Trent Alexander-Arnold
© Greg Coleman/Red Bull Content Pool
Futbol

Nasıl Profesyonel Oldum: Trent Alexander-Arnold

O dünyanın en iyi futbolcularından biri ve daha sadece 21 yaşında. Liverpool’un ve İngiltere Milli Takımı'nın göz kamaştırıcı yıldızı, çocukluk hayalini nasıl gerçeğe dönüştürdüğünü anlattı
Yazar: Jennifer Bozon
10 dakikalık okumaPublished on
Böylesine bir hedef dünyadaki pek çok yedi yaşındaki çocuk için boş bir hayalden ibarettir. Fakat Liverpool doğumlu, altı yaşında Liverpool’un altyapısına girmiş Trent için bu hedefin sonucu hiçbir zaman şüphede değildi: “Hiçbir zaman aklımın ucundan başaramayacağım gelmedi. ‘Kesin başaracağım’ da demedim ama hiçbir zaman başaramayacağımı düşünmedim.”
Trent, altı yaşındayken

Trent, Liverpool akademisi tarafından tespit edildiğinde altı yaşındaydı

© Liverpool FC

Liverpool ve İngiltere milli takımı sağ bekinin kariyerini olağan üstü kılan nokta ise tüm bu hedefleri ne kadar sürede yaptığı. Daha 21 yaşında UEFA Şampiyonlar Ligi, Premier Lig, FIFA Kulüpler Dünya Kupası ve UEFA Süper Kupa şampiyonu, Ballon d’Or adayı. Dahası takım arkadaşlarına yarattığı gol fırsatlarından gelen itibarı ve sağ bek pozisyonunu tamamen yenilediği için Guinness Dünya Rekorlar kitabına adını yazdırmayı bile başardı. Belki de tüm bunlar, genç yaşlardan itibaren futbol oynamak için harcadığı akılalmaz saatlerin bir meyvesi: “Ben ve kardeşlerim bu seviyeye gelebilmek için kesinlikle 10,000 saate yakın futbol oynadık”.

Üç erkek çocuk ve bir top

“Şimdilerde düşününce yaptığımız şey gerçekten de sağlıksızmış” diyerek gülüyor Trent, kardeşleriyle birlikte futbola ayırdığı zamanı düşününce. İlk olarak en büyük abisi Tyler ile bahçede ve sokak aralarında futbol oynadığını söyleyen Trent, ikisinin de futbola bitmez açlığının ilerleyen vakitlerde oynanabilecek her yerde kendine yer bulduğunu belirtiyor: “Olası herhangi bir havada, günün herhangi bir saatinde, olabilecek herhangi bir lokasyonda biz yine futbol oynardık. Gün içerisinde yaptığımız başka bir şey yoktu. Eğer yağmur yağarsa evin koridorunda folyolardan kale, çoraplardan top yapardık. Futbol oynayabileceğimiz her şeyi oynamak için kullanırdık.”
Fakat Trent altı yaşında Liverpool altyapısındaki hocaların dikkatini çektiğinde, kardeşlerinin futbola olan aşklarını söndürmesi ve Trent’in yeteneklerini sergilemesi için ona alan açmaları gerekti: “Hepimiz futbol oynamak istiyorduk ama kardeşlerim benim hayalimin gerçekleşmesi için kendi hayallerinden vazgeçtiler. Abimin gençliğinde kendi okul maçlarına gidemeyip beni antrenmanlara götürmesini kendime şimdilerde bile açıklayamıyorum. Aynı şeyler kardeşim için de geçerli. Onlara ne kadar teşekkür etsem de eksik kalacak.”

