"Beyninizi kullandıkça kapasiteyi artırıyorsunuz"
© Melik Duyar
Teknoloji

Şimdi Neredeler: Melik Duyar - Mega Hafıza

'90’larda dan-çın, poster-iti’yi beynimize nakşeden hafıza geliştirme uzmanı Melik Duyar şimdi nerede?
Yazar: Melis Danişmend
10 dakikalık okuma itibarıyla yayında
Dan-çın, poster-iti… Ankara Esat Caddesi’ndeki Mega Hafıza merkezine adım atarken aklımda bu kelimeler vardı. Bilenler iyi bilir, hatta bilenler unutamaz, '90’lı yıllarda dünya hafıza şampiyonu Melik Duyar’ın stüdyodaki ve ekran başındaki izleyicilere çeşitli kelimelerin, rakamların nasıl akılda tutulacağını öğrettiği programlar yayınlanırdı. Önce InterStar, ardından HBB ve Flash TV’de yayınlanmış, sunuculuğunu Cihan Ünal, '90’ların ikinci yarısından itibaren de Hatice Aslan yapmıştı. O programlardan bize hatıra kalan kelimelerden ikisiydi dan-çın (dungeon) ve poster-iti (posterity). Birinde zindandaki mahkumların su borularına demir parayla vurup dan-çın sesleri çıkararak haberleştiğini görüyor, dungeon’ın ‘zindan’ olduğunu hafızamıza yerleştiriyor, diğerinde reklam panosunda punk’çı gence ihtiyar adamın, “Bundan olsa olsa poster-iti olur!” diye hiddetlenmesi sayesinde posterity’nin ‘gelecek nesil’ anlamına geldiğini öğreniyorduk. Doğruya doğru komikti. Ama tekniğin işe yaradığı bir gerçekti çünkü yıllar geçti, dan-çın, poster-iti, mor-sel, iri-ted aklımızdan çıkmadı.
Beyinle ilgili ne varsa biz orada olmaya çalışıyoruz.
Melik Duyar
Mega Hafıza: Melik Duyar sunucu Cihan Ünal ile
Melik Duyar ve Cihan Ünal, 1993
Başarılı bir mühendisken bambaşka bir kariyer seçip hafıza teknikleri üzerine uzmanlaşan Duyar, yıllardır Ankara’da faaliyet halinde. Sürekli çalışıyor ve yeni projeler geliştiriyor. Buluşma öncesi, sırası ve sonrasında son derece kibar ve profesyonel bir yaklaşım içerisinde. Çok dinamik, ses tonu hala aynı. Üç torunu olduğuna inanmak zor. Ödüllerle dolu odasında (en son Malezya’da Uluslararası Marka Şahsiyet Ödülü almış) sohbet ederken onun ekran önünde olmadığı yıllarda sayısız proje geliştirdiğini öğreniyorum. 20’ye yakın çalışanı olan Mega Hafıza sadece Türkiye’de değil, Kolombiya’dan Malezya’ya çok farklı ülkelerde çalışmalar yapıyor. Eğitim setleri, kitaplar yayımlıyorlar, hafıza olimpiyatları düzenliyorlar ve hatta hafızayı destekleyen vitaminler üretiyorlar. “Beyinle ilgili ne varsa biz orada olmaya çalışıyoruz” diyor Duyar.
Televizyon programlarınızı yıllarca izledim ama merkezinizin Ankara’da olduğunu hiç bilmiyordum.
Biz hep Ankara’dayız. Aslen Karadenizliyim, Ordu tarafından. Gerçi orada da büyümedim, Karabük’te büyüdüm. Babam demir çelik fabrikalarında çalışıyordu. TED Karabük Koleji mezunuyum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni kazanınca Ankara’ya geldim. Karadeniz’de yetişmedim ama orada hala pederden kalma fındık bahçeleri vardır. Deniz kenarında yazlığımız var, arada bir gitmeye çalışırım.
Üniversite için gelip sonra burada mı kaldınız?
Yok, ben ’80 ile ’92 arasında İskenderun Demir ve Çelik Fabrikaları’nda çalıştım. Beş yıl şantiye şefiydim, ’85’te hem mavi hem beyaz yakalılara eğitim veren merkezin müdürü oldum, ’92’ye kadar da oradaydım. O yıllarda da televizyonlarda görünmeye başladım.
İşte o nasıl oldu? Merak ettiğim o.
Orası enteresan (gülüyor). Eğitim merkezi müdürüyken farklı konularda burslar kazanmıştım. Bunlardan bir tanesi ABD hükümetinin verdiği Humphrey bursuydu. Fabrikadan istifa etmek istedim.
Ne üzerineydi burs?
