Atari salonlarının klasiği: PAC-MAN
© Bandai Namco Games
OYUN

'80'li Yıllara Dair Unutulmaz 8 Şey

Sınırlı sayıda üretilen Red Bull PAC-MAN kutularının estirdiği nostalji rüzgarı bizi '80'li yıllara götürdü. PAC-MAN'in çıkışını gerçekleştirdiği bu dönemle özdeşleştirdiğimiz her şeyi listeledik.
Yazar: Red Bull
5 dakikalık okuma itibarıyla yayında
En kült oyun kahramanı PAC-MAN, Red Bull ile yeni maceralara kanatlanmaya başladığından beri hakim olan nostalji rüzgarına karşı koyamıyoruz.
Bu birlikteliği ilk olarak Gaming İstanbul'da ilan etmiş, daha sonra ise bir retro oyun gecesi ile taçlandırmıştık.
Sınırlı sayıda üretilen Red Bull PAC-MAN kutularıyla neler yapabileceğini görmek için tıkla!
PAC-MAN ile esen nostalji rüzgarı bizi şimdi de '80'lere, oyunun çıkış yaptığı yıllara götürdü. Bu döneme damga vuran, özellikle ülkemiz pop kültüründe yer etmiş anları, trendleri hatırladık.

Atari salonları

"Fazla jetonun var mı ya?” Evet, ‘80’lerde çocuk olanlar için bu soru, "Fazla 0.5 ucu olan var mı?" ile eşdeğer sayılır. Çünkü herkes bulduğu ilk boş zamanda soluğu atari salonunda alır ve hunharca jeton harcardı.
PAC-MAN, her fırsatta atari salonlarının yolunu tutanların sevdiği oyunlardandı. Mortal Kombat’ta "finish him!" sesini duymayı, Street Fighter’da Ken’i alıp tak-tak çekmeyi de ihmal etmezdik. Futbol oyunu Kick-Off’ta ise yazılı olmayan bir kural vardı: Rakip, eğer 1-0 öndeyse ve son dakikalara yaklaşıldıysa, asla gol atılmazdı. Çünkü berabere biten maçlarda iki tarafın da jetonu yanardı. Elbette o dönemde Commodore 64 de evlerdeki yerini alıyordu. Yine de atari salonlarının tadı başkaydı. Yukarıdaki videoyla o efsane oyunları hatırlayalım.

Alf’ten Susam Sokağı’na: '80’lerde TV

TRT her ne kadar ilk olarak 1968’de yayına başlamış olsa da, ülkemizde televizyonun tam anlamıyla popülerleşmesi '80’li yıllarda gerçekleşti. "Tek kanallı dönem" olarak anılmasına rağmen, '80'ler TRT'sindeki program ve dizi çeşitliliği azımsanamaz. Spor, kültür-sanat ve haberin yanı sıra dizi ve özel programlar da ekranlarda boy gösteriyor, herkesi gerçek anlamda ekrana kilitliyordu. Adile Naşit ile Uykudan Önce, Barış Manço ile 7’den 77’ye, Susam Sokağı, Pop Saati, gibi programların yanında Alf, Dallas, Mavi Ay, Lassie, Kara Şimşek, Çalıkuşu, Kaynanalar gibi dizilerin de tek bir bölümü bile kaçırılmıyordu. Bunun yanında elbette yılbaşı özel programları da '80’lerde zirve yapan konseptlerden biriydi. Dönemin en popüler şarkıcıları ve elbette dansözler yılbaşının vazgeçilmezi olurken, popüler kültür tarihimizde de derin izler bırakıyordu.

"Serpil Çakmaklı tokası gelmiştir"

Dev omuzlar istemenin pek normal bir tarafı yok galiba. Düşününce insan gerçekten sorguluyor, vatkaların yerküremizdeki amacı tam olarak neydi acaba? Yanıt bulmak zor. Parlak “lambada” taytları, ağıza kadar çekilen yüksek belli pantolonlar, kazak üstüne takılan dev tokalı kemerler, püsküllü ceketler; bir kısmı artık dünyamızda olmadığı için rahat bir nefes aldığımız parçalar. Muhtemelen birçok tezgaha, vitrine “Serpil Çakmaklı tokası gelmiştir” yazıldı ve kelebek toka altın çağını Çakmaklı sayesinde yaşadı.

