Valentina Holl
© Red Bull Content Pool
Bisiklet

"On Yıldır Beraber Yayın Yapıyoruz, Bir Stil Tutturduk"

Sarper Günsal ve Berkem Ceylan, Red Bull TV'de Dağ Bisikleti Dünya Kupası yarışlarının Türkçe sesi olmaya devam ediyorlar. İkiliyle gerçekleştirdiğimiz sohbeti hemen aşağıdan okuyabilirsin.
Yazar: Red Bull
9 dakikalık okuma itibarıyla yayında
Sarper Günsal ve Berkem Ceylan bisikletle çok uzun yıllardan beri haşır neşir olmalarının yanında yaklaşık on yıldır birlikte bisiklet yayınları yapıyorlar. İkili, mikrofonda yılların getirdiği uyumu bu sezon Red Bull TV'de Dağ Bisikleti Dünya Kupası yayınlarında da devam ettiriyor. Sarper Günsal ve Berkem Ceylan'la hem bisiklet yayınlarının incelikleri hem de hem de Dağ Bisikleti Dünya Kupası sezonu üzerine bir sohbet gerçekleştirdik...
UCI Dağ Bisikleti Dünya Kupası'nda Sarper Günsal ve Berkem Ceylan'ın anlatımı ile izleyebileceğiniz gelecek yarışlar şöyle:
  • 14-15 Ağustos: Maribor, Slovenya
  • 03-05 Eylül: Lenzerheide, İsviçre
  • 15-19 Eylül: Snowshoe, ABD
Bisiklet yayınları çok uzun saatler devam edebiliyor. Bu yayınların kolay ve zor yönleri neler?
Sarper: Zor yönlerinin başında süre geliyor. Bazen altı altı buçuk saat sürdüğü oluyor yayınların. Bir sandalye üstünde ekrana bakarak saçmalamadan konuşmak ve bilgi vermek zor bir iş. Yayın partnerinle uyum çok önemli. Yarış dışında da birçok konu hakkında konuşabilmek gerek (ya da biz öyle yapıyoruz), bu da hazırlık gerektiriyor. Son 7-8 aydır da iki kişi birbirimizi görmeden, aynı mekanda olmadan yayın yapıyoruz. Onun getirdiği teknik sorunlar, senkron sıkıntısı gibi dertler de var. Birbirimizin sesi üstüne konuşuyoruz bazen, yayıncılıkta asla yapılmaması gereken bir hata aslında. Ama pandemi her şeyi değiştirdi. Kolay olan taraf nedir? İki kişi olmak, yayın yaptığım spikerlerle günlük yaşamda da arkadaşlık etmem ve bu nedenle daha uyumlu ve daha rahat olmak. Bazen konu dışına çıkıp oradan buradan muhabbet edebilmeye bile izin veriyor bu spor.
Berkem: Sarper’in dediği gibi en zor yönü yayın saatleri ve yarış tarihleri. Büyük Tur’ların üç hafta sürmesi, büyük yarışların yüzde doksan oranında Pazar günleri koşulması, hayatı paylaştığınız insan veya arkadaş grubunuzla ortak plan yapabilmeyi epey kısıtlıyor. Memleketin bayram tatilinde olduğu zamanlarda biz günde 5-6 saat İspanya Turu anlatabiliyoruz mesela.
Bisiklet yayınlarının sohbete imkan tanıması en büyük avantajı
Bisiklet yayınlarının sohbete imkan tanıması en büyük avantajı
Bisiklet yarışlarının anlatım tarzı açısından diğer spor branşlarına göre kendine has özellikleri var. Bunlar farklılıkları sizden dinleyebilir miyiz?
Sarper: Diğer sporların aksine olayı çok anlatmak ve tarif etmek gerekmiyor. “Gördüğünüz gibi Pauline şimdi pedal çeviriyor” demeye gerek olmuyor. Daha çok yarışın bu noktaya nasıl geldiğini, buradan nereye doğru gidebileceğini, teknik konuları, yarış ve yarışçıların hikayelerini anlatmak gerek. Basketbol ve futbol gibi sporlar bunların bir kısmına izin vermiyor. Daha analizci veya anlatıcı tarafta kalmak gerekiyor. Bisiklette konuların çerçevesini genişletmek mümkün.
Bisiklet yayınlarının sohbete imkan tanıması en büyük avantajı.
Berkem Ceylan
Berkem: Bisiklet yayınlarının sohbete imkan tanıması en büyük avantajı. Sadece olan biteni annenize, babanıza anlatsanız sizi 5-6 saat dinlemezler muhtemelen. Bu sebepten bisikletin devamlı farklı yerlerden geçmesi ve televizyon prodüksiyonunun da geçtiği yerlerin güzelliklerini göstermeye odaklı olması bisiklet yayınını ve sohbetini esnek kılıyor. Bir basketbol yayınında da Fuji Dağı’ndan bahsedebilirsiniz ama kısa kısa aktarmak durumundasınız. Bisiklette bu süre çok daha elverişli.
Red Bull TV’de, Dağ Bisikleti Dünya Kupası anlatımlarında aranızda nasıl bir uyum var?
