Kent Kültürü

Sahurda Taklalı Manili Davul

© Nazım Serhat Fırat
Yazar: Melis Danişmend
Ramazan'da sokaklarda beraber davul çalan İsmail Kuşçu ve Deniz Halaç, taklalarıyla da mahallelinin ve yarışmaların gözdesi.
Beylikdüzü belediye binasının biraz ilerisinde bir çaycıda iki Ramazan davulcusuyla beraber oturuyorum. İnce belli bardaklarda çay içiyoruz, davulculardan biri de makamıyla mani örnekleri okuyor bana. Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği 'Ramazan Davulcusu Seçme Yarışması'nda taklalar atarak çaldığı davuluyla jüriyi etkileyip iki yıl üst üste birinci olan İsmail Kuşçu ile eniştesi Deniz Halaç her Ramazan’da birlikte sokaklara çıkıyorlar. Sohbetimiz esnasında yanlarında yine onlar gibi davulcu olan menajerleri Hasan Kuşçu var. İsmail Kuşçu’nun abisi. Zaten ailede davulcu olmayan yok gibi. Yüz yıllardır süren bu geleneğin genç temsilcileri mesleklerinin inceliklerini anlatıyorlar. 
İsmail Kuşçu
İsmail Kuşçu
Ramazan’da çalışırken neler yaşıyorsunuz?
Deniz H.: Ramazan 11 ayın sultanı. Hoşgörü, sevgi, iyilik… İnsanları bir araya getiren en mükemmel bir ay diyebiliriz yani. Doğru değil mi? Bereket ayı. İnsanlar iftarlarda, sahurda buluşuyorlar, mutlu oluyorlar, bize el sallayanlar oluyor camdan.
İsmail K.: Bekliyorlar camda, 10. kattan bile bahşişimizi atıyorlar.
Deniz H.: Mesela arabayla duruyorlar, fotoğraf çektiriyorlar bizimle. Davulu alıp çalıyorlar, bahşiş veriyorlar.
Valla hep güzel şeylerden bahsediyorsunuz çünkü Ramazan davulcusu deyince evde yok numarası yapmalar, kapıyı açmamalar, ‘Çok ses yapıyorsunuz!’ diye bağırmalar da akla gelir.
İsmail K.: Yüzde 1 belki de o.
Neden ikili olarak çalıyorsunuz?
İsmail K.: Tek zor oluyor. Köpek var, her şey var yani.
Saldırıyor mu köpekler?
Deniz H.: Allah için davulun sesini duyuyor, saldırıyor. Yedi-sekiz tane birden.
Size mi, davula mı?
Deniz H.: Bizi parçalayacak, o durumda. Bazen köşeye sıkıştırdığı oluyor ama davul çalmayı kesmiyoruz.
Bu işin en büyük tehlikesi bu mu?
Deniz H.: Başka bir tehlikesi yok.
Sabaha karşı ne idüğü belirsiz insanlar falan?
Deniz H.: Daha öyle bir şeyle karşılaşmadık, karşılaşmayı da istemeyiz yani. Allah’ım korusun, hepimizin çoluk çocuğu var.
Kaç çocuğunuz var?
Deniz H.: Dört.
İsmail K.: İki.
Onlar da geleceğin davulcuları mı?
Deniz H.: Yok, biz artık son nesiliz diyebiliriz.
A neden?
İsmail K.: Onlar okusunlar.
Deniz H.: Okusunlar ya. Kendilerini güzel bir yere atsınlar, bir devlet dairesinde bir memur olabilir değil mi? Bizim bu işin bir hayat sigortası yok. Doğru mu?
Adana yöresine ait bir şey. O taklayı bunun (Deniz) eniştesi çıkartmıştı.
İsmail Kuşçu
Bu taklalar yarışma da kazandırmış
Bu taklalar yarışma da kazandırmış
Nerelisiniz?
Deniz H.: Adanalıyız.
Sizin bu takla işi nereden çıktı?
İsmail K.: (Gülüyor) Adana yöresine ait bir şey. O taklayı bunun (Deniz) eniştesi çıkartmıştı.
İkiniz de mi atıyorsunuz takla?
Deniz H.: Atıyoruz.
Sırtınız, beliniz ağrımıyor mu?
İsmail K.: Onun taktiği var.
Deniz H.: Bilinçsiz değilsen bir yerini ağrıtmaz. Biz bunu omuzdan ayarlayıp atıyoruz davulla birlikte. Hani karate hocalarını düşünün, öyle. Önemli olan o davulla dönmek, onu her adam yapamaz. Başına zarar verebilir, boynunu kırabilir.
Siz küçüklükten beri mi atıyorsunuz?
Deniz H.: Tabii. Adana’da düğünlerimizde görmüştük.
Artık Beylikdüzü'ndeler
Artık Beylikdüzü'ndeler
Hep Beylikdüzü’nde misiniz?
İsmail K.: 15-16 senedir buradayız.
Niye Beylikdüzü?
İsmail K.: İstanbul’un her tarafındaydık sonra buraya geldik.