Yetenek tespiti

Liverpool doğumlu genç adamın şehrin takımında da tanınır olması tamamen şanstı: “Liverpool benim yaş grubumdaki çocuklar için yarım dönemlik bir deneme kampı düzenliyordu. Ve o dönemde okulum yedi-sekiz öğrencilik davetiye almıştı. Şans eseri kulübün belirlediği yaş aralığı tam da benim yaşıma denk geliyordu. Davetiyeler geldiğinde sınıf öğretmeni kimler gitmek ister diye sorduğunda elbette sınıftaki her erkek elini kaldırmıştı. Bu yüzden gidecek ismi seçmenin en adil yolu rastgele isim seçmek olacaktı ki o listeden şansa benim ismim çıktı.”
Liverpool’un bu şansı fark etmesi ve kullanması da çok zaman almayacaktı: “İlk antrenman bittikten 10-15 dakika sonra kulüpten birisi annemin yanına gidip ‘Trent hafta içi üç, hafta sonu da iki gün olmak üzere idmanlara gelebilirse çok mutlu oluruz’ demişti.”
Trent Alexander-Arnold genç takımda

Yarım dönemlik bir eğitim kampı Trent'in yeteneklerini ön plana çıkardı

© Liverpool FC

Liverpool’un genç yıldızı, yavaş yavaş paha biçilemez antrenmanlara hız kesmeden adım atmıştı. Trent, o günlerde yaptığı idmanların şu anki gelişimine olan katkısını devasa olarak tanımlıyor: “Kulübe ilk katıldığımda hafta içi üç gün idman yapıyor ve hafta sonu iki farklı takımda oynuyordum. İlk olarak 7 yaş altı takımı ile oynar, sonraki gün de 8 yaş altı takımı ile devam ederdim. Pazar günleri ise sabah başka bir takımda oynar, öğleden sonra ise altyapıda antrenmanlara giderdim. Yani anlayacağınız çok genç yaşta çok fazla futbol oynamış oldum.”
Doğal olarak böylesine bir yoğunluğu kaldırmak hiç kolay değil, hele de anne Dianne için. Trent’in babası Michael’ın şehir dışında çalışması, Dianne için işleri hiç kolaylaştırmamış ve süreci yürütmek için kararlar almasını gerektirmişti: “Babam Londra’da yaşıyordu. Evde üç erkek çocuk ve annem yaşıyorduk. Ve o dönemler abim kendi takımının idmanlarına gitmek istiyordu. Çoğu zaman abimin idmanlarından fedakârlık yapmak zorunda kalmıştık çünkü annem aynı anda iki yerde olamıyordu.”

Küçük fedakârlıklar

Trent gençlik yıllarına adım atarken, ailenin giderek daha talepkâr hale gelen antrenman programına uyum sağlamak için başka seçimler yapması gerekiyordu: “Liverpool okula yarım gün gitmemi söylemişti fakat annem bu teklifi kabul etmemişti. Okul değiştirme kararımı günün sonunda ben, annem ve babam birlikte vermiştik. Bana gerçekten ciddi olup olmadıklarımı sordular ve cevabım belliydi. Sonrasında akademi ile konuşup bu değişimin gerekli olduğundan emin olmadıklarını söylediler. ‘Buna değer mi?’ diye sorduklarında ise kulübün cevabı ‘Evet’ olmuştu.”
Trent’in ailesi çocuklarının notlarının antrenman sevdasına düşmemesini istiyordu. Ve bu konuda oldukça kararlıydılar. Trent, Liverpool ile anlaşması olan ve kulübün genç oyuncularına antrenmanlar ve dersler arasındaki desteğin sağlanması için yardımcı olan Rainhill Lisesi’ne yazıldı. Yedi dersinden de geçmeyi başarsa da bu yolculuk göründüğü kadar kolay değildi: “Uzakta yaşadığım için en erken kalkanlardan biri ben oluyordum. Saat 7’de servis beni alıyor, iki saat araba yolculuğu sürüyor ve 9’da derslere giriyordum. Dersler sonrası antrenmana gidip eve ancak akşam 19.30 gibi varabiliyordum. Bu yorucu döngüden sonra da akşam ev ödevleri ile uğraşıyordum. Dört-beş sene boyunca bu şekilde yaşadım.”
İngiliz yıldız, böylesine yoğun süren gençlik yıllarında arta kalan zamanını arkadaşları ile buluşmak için kullanıyordu. Onun için öncelik her zaman futbol kariyeriydi: “Hayatım boyunca her zaman futbolun içerisinde olmaya çalıştım. Şu yaşıma geldim hâlâ bir konsere dahi gitmedim. Ama dönüp bakınca yaptığım bu küçük fedakârlıklar daha mantıklı geliyor. Yaptığın onca şeyin günün sonunda buna değeceğini bilebilmek güzel bir şey.”
Trent Alexander-Arnold

