John Boyega oyunculuk kariyerine henüz sekiz yaşındayken dahil olduğu Londra tiyatrolarından Peckham'ın gençlik ekibinde başladı. 2011 yapımı İngiliz bilimkurgu-komedi filmi Attack The Block'ta rol aldıktan sonra Hollywood'un meşhur yönetmenlerinden JJ Abrams'ın Star Wars: The Force Awakens kadrosuna dahil oldu ve Finn -vicdanlı bir stormtrooper- karakterini canlandırdı. Bu rol ona şöhretin kapısını araladı. Boyega, Kathryn Bigelow’un Detroit'i başta olmak üzere hem tiyatro sahnesinde hem beyazperdede sıkı roller üstlendi, üstelik tüm bunlar olurken kendi prodüksiyon şirketini de kurdu.
Star Wars: The Last Jedi (Star Wars: Son Jedi) filminin gösterimde olduğu şu günlerde Boyega'yı sorguya çektik. Onunla gerçekleştirdiğimiz röportaj hemen aşağıda.
Star Wars filmleri sayesinde bir anda parladın ve çok da para kazandın. Bunca parayla ne yaptın?
UpperRoom Productions isimli kendi prodüksiyon şirketimi kurdum.
Yani hiç yat ya da fantastik özelliklere sahip villa satın almadın mı?
Hayır almadım. Çünkü projeler geliştirmeyi daha çok severim. Büyük oyuna dahil olmak istiyorum. Kendi çizdiğim yolda ilerleyen bir kariyerim olmasını istiyorum. Bunu yapmanın yolu da kendi düzenini kurmak. Disney ve tüm efsanevi prodüksiyon stüdyoları işe bir noktadan başladılar. Şimdi benim zamanımın geldiğini hissediyorum. Kapanmadan ayağımı sıkıştırdım ve kapıyı araladım.
Luke Skywalker ve Walt Disney'in bir karışımı gibi mi?
Ben hem iyi bir aktör hem de önemli bir adam olmak istiyorum. Biz her zaman tüm insanların eşit şanslara sahip olduğunu söylüyoruz ve ben kariyerimin en başında hangi noktaya ilerlemem gerektiğini anladım. Gelip geçici bir yıldız olmak istemiyorum. Fırsatların peşinde koşan değil, fırsat sunan insan olmak istiyorum. UpperRoom Productions olarak ilk yapımımız olan Pacific Rim 2 ile gurur duyuyorum. Walt Disney sadece çocukları mutlu etmek istiyordu, bense bu çemberi daha da genişletmek ve herkese ulaşmak istiyorum.
Başarısızlık, başarının bir parçası. Eğer yemek pişiriyorsanız içine tuz da eklemek zorundasınız, ama dozunu ayarlamalısınız. Denge çok önemli. Hayatın formülü bu.
Sence kendi kaderini değiştirmek kolay bir şey mi?
Biz bu şirket sayesinde çok önemli isimlerle tanıştık ve çalışma fırsatı bulduk. Yeni fikirleri olan ve bunları sizinle paylaşmak isteyen yönetmen ve oyuncularla çalışmak oldukça keyifli. Yaratıcı iş birlikleri yapabiliyoruz bu sayede.
Sence bu tür girişimlere adım atmak için doğru bir zamanda mıyız?
Yaratıcı fikirlere ihtiyaç var. Geleceğin sanatçılarıyla temas ettiğimiz bir projemiz var ve bu ufkumuzu genişletiyor. Bunun dışında mesela, çok iyi hikayeleri olan eski gazetecilerle buluşuyorum.
Hiç başarısız olma ihtimalini düşündün mü?
Başarısızlık, başarının bir parçası. Eğer yemek pişiriyorsanız içine tuz da eklemek zorundasınız, ama dozunu ayarlamalısınız. Denge çok önemli. Hayatın formülü bu.
Peki başarısızlıkla nasıl başa çıkıyorsun?
Başarısızlık beni motive ediyor. Bir çözüm yolunun olduğunu biliyorum ve onu aramaya koyuluyorum. Başarısızlık yüzünden kabuğumuza çekilseydik toplumlar şu an bu hale gelemezdi. Ben de şahsım adına bunun bir parçası olmaya çalışıyorum.