Deniz H.: Buranın halkı daha güzel. İnsanları sevecen, davula karşı değiller. Bazı yerlerde yasaklar oluyor ama burada olmuyor. Belediye başkanımız çok iyi. Bu yüz yıllardır süren bir gelenek, devam ettiriyorlar.
Belediyenin izniyle mahallelere mi dağılıyorsunuz?
İsmail K.: Evet herkesin kendi mahallesi var.
Deniz H.: Belediyedeki görevli arkadaşlar mesela Zekiye Hanım ayarlıyor. ‘Sen burada, sen orada çalacaksın,’ diye belirleniyor.
Nasıl bir programınız oluyor sahurda?
Deniz H.: 01:30 gibi çıkıyoruz. Tabii ki sahur saatlerine göre de değişiyor. Ezan okunmadan önce çalmayı bitirmeye çalışıyoruz.
İftardan bir-iki saat evvel kapıları çalıyorlar
İftardan bir-iki saat evvel kapıları çalıyorlar
Bahşiş toplamak zor mu bu işte?
İsmail K.: O biraz sıkıntı oluyor bazen.
Deniz H.: Ev ev geziyorsun, her kapıya gidiyorsun.
Kapıyı çaldığınız saat hangi saat?
İsmail K.: İftardan bir-iki saat evvel.
Açmayanlar oluyor mu?
İsmail K.: Oluyor.
Ses geliyor mu içeriden?
İsmail K.: Bazısında geliyor, kapıya vuruyorsun ama kimse açmıyor.
Deniz H.: Hanımefendi anlayışla karşılamak lazım. ‘Müsait değilim,’ diyor. ‘Hayırlı Ramazanlar efendim,’ deyip çekip gidiyoruz.
Kızmıyor musunuz?
Deniz H.: (Gülüyor) Yok, kızma gibi bir yetkimiz var mı? Ne dedik, iyilik, hoşgörü. İlle bahşiş verdikten sonra, ‘Hayırlı Ramazanlar!’ dememizin anlamı yok ki.
İftarda, sahurda ikramlar oluyor mu size?
İsmail K.: Her tarafta yemek veren çok valla (gülüyorlar).
Deniz H.: İftarımızı beraber açtığımız oluyor, o kadar güzel insanlar var.
15 yıldır bu işi yapıyorlar
15 yıldır bu işi yapıyorlar
Ramazan bittikten sonra düğünlere gidiyoruz. İnternet sitemiz var, oradan işler geliyor. Bazen sigortalı işlere giriyoruz.
Deniz Halaç
15 yıldır bu işi yapıyorsunuz. Kimden görerek başladınız?
İsmail K.: Babamızdan, abimizden.
Kaç yaşındasınız?
Deniz H.: 31.
İsmail K.: 34.
Ramazan bittikten sonra ne yapıyorsunuz?
Deniz H.: Düğünlere gidiyoruz. İnternet sitemiz var staristanbuldavulzurna.com diye, oradan işler geliyor. Bazen sigortalı işlere giriyoruz.
Ne gibi?
Deniz H.: Bazen sigorta fabrikasında çalışıyoruz, iplik fabrikasında çalışıyoruz.
Bu davulcuların manileri de meşhur
Bu davulcuların manileri de meşhur
Manileri nereden buluyorsunuz? Cikletten değil herhalde.
Deniz H.: Geçmiş dönemden aklımızda kalanlar oluyor.
Aileden öğrenilenler var mı?
Deniz H.: Onlar çok eski, bize belediye tarafından mani listesi geliyor, onları ezberliyoruz. (Bir kağıt çıkarıp manilerden okumaya başlıyor.) Bunları söylerken sürekli davul çalmıyoruz. Mesela iki üç tokmakla vurduktan sonra boşluk, maninin bir kıtası sonra yine boşluk. Milleti rahatsız etmeden. Böyle kaba taslak davul çalma değil de efendim, her şeyi usulüne göre yapmak. Yani Ramazan’ı yaşatabilmek. Önemli olan bu.
Bir sokakta kaç dakika geçiriyorsunuz?
İsmail K.: Kimisi kısa, kimisi uzun. Bazen arabayla geçiyoruz.
Nasıl oluyor o?
İsmail K.: Kamyonetle. Tepesine büyük bir koltuk atıyoruz, oturduğumuz yerde çalıyoruz.
Neden? Yorulduğunuz için mi?
İsmail K.: Bazen yağmur yağıyor, soğuk oluyor, arabayla daha iyi oluyor.
Hasan Kuşçu (en solda), İsmail Kuşçu, Deniz Halaç
Hasan Kuşçu (en solda), İsmail Kuşçu, Deniz Halaç
İkili çalışmak zor mu? Tartıştığınız oluyor mu?
Deniz H.: Yok kesinlikle. Abimiz (Hasan Kuşçu) bu işi çok güzel yönetiyor.
Ne kadar daha devam edeceksiniz? Bu işin emeklilik yaşı var mı?
Deniz H.: Yok işte. Allah ne kadar ömür verirse. Bu şekilde devam ettireceğiz.