Önce biraz tarih bilgisi. Parkur sporu,1997 yılında Fransa'nın başkenti Paris’te David Belle, Sebastian Foucan ve bir grup arkadaşları tarafından bulundu. Foucan'in kendisi ise bu konuda mütevazı davranıyor ve mucitlik sıfatını üstlenmeyerek şöyle diyor: “Aslında parkur her zaman vardı. Biz buna sadece bir isim verdik. Bizim yarattığımız bir şey değil. Biz sadece onun varlığını bulduk. Taş devrinden beri insanlar avlanmak, kaçmak veya kovalamak için koşturuyorlardı.“
1973 doğumlu David Belle'e dönelim. Onun bu sporla ilgili yorumu ise şöyle: "Parkur antreman yapmanın bir yöntemidir. Şehirde ve doğada karşılaştığımız engelleri kolayca aşmamızı sağlar. Antremana çıkarız ve karşımıza bir sorun çıktığında yeteneklerimizi kullanabileceğimizi biliriz. Bu bir dövüş sanatı olabilir, kaçmak için ya da birine yardım etmek için kullanılabilir. Ben inanıyorum ki parkurun bize verdiği sonuç hayatta tamamen serbest olmaktır. Ve kendine, ben bu mesafeyi aşamam yeterince gücüm yok ama her gün çalışacağım, gece gündüz 50 kere atlayacağım ve bir aya kalmaz başaracağım diyebilmektir. Yani kendine hedefler koymak ve onlara ulaşmak…Çünkü hedeflerimiz yoksa rüzgarın içinde boşuna süzülürüz ve neden hareket ettiğimizi bilmeyiz."
Sporun ABC'si serimizin yeni bölümü de tam bu konuyu ele alıyor. Parkur konusuna hızlı bir giriş yapmak için bu bölüme göz atmak istersen, Türkçe altyazılı olarak hemen aşağıda bulabilirsin.
Red Bull Sporcusu Hazal Nehir bu yıl Türkiye'yi Red Bull Art of Motion'da temsil eden ilk atlet olmuştu. Hazal, RedBull.com.tr'ye verdiği röportajda ise Parkur'un hayatına kattıklarını şöyle anlatıyordu: "Sanırım ben parkur yapmadan önce kendimi bilmiyordum. Bu spora başladıktan sonra 'bu benmişim' dedim. Bu açıdan parkur en çok benim kendimi bulmamda yardımcı oldu diyebilirim."
"Parkur ve freerunning bana çok uygun, daha başka ne var" diyorsan seni aşağıya doğru alalım.
Bu haberin içinde