Evde sinema keyfinin kökleri: Video kasetler

Back to the Future II
Back to the Future II
'80’leri hatırlayanlar şu cümleyi de hatırlayacaktır: “Hadi bir kaset kiralayalım.” Bugünün dijital dünyasından bakınca çok anlamı olmayan bu cümle '80’li yılların en büyük eğlence aktivitelerinden birine giriş anlamına geliyordu. Dönemin popüler filmlerine sinema salonları dışında ulaşmanın tek yolu olan video kasetler kendi içinde halkı beta’cılar ile VHS’ciler diye iki ayrı gruba bile ayırmıştı. Geleceğe Dönüş Serisi, Rocky, The Evil Dead gibi filmler elden ele dolaşır, özellikle korku türü ve "Amerikan gençlik filmleri" sıklıkla tercih edilirdi. Kapora ile yapılan bu alışverişlerle kiralanan filmler, günümüzün ücretli OTT platformlarının da köklerini oluşturuyor bir bakıma.

Synth-Wave’in önlenemez yükselişi

Gerçekten “önlenemeyen” bir yükseliş. Synthesizer’lar pop müzikten rock müziğe dokunabildiği her türe dokunuyor ve onu baştan şekillendiriyordu. Bilgisayar oyunlarından ve film müziklerinden ilhamla adım adım yükselen bu tür bugün hala değişerek, dönüşerek varlığını sürdürüyor. Duran Duran, INXS, Depeche Mode, Talking Heads, New Order ve niceleri bu akımdan etkilendiler. Şimdi zamane gruplarımız Jakuzi, Elz and the Cult gibi isimlerin kökenine inmek isteyenleri buraya alabiliriz.

Nedeni hala araştırılan bir gizem: "Perma"

"Madonna saçı"
"Madonna saçı"
'80’lerin kitsch moda anlayışı hepimizin malumu. Çok renkli giysiler, İspanyol paçalar ve elbette perma saçlar. Neden moda olduğu konusunda net bir bilgiye ulaşamasak da o yıllarda perma yaptırmanın bir tür “sosyetik olma” anlamına geldiğini tahmin ediyoruz. Madonna’nın popüler olmasından sonra daha da sık rastlanan bu saç modeli halk arasında “Madonna saçı” olarak da biliniyormuş. Saç meselesi '80’lerde bilhassa önemli, kabarık saçlı bireylerden oluşan rock gruplarının hair metal akımına öncülük etmesi buna basit bir örnek.

Saha içi röportajları

‘80’lerde Ronaldo, Messi, Neymar yoktu. Maradona, Platini, Zico vardı. Ülkemizde de maçlar TRT’de canlı olarak izlenmeye başlanmıştı. Sadece Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası gibi organizasyonlar değil, üç büyüklerin maçlarına da tanıklık ediyorduk. Ama elbette o sırada futbol dünyamız oldukça farklıydı. Futbolcular lüks arabalar ya da takım otobüsleri yerine, belediye otobüsleri veya taksilerle son derece mütevazı şekilde maçlara gelirdi. Maç esnasında kenarda duran muhabirler, her olayda sahaya atlar ve anlık röportajlar yapardı. O tam anlamıyla "epik" anları yukarıdaki video ile hatırlayabiliriz.

Diskotek trendi

Modern Talking, Michael Jackson, Opus, Madonna, C.C. Catch ve niceleri… Dünyayı kasıp kavuran sanatçılar, bizi de diskoteklerde yakalamış ve büyük bir trend başlamıştı. O sıralar içeceğini alıp bir masada "cool cool" takılmak bir anlam ifade etmiyordu, o günler herkesin kendini dönen ışıklı topun altına atıp, aklına estiğince dans ettiği günlerdi. Elbette disko denince Türk filmlerindeki sahneler unutulur mu? O zaman yukarıdaki videoyu izleyip "coşalım".