Mustafa Pala, Manisa’da biri Barış Alanı'nda, biri Birlik Parkı’nda bir diğeri de Ülkem Koleji’nin bahçesinde olmak üzere üç büyük Manisa Tarzanı anıtı yaptıran, yaptığı araştırmalarla Manisa Tarzanı filminin çekilmesine önayak olan bir isim. Manisa'da yerel televizyonda program hazırlayan, yine yerel gazetede köşe yazarlığı yapan Pala’nın Manisa Tarzanı'nın Mektubu isimli şiiri her Tarzan etkinliğinde okunuyor.
13 Eylül’de Manisa’da gerçekleştirilecek olan ve yarışmacıların şampiyon koşucumuz Ahmet Arslan’a yakalanmadan bitiş çizgisine ulaşmaya çalışacakları Manisa Tarzanı etkinliğimizden önce efsaneyi, onu en iyi bilen isimlerden birinden dinlemek istedik. Röportaj dileğimizi, “Tarzan’ımızın tanıtımına katkı sağlayacak her çalışmaya varım. Ben de Tarzan’ın adını ve anısını yaşatmaya çalışan bir tarzanım," diyerek karşılayan Mustafa Pala ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Manisa Tarzanı'nın hikâyesinde sizi etkileyen neydi?
Tarzan’ın ilginç ve örnek yaşamı herkesi etkiliyor. Göreceksiniz, anlattıklarımı duyunca siz de etkileneceksiniz. Manisa Tarzanı denilince akla hemen, Yeşil Manisa, Manisa denilince de büyük çevreci, ağaç ve doğa sevgisinin önderi Manisa Tarzanı geliyor. Yapılması gereken bir iş için “kimse yapmıyor, ben niye yapayım ki” diyenlerin çoğaldığı bir ortamda, bir kişi çıkıp herkesin es geçtiğini iş ediniyorsa, işte o kişi o işin tarzanıdır. Es geçileni iş edinen kişiye “tarzan” diyoruz. Herkesin ağaç dikmeyi es geçtiği günlerde yeşillendirmeyi iş edindiği için Manisa Tarzanı'nın adı ve anısı yaşıyor hala. Bir bahçıvan yamağının adı ve anısı yaşatılıyor ve anıtları yapılıyorsa bu yaşam öyküsü hepimizin ilgisini çekmez mi?
Manisa Tarzanı olarak ünlenen çevre önderinin ilginç yaşam bir yaşam öyküsü var. 1899 yılında Bağdat yakınlarındaki Samarra kentinde doğdu. Katıldığı Kurtuluş Savaşı’da sergilediği fedakârlıklar nedeniyle İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Savaş sonrasında yanmış yıkılmış cehennem yerine dönmüş bir kente geldi, yani Manisa’ya. Manisa Tarzanı burada doğayı yeniden canlandırıp, ağaçlandırmak için amansız bir mücadele verdi.
Manisa Tarzanı adı öne çıkınca da, Topçu Hacı, Ahmet Bedevi gibi takma adlarıyla birlikte nüfusta kayıtlı olan Ahmeddin Carlak adı da unutulup gidiyor. Bu nedenle birçok insan gibi beni de Manisa Tarzanı’nın nerede, ne zaman doğduğundan; nereden geldiğinden çok, neler yaptığı ve Manisa Tarzanı olduktan sonraki yaşamı ilgilendirdi hep. Ulusal Kurtuluş Savaşı'na katılan, Cumhuriyetin ilk yıllarında, göğsünde Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası ile Manisa’ya gelen Ahmeddin Carlak, Manisa’da Manisa Tarzanı olarak yeniden doğmuştur denilebilir.
Manisa Tarzanı'nı hiç gördünüz mü?
Tarzan’ı anlamak görmekten daha önemli bence, Tarzan’ın değeri ölümünden sonra daha iyi anlaşılır oldu. Bu nedenle ben Tarzan'ın ölüm günü olan 31 Mayıs 1963'ü Manisa Tarzanı'nın doğum günü gibi algılıyorum. Manisa Tarzanı’nı 1958 yılında gördüm. O, siyah şortu, şortu gibi kararmış yanık derisi, uzamış sakalları ve elinde ağaçları budadığı testeresi ile bulanık bir görüntü olarak kalmış belleğimde. Çocukları ve ağaçları çok sevdiğini hatırlıyorum.