Benim gibi bir aktörü Star Wars hikayesinde önemli bir yere yerleştirmek yeni bir hamleydi ve bir anlamı vardı. O stormtrooper'ın kaskını değişim için çıkarıyor olması da önemli bir mesajdı.
Ticari olarak başarıya ne kadar yakınsın sence?
Bir film pazarlamak kolay bir iş değil. Ama oyunun diğer faktörlerini de es geçmemek lazım, mesela Detroit'in kariyerim için çok önemli bir yerde olduğunu düşünüyorum. Çünkü kariyer ancak uzun ömürlü olursa değerlidir. Bu filmin okullarda ve Amerikan polis teşkilatınca yeni işe alınanlara izletileceğini biliyorum.
Bu tür filmlerin sende bir etkisi oluyor mu? Bakış açını değiştiriyor mu?
Günlük olaylar hakkında daha kapsamlı araştırmalar yapıyorum. Her gördüğüm habere inanmıyorum.
Medyaya inanmıyorsan gerçek bilgiye nasıl ulaşıyorsun?
Bu çevrenizdeki insanlara da bağlı. Ben birçok eğitimli ve üst düzey insanla görüşüyorum. Seyahatlerim sayesinde tanıştım onlarla. Bu tür temaslar ve spesifik konular üzerine yaptığım bu tartışmalar benim için zihin açıcı oluyor.
Başkalarından bir şeyler öğrenmeye neden bu kadar önem veriyorsun?
Bir meseleyi tam olarak anlamak istiyorsanız değişik fikirleri de duymalısınız ve onlara kulak vermelisiniz. Karşı tarafı tam olarak dinleyene kadar kararınızı vermemelisiniz, bunu yaptıktan sonra ancak cevap hakkınız doğar. Mesela ben siyahım ve ırkçılığın yanlış bir şey olduğunu biliyorum, ama buna rağmen karşımdakinin düşüncesini anlamaya çalışıyorum. Sonuçta bu ülkede hep birlikte yaşıyoruz.
Sence Star Wars'tan ne öğrenebiliriz?
Bence Star Wars'un bir mesajı var. Yanlış anlaşılmasın, kendimi öne çıkarmaya çalışmıyorum ama, Finn teaser'dan itibaren olayın önemli bir parçasıydı. Kişisel olarak değil, tamamen benim ten rengimle alakalı bir şeyden bahsediyorum. Benim gibi bir aktörü Star Wars hikayesinde önemli bir yere yerleştirmek yeni bir hamleydi ve bir anlamı vardı. O stormtrooper'ın kaskını değişim için çıkarıyor olması da önemli bir mesajdı.
Star Wars'ta inanç 'The Force' tabiriyle tanımlanıyor. Senin babanın da bir vaiz olduğunu biliyoruz. Maneviyata ve inanca ihtiyaç duyan birisi misin?
Ben bir hristiyanım ama en iyisi olduğum söylenemez. Maneviyata yürümek sizi mükemmeliyete ulaştıracak diye bir garanti yok. Beni ben yapan şey yetiştirilme tarzım ve dünya görüşüm.
Seni sen yapan şeylerden birinin paintball becerin olduğunu biliyoruz...
Paintball becerisinden daha fazlasına sahibim. Şunun adını doğru koyalım. Gerçek bir kelle avcısıyım!
Bu başarının sırrı ne peki?
Strateji. Ben gerçekten bu oyunu stratejik oynuyorum.
Her oyun için özel bir strateji geliştiriyor musun peki?
Bu, oyuna göre değişir. İngiltere'de oynadığımız son maçta çocuklar için ne yapacağımıza dair haritalar çıkardım. Karşı takımı tanıyorduk ve ona göre bir strateji geliştirdik. Ne yapacaklarını biliyorduk ve işleri tersine çevirdik.
Ve oyunu kazandınız mı?
Tabii ki! Hayatımda tek bir paintball maçını bile kaybetmedim. Bunu ispat edebilirim.
Zaten sıkışırsan Jedi zihin kontrolü gücünü kullanabilirsin.
Keşke o güce sahip olsam.