Bir Oyun Daha
Birbirinden eğlenceli formatlara sahip programların yer aldığı Red Bull GamerSZon'un bu haftaki videosu Insert Can serisinden geldi. Sunuculuğunu Irmak Kazuk'un yaptığı programa katılan konuklar, farklı dönemlerin oyunlarını oynayarak kimin daha iyi bir oyuncu olduğunu göstermeye çalışıyorlar.
Programın ikinci bölümüne esporcu ve yayıncı Berk "Rip" Tepe konuk oldu. Emektar oyuncu Irmak Kazuk'un sunumuyla eğlenceli bir sohbet gerçekleştiren ikili, eski dönemden Rolling Thunder (1986) ve yeni dönemden Street Fighter V (2016) ile oyunlar konusundaki yeteneklerini kıyaslama şansı buldular.
Berk "Rip" Tepe kimdir?
1997 doğumlu Berk "Rip" Tepe, daha çocuk yaşlarda internet kafelerde oyun dünyasına girer. Counter-Strike'ın en iyilerinden sayılan Berk, şimdilerde yeteneğini Valorant'ta sergilemekte. Oyun tecrübelerini paylaştığı YouTube ve Twitch yayınlarında yüz binlerce izleyiciye ulaşıyor. Onu izleyenler hem eğleniyor hem de öğreniyor. Onun oynadığı oyunları oynayıp ondan takip kapmayan yok desek yalan olmaz. Yurtiçinde ve yurtdışında sayısız şampiyonluğu olan Berk, Türkiye'nin en çok izlenen ve en başarılı esporcularından biri.
Program sonrasında Berk "Rip" Tepe ile Insert Can, profesyonel oyunculuk, Valorant ve oyunlar üzerine sohbet ettik. Çekimler sonrasında gerçekleştirilen bu sohbette sorduğumuz sorular ve aldığımız cevaplar şöyle...
Berk "Rip" Tepe Röportajı
Programın formatını nasıl buldun?
İnanılmaz eğlenceliydi, sürekli oyun oynuyoruz, oyunlardan bahsediyoruz, hayatımdan bahsediyorum, sürekli bir rekabet içindeyim, çok güzeldi. Çok eğlendim, bir çekimde ilk defa bu kadar eğlendiğim oldu. Irmak Kazuk da çok samimi, onunla sohbet etmek çok güzeldi.
Profesyonel oyuncu olmanın başlıca gereklilikleri neler sence? Profesyonel oyuncu olmak isteyenlere neler tavsiye edersin?
Öncelikle hayatınızdan fedakarlık yapabiliyor olmanız lazım ve yeniliğe, kendinizi geliştirmeye her zaman açık olmanız gerekiyor. Dik başlı olmayın, herkesi dinleyin, bütün önerilere açık olun. Kendinizi geliştirmeyi hiçbir zaman bırakmayın, her şeyi izleyin, detayları öğrenin, neden yaptığını sorgulayın ve antrenman yapmaya devam edin.
Hem CS:GO, hem de Valorant oynamış biri olarak iki oyunu öne çıkan yönleriyle karşılaştırır mısın?
Burada en öne çıkan özellikler oyunların sistematiği. CS:GO’ya baktığımız zaman sistematiği daha düz, çok fazla olasılığa imkan vermeyen bir oyun stili var. Yapacağınız taktikler, neyin nereye geleceği, flaş bombalar olsun, smoke bombalar olsun, az çok tahmin edilebilir. Onun haricinde size kalan kısım tamamen bireysel oyunculuğunuz, aim fight’lar, bire birler, takım oyunu. Sistemin daha kolay, adam vurmanın daha zor olduğunu söyleyebilirim. Valorant’ta ise bu durum tam tersi; oyunda birçok yetenek var, skill’ler var ve bunlar oyunun olasılıklarını değiştiriyor. Birçok olasılık var karşı karşıya kalınabilecek, birçok pozisyonla karşılaşıyorsunuz ve bu da sistematiği daha komplike, daha karmaşık hale getiriyor. Bunun yanında Valorant’ta adam vurmak biraz daha basitleştirilmiş çünkü o kadar olayın içinde, skill’lerin içinde boğulmamanız için adam vurması biraz daha kolay.
Valorant’ın Türkiye’deki ve dünyadaki geleceğini nasıl görüyorsun?
İnanılmaz bir giriş yaptılar, çok iyi bir patlamayla başladılar. Özellikle Türkiye’deki kulüplerin hızlı bir şekilde kurulumu, profesyonel davranışları... Zaten Riot bunu LoL’de tecrübe ettiği için Türkiye’de takımlar daha iyi yaklaşıyor, kulüpler çok daha profesyonel. Dünyada da bunun aynı şekilde artarak, artan bir ivmeyle devam edeceğini düşünüyorum.
Profesyonel olarak oynadığın oyunlar dışında sevdiğin türler ve oyunlar neler?
Genel olarak arkadaşlarımla oynadığım için eğlendirici, kafa dağıtıcı oyunlar oluyor Among Us gibi. Onun dışında hayatımda ilk defa Counter-Strike’tan sonra bir oyunu sevdim diyebilirim, o da Rainbow Six: Siege. Zaten onu oynadıktan bir süre sonra Valorant çıktı, çoğu yönüyle benzer şekilde.