Anladığımız kadarıyla siz Tarzan’ı sevdiğiniz için adını ve anısını yaşatmaya adamışsınız kendinizi…
Aynen öyle. Yeni Manisa’daki Barış Alanı’na 1993 yılında elindeki testiden su döker biçiminde anıtını yapmaya karar verdiğimizde henüz daha konutların temelleri yeni atılmıştı. Yeni Manisa’da konutlardan önce anıtların yapımına Manisa Tarzanı anıtı ile başladık. Manisa Tarzanı’nın testisinden dökülen su, Barış Alanı’na hayat veriyor şimdi. Anıt yapıldığında diktiğimiz çınarın altında şimdi Manisa Tarzanı üzerine söyleşiler yapılıyor.
Manisa Tarzanı filminin çevrilmesine de öncülük etmişsiniz.
Manisa Tarzanı üzerine yaptığım araştırma, bizde yaşamının filme alınması isteğini de uyandırdı. Yaptığımız ses ve görüntü kayıtlarını her gözden geçirdiğimizde, Manisa Tarzanı’nın yaşamı mutlaka filme alınmalı diyorduk. Nitekim yapımcı Cengiz Ergun’u aradığımda, anlattıklarımız onun da ilgisini çekti. Çektiğimiz görüntü ve ses kayıtlarını toplayıp, İstanbul’un yolunu tuttum. Anlattıklarımın ilginç bulunduğunu gördükçe, filminin yapılacağına ilişkin umudum güçlenmeye başladı. Tarzan’ı tanıyanlarla yaptığım söyleşileri, çektiğim görüntüleri, derlediğim yaşam öyküsünü İstanbul’da bırakıp Manisa’ya döndüm. Arada bir Cengiz Ergun’a, filme ilişkin gelişme var mı, diye soruyordum. Sonunda beklediğimiz haber geldi. Yazdıklarımızı ve kaydettiğimiz görüntüleri izleyen filmin yönetmeni Orhan Oğuz ve senarist Nuray Oğuz, olumlu görüş bildirip çalışmaya başladılar. Daha sonra ödül de alan güzel bir senaryo ve güzel bir film çıktı ortaya. Dilerim dizisi de çekilir. Manisa Tarzanı’nın yeni filmini çekmek ya da hayat hikâyesini bir diziye aktarmak isteyenlere her türlü yardımı yapmaya hazırım.
Manisa Tarzanı okuma yazma biliyor muydu?
Manisa Tarzanı okur yazardı. Arap harfleriyle yazıp okuyan Tarzan, Latin harflerine geçildiğinde yeni harflerle okuyup yazmayı ilk öğrenenlerden oldu. Bir bahçıvan yamağının Manisa Tarzanı olarak ünlenmesi kolay iş değil. Yaptıkları Manisa Tarzanı’nın zeki bir insan olduğunu gösteriyor. Bir bahçıvan yamağının istediği zaman, belediye başkanına, valiye, yaptığı işle ilgili kişi ve kurumlara ulaşmasının kolay olmayacağını biliyordu. Bunun için önce, uzun saçları ve siyah şortu ile bir imaj yarattı. Yarattığı imajla ilgi çekti ve ilgi giderek desteğe dönüştü. Halkın desteğini alınca da bütün kapılar Manisa Tarzanı’na ardına kadar açıldı. Topluma hizmet etmeyi düşünenlerin Tarzan’ın yaşamından alacağı derslerin olduğunu düşünüyorum. Dizisinin çekilmesini isteyişim de bundan. Hayal ürünü kahramanların gerçeküstü yaşamları yerine gerçek bir yaşam öyküsünün halkın ilgisini de çekeceğini söyleyebiliriz. Dilerim birileri çıkar da Manisa Tarzanı’nın yaşam öyküsünün dizi yapılması için kolları sıvar. Böyle bir girişime önce de belirtiğim gibi, Manisalıların ve çevre dostlarının destek vereceğini düşünüyorum.
Manisa Tarzanı etkinliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gerçekten sizi yürekten kutluyorum. Size destek veren, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün'ü de yürekten kutluyorum. Manisa'yı Manisa Tarzanı'nı, doğayı ve sporu sevenleri etkinliğinize katılmaya çağırıyorum. Manisa Tarzanı'nın adına anısına denk düşen etkinliklerle anılması ne güzel. Yaptığınız etkinlikle Tarzanımızın adı yeniden duyulmuş olacak.
Anladığım kadarıyla etkinliğinize dileyen herkes katılabiliyor. Kuralın çok basit olduğu görülüyor. Son olarak Harrachov’dan birincilikle dönen şampiyon sporcumuz Ahmet Arslan’a yakalanma ve kazan, diyorsunuz. Ahmet Arslan yarışmacılardan sonra başlayacakmış koşmaya, bir anlamda bize avans verecek anladığım kadarıyla. Yapacağımız iş, bitiş çizgisine Ahmet Arslan'dan önce ulaşmak. Başaranlara ödül de verilecekmiş, ne güzel…
Bu haberin içinde