Ekonomi ve kamu yönetimi. Aslında Humphrey bursu Amerikan hükümetinin çeşitli ülkelerde, belli konularda liderlik edebileceğini düşündüğü insanlara verdiği bir burs. Hızlı ilerlemiştim, 28 yaşında eğitim merkezi müdürü olmuştum. O belki dikkat çekmiştir. İstifam kabul edilmedi, beni ücretli izinli olarak hatta kadromu da tutarak gönderdiler Amerika’ya.
Nereye gittiniz?
Minnesota Üniversitesi’ne. Tabii kurumum bana böyle bir jest yapınca en iyi eğitimleri almak istedim. Hızlı öğrenmem gerekiyordu. Yani o iki yılı dört yıllık eğitim dönemi gibi geçirmeyi planladım. Bu arada beyinle ilgili bulguların büyük bir kısmı 1980 ile 1990 arasında bulunmuştur. Ben ’88-’90 arası oradaydım. Televizyonda sürekli bu tip haberlerle karşılaşıyordum, onlar dikkatimi çekti. Beyin ve hızlı öğrenme konularına da eğilmeye karar verdim. Üniversite kütüphanesinde sayısız bilimsel makale okudum, teknikler geliştirmeye başladım. Türkiye’ye döndüğüm zaman, ‘Ben bu konuda ilerlemeliyim’ dedim.
Peki patronlarınız ne dedi bu kararınıza?
Onlara hiçbir şey söylemedim. Çalışmaya devam ederken bir yandan bazı teknikler hazırladım. Mesela isimlerin, yüzlerin hafızada tutulmasıyla ilgili bir şeyler geliştiriyordum, çalışıyor mu diye eğitim merkezinde deniyordum. Tabii insanlar yadırgadı beni, babam bile yadırgadı.
Bir fabrikadan müdürlük teklifi geldi, bu konularla ilgili bir kitap yazıyordum, kabul etmedim. Eşim çok kızdı bana, ‘Hayalperestlik yapıyorsun, bir gün anlayacaksın ama iş işten geçmiş olacak’ dedi.
Melik Duyar
Biraz delilik diye baktılar herhalde?
Tabii. Çünkü eğitimim iyi, Amerika’dan sonra İngiltere ve Malezya’da da okumuşum, işimde iyi imkanlar sunuluyor, başka kurumlardan iş teklifleri geliyor. Eşim ve babam, ‘Böyle saçma sapan şeylerle uğraşma!’ dedi. Bir fabrikadan müdürlük teklifi geldi, bu konularla ilgili bir kitap yazıyordum, kabul etmedim. Eşim çok kızdı bana, ‘Hayalperestlik yapıyorsun, bir gün anlayacaksın ama iş işten geçmiş olacak’ dedi. Ben de, ‘Bu dediklerini yazıp imzalar mısın?’ dedim, imzaladı. Sonra kitabımı bitirdim. Yayıncıya bile vermeden kendim basacağım, müthiş kar edeceğim diye düşünüyordum ama basamadım tabii. Param yeterli değildi, bir de satış-pazarlama nedir bilmiyordum. Babamdan borç istedim, bu iş için vermedi. Başka yerden borç bulup bastım. Gazete ilanı vermek istedim ama çok büyük paralar olduğunu anladım. Onun üzerine bir haber programına çıkıp kendimi tanıtayım dedim. Bir arkadaşımın kanalıyla o zamanki adıyla InterStar’ın Ankara bölge müdürü Orhan Uğuroğlu’ndan randevu aldım. Görüşmede, ‘Bana bir sürü kelime söyleyin, hafızamda tutup size söyleyebilirim’ dedim. Söyledim, çok etkilendi.
Kaç tane tutabiliyordunuz?
Normalde 1000. Ona 30 tane söyledim. Anahtar diye bir program vardı, oraya çıktım. O programdan sonra beni çok kişi aradı. Telefonlardan bir tanesinde bir adam kitabım olup olmadığını sordu, görüşmek istedi. Onunla anlaştık ve ilk yıl için 100 bin dolar aldım. Tabii eşime gidip o kağıdı gösterdim (gülüyor). Sonradan babam da, ‘Geleceğin ne olacağını sen bizden daha iyi görmüşsün’ dedi. Bir süre sonra 12 kitap, dört kasetlik bir set hazırladık. Cihan Ünal’la anlaşıldı. Reklam filmleri çektik. Dört ayda 7 milyon dolar ciro yaptı set.
Gerçekten mi?
Gerçekten. Ama adam bildiğim kadarıyla Star televizyonuna 3 milyon dolar ödedi. Prime time’da üç ya da dört ay sürdü programlar. Daha sonra başka kanallarda devam etti. Televizyona çıktıktan bir süre sonra fabrikadan istifa ettim. 1995 yılında da kendi şirketimi, Mega Hafıza’yı kurdum.