Sarper: Berkem’le sanırım on yıldır beraber yayın yapıyoruz. Birbirimizi tamamlayıcı bir stil tutturduk. Beni rahat bırakıyor. Kısıtlamıyor. Ben de spiker olmadığımı biliyorum. Çok ciddi olmayan ama cıvıtmayan bir tarzımız var (cıvıtma eğilimimi o dizginliyor) Benim hafızam iyi değildir mesela. Onun didaktik bilgisi iyidir. Onun spiker olduğu için söyleyemediklerini ben söylüyorum, arada kışkırtıyorum da…
Berkem: Sarper ile Eurosport’da yayın yaparken tanıştık ve samimi arkadaş olduk. Yayın yaptıkça arkadaşlığımız, arkadaşlık yaptıkça yayınlarımız zenginleşti. Seyirci aramızdaki samimiyeti ve Hacivat-Karagöz ilişkisini zannediyorum ki seviyor. Henüz Red Bull TV ekranlarında çok cıvımadık ama yeterli süre geçerse her şey mümkün olabilir.
Nové Město'da inişli çıkışlı bir parkur vardı
Nové Město'da inişli çıkışlı bir parkur vardı
Albstadt, Nove Mesto, Leogang, Les Gets derken sezonun yarısı geride kaldı. Sizce sezon nasıl geçiyor?
Sarper: Loana Lecomte kadınlarda süper başladı ve müthiş devam ediyor. PFP ve J. Rissveds ise büyük tecrübeleriyle Eylül’de çıkışta olacaklar bence. Erkekler daha çekişmeli. Hem Flückiger, hem de Van der Poel ve Pidcock bu sezona çok keyif veriyorlar. Pidcock ve MvdP tam zamanlı yarışsalardı harika olurdu. Fransızlar’ın ve Nino’nun biraz daha iyi olmalarını bekliyordum. Lenzerheide’de olurlar umarım.
Downhill ise inanılmaz. Bir yandan yayında anlatıyorum ama bir yandan da ağzım açık seyrediyorum. Müthiş bir disiplin. Daha yeni yeni içine girmeye başladım ve büyük keyif alıyorum. Downhill’de en etkilendiğim şey tüm sporcuların birbirlerine karşı gayet dostça davranmaları. Rakibinden bir saniye daha hızlı gitmek için boynunu kırmayı riske eden kadın ve adamlar bitiş çizgisini geçer geçmez rakiplerine sarılıp kutlamaya ve eğlenmeye başlıyorlar. Bu downhill dünyasında samimi ve keyifli bir “esprit de corps” (birliktelik ruhu*) olduğunu gösteriyor. Her yarış ortada geçiyor ve en az 10-15 kişi kazanabilir gözüküyor.
Downhill yarışları inanılmaz. Bir yandan yayında anlatıyorum ama bir yandan da ağzım açık seyrediyorum.
Sarper Günsal
Berkem: MTB anlattığımız ilk yılda kadınlarda Loana Lecomte gibi müthiş yetenekli ve üstün bir sporcuya denk geldiğimiz için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Tamam belki seyir zevki açısından yarışları enteresan kılmıyor ama bu onun belki de elli senede bir çıkan bir yetenek olduğunu değiştirmiyor. Öte yandan erkeklerde Pidcock ve Van der Poel’un katıldığı yarışlar elbette daha çok ilgi çekiyor. Fakat onları denklemden çıkardığınız anda da nefis bir sezon var. 32 yaşında belki de en iyi sezonunu geçiren Flückiger, Absalon’un rekorunun peşinde olan tecrübeli efsane Schurter, çıkış yapan Cink derken çok rekabetçi bir sezon oluyor. Senelerce aman düşecekler korkusuyla Alp Disiplini izleyememiş biri olarak Downhill bana korkularımın üzerine gitmem gerektiğini gösteriyor sanki.
UCI Dağ Bisikleti Dünya Kupası - Maribor
UCI Dağ Bisikleti Dünya Kupası - Maribor
Maribor, Lenzerheide ve Snowshoe durakları için kimler ön plana çıkabilir?
Sarper: Maribor sadece downhill o nedenle tahmin yapmak çok zor ama Vali Höll’ün artık stresini aşıp kazanacak bir performans göstermesini bekliyorum. Şeytanın bacağını kırarsa sezonun geri kalanını domine edebilir. Erkeklerde ise çok aday var. Daprela,, Brosnan ve Bruni’nin öne çıkmalarını bekleyebiliriz. XCO’da ise Lecomte’a karşı Rissveds ve Ferrand-Prevot’un daha rekabetçi olmalarını umuyorum. Kate Courtney de sakatlığın etkisinden kurtulup artık başa yarışacak. Erkeklerde Pidcock Dünya Kupası’nda yarışmaya dönerse ilginç işler yapabilir ama Vuelta a Espana’ya katılma planları var. O ve MvdP olmazlarsa Flückiger üstünlüğünü sürdürür sanıyorum.
Bu sezon için favoriniz kimdi? Tahminleriniz tutacak mı?
