısının en değerli parçalarından biri olarak Serpil Hamdi Tüzün okulundan mezun olan Sergen 1997’de yuvadan uçtu. Beş yılda beş takım değiştirdikten (hülle yöntemi için kağıt üzerinde transfer olduğu Makedon takımı Sloga hariç) ve Dört Büyükler’in hepsinde forma giymiş ilk oyuncu olarak tarihe geçtikten sonra soluğu bir kez daha Beşiktaş’ta aldı ve takımının 100. yıl şampiyonluğunda başrollerden birini üstlendi.
Sergen, at yarışı ve diğer şans oyunlarına duyduğu yoğun ilgi nedeniyle sık sık kadro dışı bırakılırken, bir ara yurt sathını aşıp Bayern Münih’e uzanabilecek yolculuğu kendi deyişiyle “Adamlar bir araştırmışlar, almadılar” noktasında aksiliğe uğramıştı. Yeteneği istikametinde bir kariyeri olmadığı, çok daha fazlasını yapabileceği her zaman konuşuldu ama Sergen bu tartışmalara hiç aldırmadan futbol yorumculuğu, teknik direktörlük ve televizyon programlarında jüri üyeliği yaparak futbol sonrası kariyerini de hayli renklendirdi.
9- Lutz Pfannenstiel, Almanya (1991-2011)
1. FC Bad Kötzting, Penang FA, Wimbledon, Nottingham Forest, Orlando Pirates, TBV, FC Haka, SV Wacker Burghausen, Geylang United, Dunedin Technical, Bradford Park Avenue, Huddersfield Town, Dunedin Technical, ASV Cham, Bradford Park Avenue, Dunedin Technical, Bærum SK, Calgary Mustangs, Otago United, KS Vllaznia Shkodër, FC Bentonit Ijevan, Bærum SK, Vancouver Whitecaps, Hermann Aichinger, Flekkerøy IL, Manglerud Star
Listemizde şimdiye kadar sizlere hafızamızdan bir çırpıda geri çağırabildiğimiz sekiz gezgin futbolcunun ismini zikrettik. Amma velakin, farklı ülkelerde futbol kariyeri yapmak bir sanatsa, bu sanatın en büyük öncüsü Alman bir kaleci. Pfannenstiel futbol tarihinde tüm FIFA konfederasyonlarında, yani altı farklı kıtada, futbol oynamış tek isim. Kariyerinin başında Almanya U17 milli takımının kaleciliğini yaparken Bayern Münih’ten aldığı teklifi “Kariyerimi yedek kulübesinde, Oliver Kahn’ın arkasında bekleyerek geçirmek istemiyorum” diyerek reddeden Pfannenstiel, gerçekten de bunun tam tersini yaptı. Hiçbir zaman olduğu yerde durmadı, asla beklemedi.
Singapur’da oynadığı dönemde şike suçlamaları nedeniyle hapishanede 101 gün geçirdikten sonra Yeni Zelanda’da futbola dönen Pfannenstiel, İngiltere alt liglerindeyken bir maçta göğüs kafesine darbe aldı ve üç kez tıbbi olarak ölü konumuna geçtikten sonra mucizevi bir şekilde hayata geri döndürüldü. Pfannenstiel şimdilerde Bundesliga ekibi Hoffenheim’da scout olarak görev yapıyor. Dünyanın en ücra köşelerindeki yetenekleri keşfetmek için ondan fazla güvenebileceğiniz biri var mı?
10- Mustafa Kocabey, Türkiye (1992-2015)
Galatasaray, Kocaelispor, Çanakkale Dardanelspor, Zeytinburnuspor, Kayserispor, Yozgatspor, Samsunspor, Konyaspor, Manisaspor, Çanakkale Dardanelspor, Kayserispor, Kayseri Erciyesspor, Çanakkale Dardanelspor, Etimesgut Şekerspor, Çanakkale Dardanelspor, Beylerbeyispor, Turgutluspor, Balıkesirspor, Tokatspor, Tepecikspor, Zara Belediyespor, Sultangazispor, Mudanyaspor, Adapazarıspor, Alaçatıspor, Sütlücespor
1992 yazında Türkiye’ye futboldaki ilk Avrupa şampiyonluğunu getiren U18 milli takımı bu başarıya Kocabey’in biri altın, dört golüyle uzanıyordu. Genç futbolcu bu dönemde Galatasaray A takımında da yeteneğini kanıtlamaya başlamıştı. Jean-Pierre Papin’e benzerliğinden ötürü “Papen Mustafa” olarak anılıyor, herkes bu saf golcünün uzun yıllar boyunca Hakan Şükür’ün partneri olacağını düşünüyordu. Karl-Heinz Feldkamp’ın takımdan ayrılışı ve yeni transferler sonrasında soluğu Kocaeli’de alan Kocabey, özlem duyduğu yuvasına bir türlü kavuşamadı ama Türkiye coğrafyasında Pfannenstiel’i bile kıskandıracak bir yolculuğa başladı.
Tüm gerçek golcüler gibi nefes almak için gole ihtiyaç duyuyordu, bu yüzden hedef takımlarda yer almalıydı. Süper Lig’in orta sıra takımlarındansa alt liglere yönelmeyi yeğledi. Forma giydiği birçok takımı üst kümeye taşıdı, bu şehirlerde sembol isim oldu. En çok da dört kez transfer olduğu Çanakkale’de... 2000 yazında son anda yatan Beşiktaş transferinin cesaretini kırmasına izin vermedi. Geçtiğimiz Ocak ayında hala Sütlücespor forması giyiyor, takımını kümede tutmak için uğraş veriyordu. Golün peşinde 22 farklı takımı dolaşan Papen Mustafa’nın hikayesindeki bir sonraki adım ne? Cevabı için bir gözünüz bu sayfalarda olsun!