Sokakta beni tanımayan yoktu. Öyle bir hale geldi ki, adam beni durduruyor, adını söylüyor, ‘Bak bir daha karşılaştığım zaman soracağım!’ diyor. Herkes kendisini hatırlamamı, her şeyi hatırlamamı bekliyordu.
Melik Duyar
Melik Duyar Netflix Altered Carbon reklamında
Netflix Türkiye’nin Altered Carbon dizisinin videosunda oynadı
Peki o dönemde sokakta nasıl bir reaksiyonla karşılaştınız? Tam bir televizyon yıldızı mı olmuştunuz?
Olmuştum. Sokakta beni tanımayan yoktu. Öyle bir hale geldi ki, adam beni durduruyor, adını söylüyor, ‘Bak bir daha karşılaştığım zaman soracağım!’ diyor. Herkes kendisini hatırlamamı, her şeyi hatırlamamı bekliyordu.
Sizin İngilizce programlarınız çok meşhurdu. Dungeon, posterity kelimelerini sizinle öğrendik.
Ekşisözlük’e girin, ‘Türkiye’ye dungeon’ı öğreten adam’ diye yazıyor (gülüyor).
Buraya gelmeden bir kere daha izledim de, Türkiye’de şu anda televizyonlarda göremeyeceğimiz kadar erotik ya da argo tabirler içeren karikatürler var orada. Siz de gayet ciddi ciddi anlatıyorsunuz. Bir yandan acayip komik bir tarafı var programların.
(Gülüyor) Tabii tabii. Komiklik hafızada kalır. Farklı, şaşırtan şeyler de hafızada kalır. Hafif argo olan şeyler daha çok hatırlanır. Beni sokakta gören herkes hala ‘Dan-çın, poster-iti hocam!’ der.
Siz nasıl tepki veriyorsunuz?
Ben mutlu oluyorum. Hatta bazısı, ‘Nasıl hala hatırlıyoruz, bize hipnoz mu yaptın?’ der.
O dönem size karşı çıkanlar, ‘Bu bilimsel değil’ diyenler var mıydı?
İlk çıktığım zaman vardı, şimdi yok. Hatta beni reklam kuruluna şikayet etmişlerdi ilk zamanlarda, ‘Bu imkansız, adam bizi aldatıyor’ diye. Hiçbirisi kurgu değildi. Stüdyodaki seyirci de benim hedef kitlemdi. Kurgu yapsam her biri ailelerine anlatırdı. ‘Aklınıza ne geliyorsa söyleyin’ derdim, ardından tek tek sayardım. Hepsi bilimsel çalışmalara dayanıyor. Bana özgü bir teknik geliştirdim. Hatta dan-çın, poster-iti Hacettepe Üniversitesi’nde bilimsel bir çalışmaya konu olmuştur.
2006 yılında hafıza ve mental sporlarla ilgili bir yazılım üretmeye karar verdim, ücretsiz dağıttım. O yazılımı satabilirdik, ücretsiz yaptık. İşte bizi Memoriad olarak marka yapan da o oldu. İnsanlar indiriyor, kendi rekor denemesini yapıyor, Youtube’a koyuyor.
Melik Duyar
Melik Duyar, Memoriad Olimpiyatları
Memoriad Olimpiyatları 2016’da Las Vegas’ta yapıldı
Televizyon programları bittikten sonra neler yaptınız?
2002 yılına kadar hep televizyonlarda göründük, sonra interneti daha etkin kullanmaya başladık. Bizim bir milyona yakın e-posta üyemiz vardır. Bu ciddi bir rakamdır. Şimdi yazılım şirketimiz de var, direkt kitlemize ulaşabiliyoruz. Memoriad diye non-profit bir federasyon kurduk. Hafıza, matematik ve hızlı okuma olimpiyatları düzenliyoruz. 60 ülkede tescil ettik bu ismi. Öyle bir hale geldi ki, bu konuda standartları biz koymaya başladık. 2006 yılında hafıza ve mental sporlarla ilgili bir yazılım üretmeye karar verdim. O yazılımı satabilirdik, ücretsiz yaptık. İşte bizi Memoriad olarak marka yapan da o oldu. İnsanlar indiriyor, kendi rekor denemesini yapıyor, Youtube’a koyuyor.
Biz de evimizde yapabilir miyiz?