Sarper: XCO için kadınlarda Courtney ve PFP, erkeklerde ise dünya şampiyonu Jordan Sarrou ve Henrique Avancini’den iyi işler bekliyordum. Avancini’yi hala bekliyoruz. Tahminlerimin tutmamasıyla meşhurumdur!!
Berkem: Kate Courtney’nin biraz daha rekabetçi olmasını bekliyordum. Ne yazık ki henüz beklenen performansı gösteremedi. Erkeklerde de dünya şampiyonu Sarrou epey sessiz. Fakat son yılların en güzel sezonu oluyor diyebilirim.
Bu dağ bisikletiyle ilgili en çok merak edilen konulardan bir tanesi. Bir cross-country bisikletçisini iyi yapan unsurlar neler? Hangi konularda yol bisikleti sporcularından ayrılıyorlar?
Sarper: Çok küçük yaşlardan beri dağ tepe binip bisiklet kontrolü ve tekniğini en üst düzeye çıkarmak dışında sporcunun kardiyo sisteminin de antrenmanlarla farklı şekilde gelişmesi gerekiyor. 90 dakikalık bir yarışta hiç dinlenme anı yok gibi. Yokuşlarda maksimum kuvveti verip inişlerde de yine çok dikkatli olmak lazım. Tüm yarış vücudu laktat eşiğinde tutmak, 3-4 dakikalık maksimum eforlardan sonra nabzı çok çabuk düşürebilmek ve bunu defalarca yapabilmek gerek. Bu sadece fiziksel değil mental olarak da müthiş bir güç ve dayanıklılık gerektiriyor.
Bisiklet anlatımına başladığınız dönemden bu yana, anlatıcılık ne ölçüde değişti? Bu değişimleri sizden dinleyebilir miyiz?
Sarper: 2006’da başladım. O zaman hem tüm etapları anlatmıyordum hem de etaplar baştan sona yayınlanmıyordu. Seyirciyle bir iletişim/etkileşim de yoktu. Sadece spiker-yorumcu olarak devam ediyorduk. Şimdi seyirciyle daha çok iletişim var. Hatta neredeyse bazen rolleri değişip biz onlara soru sorup cevap bekliyoruz. Eskiden daha izole anlatıyorduk.
Şimdi seyirciyle daha çok iletişim var. Hatta neredeyse bazen rolleri değişip biz onlara soru sorup cevap bekliyoruz.
Sarper Günsal
Berkem: Son dört-beş senede yayın süreleri müthiş arttı. Eskiden iyi bir Fransa Turu etabı bile maksimum dört saatlik bir yayınla ekrana gelirken şimdi tüm etaplar baştan sona yayınlanıyor. Yol bisikletinin yanına Red Bull sayesinde dağ bisikleti yayıncılığı da eklenebildiği için mutluyum. Memlekette bisiklet sporunun gelişmesi için çeşitliliğin de önemli olduğunu düşünüyorum.
Valentina Holl
Valentina Holl
Bisiklet yarışlarında, biraz da bu sporun doğası gereği bisikletçileri ayırt edebilmek çok kolay değil. Dağ bisikletinde ayırt etmek ise çok daha zor gibi duruyor. Bunun için uyguladığınız taktikler var mı?
Sarper: Bence dağ bisikletinde daha kolay. Favoriler daha çabuk ayrılıp önde kalıyorlar, o zaman da kim olduklarını bilmek daha kolay. Hem bisikletlerini de ayırt etmek daha kolay. İlk yarıştan sonra “kim kimdir?”de çok zorlanmadım.
Berkem: Bence de dağ bisikletinde sporcuları tanımak daha kolay. Sadece çamurlu bir yarış olmasın yeter!
Ülkede aslında artık dağ bisikletini de takip eden bir kitle var. Red Bull TV’de yaptığınız Türkçe anlatımların bu kültüre etkisiyle ilgili neler söylersiniz?
Sarper: Tam emin değilim ama özellikle İngilizce bilmeyen dağ bisikleti tutkunlarına iyi gelmiştir. Dil bilse bile kendi kültüründen gelen birinden yarış dinlemek daha çekici gelebilir. Yol bisikleti sevgisi son 10 yılda dağ bisikletini geçti Türkiye’de, bunu bisiklet satışlarından da görmek mümkün. Bir 5-6 yıl daha devam edersek dağ bisikleti 2000’lerin başındaki yerine dönebilir.
Berkem: Zaten uzun zamandır dağ bisikletini takip eden kitle umarım yayınlardan mutludur. Biz yol bisikletinden ne kadar insan çekebiliriz onun peşindeyiz (gülüyor.)
Fransa Turu devam ediyor. Ardından diğer turlarda da mikrofonda olacaksınız. Yaz nasıl geçecek sizin için?
Sarper: İspanya Turu öncesi kısa bir tatil yapma fikrimiz var. Olmazsa Ekim ayında sezonu bitirince biraz dinleneceğiz ama o arada Paris-Roubaix’yi kaçıracağım maalesef.
Berkem: Ağustos ortasından itibaren İspanya Turu’nu ve MTB Dünya Kupası yarışlarını anlatacağız.