Tabii tabii. O dönem yaklaşık bir milyona yakın web sitesinde indiriliyordu program. Sonuçta artık ben Memoriad olarak bir şeyi anons ettiğim zaman Guinness onu basıyor. Memoriad Olimpiyatları 2012’de Antalya’da yapıldı, sponsorumuz Kültür Bakanlığı’ydı. 2016’da Las Vegas’ta yaptık, sponsor Amazon’un firması Zappos’tu. 2020’de Dubai’de düzenleyeceğiz.
Şu anlattıklarınız yeterince biliniyor mu?
Aslında şöyle, Memoriad Hindistan’da da başlayacak. Oradaki temsilciler, ‘Siz burada Türkiye’dekinden daha fazla tanınıyorsunuz,’ dediler, bu doğru.
Neden öyle?
Türkiye’de bu tip sporlara değil de fiziksel sporlara daha çok ilgi duyuluyor olabilir. Beyin sporu izlemesi eğlenceli bir şey değil. Adam iskambil kağıdını alıyor, bir dakika bakıyor. Ama ben buna rağmen Türkiye’de her sene bunu yapıyorum. İstanbul’da, bazen Ankara’da yapıyoruz. 100’e yakın kişi katılıyor. Çeşitli kategoriler var.
Kategoriler neler?
Bir deste iskambil kartını hafızada tutmak, rakamları tutmak, isimler ve yüzleri tutmak. Matematik kategorileri var. Altı haneli, sekiz haneli çarpımlar ya da virgülden sonra altı haneye kadar kare kökleri almak… Tabii kalem kağıt kullanmadan.
Kazanana ne veriyorsunuz?
Para ödülü. Las Vegas’ta toplamda 38,500 dolar ödül dağıttık.
Bu insanın hayatında neye yarar? Yani o şampiyonluğu nasıl kullanabilir?
Bu tip mental sporlar insanın potansiyelini ortaya çıkarıyor.
Çalışan herkes yapabilir mi?
Herkes yapabilir.
Bunlar seçilmiş insanlar değil yani?
Kesinlikle değil.
İyi bir öğrenciydim ama hafızam olağanüstü güçlü değil. Beynimizi nasıl kullanacağımızı bilmemiz gerekiyor.
Melik Duyar
Melik Duyar
"Beyninizi kullandıkça kapasiteyi artırıyorsunuz"
Siz de dünya hafıza şampiyonusunuz. Hangi yıldı?
’94.
Hangi kategoride kazanmıştınız?
Fotografik hafızada. Başka kategorilerde bronz madalya ve dördüncülük de almıştım.
Ezelden beri hafızanız çok kuvvetli miydi?
Hayır. İyi bir öğrenciydim ama hafızam olağanüstü güçlü değil. Beynimizi nasıl kullanacağımızı bilmemiz gerekiyor. Ben size de yaptırabilirim iskambil kağıdı.
İki tane falan bilirim herhalde.
Yapamayacağınızdan değil, sadece nasıl yapacağınızı bilmiyorsunuz.
Her şeyi hatırlıyor musunuz?
Hayır öyle bir şey yok.
Yok yani baş koyduğunuz diyeyim.
Evet. Teknik uyguladığınızda hafızanızda tutabiliyorsunuz. Basit bir örnek vereyim, bugün ayın 30'u mu?
31’i. Bunu ben bildim mesela.
Evet bravo (gülüyor). Mesela 23’ünde akşam yemeğinde ne yediğinizi sorsam bilmezsiniz. Düşünmeniz lazım. Ben de 30’u mu 31’i mi şaşırdım. Çünkü bunu hafızamızda tutmak için özel bir niyetimiz olmadı, olsa da tutamayabilirsiniz. Bir öğrenci için sınav önemli mi önemli ama hafızasında o bilgileri tutamıyor bazen. Dikkat etseniz bile olmayabilir demek ki. Ama hafızanın çalışma prensipleri var. Mesela geçmişte sizi duygusal olarak etkilemiş olayları sorsam hatırlarsınız. Niye biliyor musunuz, orta beynimizde hipokampus denen bir bölüm var, orası hafızanın butonu gibi. Onu yöneten mekanizmalardan biri duygular. Onlar işin içine girdiği zaman beyin, ‘Bunu kaydetmeliyim’ diyor.
Arkadaşlarımızla aramızda konuşuyoruz, ‘Artık hard disk’te yer kalmadı’ diye. İzlediğimiz filmleri, tanıştığımız insanları hatırlamıyoruz. Ama aslında yer kalmadı değil, değil mi? Sevinelim yani?
Tabii kesinlikle. Bir kere ilgilendiğimiz ve bizi etkileyen şeyleri hatırlıyoruz ya da özel teknik uygulayarak hatırlıyoruz. Ama beynimizde bir kısıtlama yok. Beyninizi kullandıkça kapasiteyi artırıyorsunuz.