18. doğum gününden sadece iki hafta sonra Trent, ilk A takım maçına çıktı

© Liverpool FC

Büyük atılım

Bu fedakârlıkların kendini göstermesi çok fazla zaman almayacaktı. Yıllar ilerledikçe kulüpte adını iyiden iyiye duyuran Trent oynadığı 16 ve 18 yaş altı takımlarının kaptanlığını yaptı. Ve o sıralarda teknik direktörlük sertifikaları için akademide çalışan Steven Gerrard tarafından izleniyordu.
Fakat Trent’in yaptığı büyük atılım, A takımla ilk maçına çıktığı Ekim 2016’da gerçekleşmişti. 18. yaş gününden yalnızca iki hafta sonra Tottenham ile oynanan Lig Kupası maçında Jürgen Klopp tarafından forma şansı bulmuştu: “Beni ilk 11’e yazmışlardı ve bu haberi aldığımda inanılmaz kafam karışmıştı çünkü oynayacağıma dair hiç umudum yoktu. İnanılmaz gerici bir durumdu çünkü daha önce 55 bin kişinin önünde hiç maça çıkmamıştım. Ama dönüp bakınca hayatımın en güzel günlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.”
Sonrasında Premier Lig’deki ilk resmî maçında oynama şansı geldi. 2017’de Old Trafford’da bu şansı elde eden Trent için bu maç diğerinden de şaşırtıcıydı. Klopp maçtan yalnızca üç saat önce Trent’in yanına gelip ona “Hazır mısın?” diye sormuştu.
“Cumartesi son idmanı yapıp sonrasında Manchester’e gitmiştik. Her şey normal bir maç günü gibi ilerliyordu. Maçtan üç saat önce yürüyüş yapmak için otelden çıkmıştık ve bir anda hoca yanıma geldi, kolunu omzuma attı ve ‘Hazır mısın?’ diye sordu. Çok şaşırmıştım. Yüzüne bön bön bakınca ‘Oynamak için hazır mısın?’ diye soruyu tekrarladı. Ben de geçiştirmeden ‘Evet’ dedim. O da ‘Oh, iyi. Bugün senin oynamana ihtiyacım var’ dedi. Yüzüm bir anda buz kesmişti. Tamamen şoka girmiştim. Odama koştum ve annemi aradım. Dediklerim daha bitmeden ağlamaya başladı.”
Trent Alexander-Arnold

Trent, Premier Lig'deki ilk deplasman maçına 2017'de Old Trafford'ta çıktı

© Liverpool FC

Ritim bulmak

Trent’in bu kadar şok olmasını doğal karşılamak gerekli. Hele de birkaç ay önce bu maç için Anfield’a aynı kişinin bir taraftar olarak gittiğini düşünürsek: “Şok olmuştum, gergindim ve utangaçtım. Herkes bana yardım ediyor ve iyi davranıyordu çünkü onlar da A takımda ilk adımlarını atmanın zorluklarını biliyorlardı.”
Ancak bu isimler arasında Trent’in spesifik olarak müteşekkir olduğu bir isim var: “Hendo (Jordan Henderson) çok büyük yardımlarda bulundu. O dönem hiçbir zaman takımdakilerle inanılmaz arkadaşlıklarım olmadı çünkü konuşmaya çok utanıyordum ama o her zaman takımdakilerin yanında rahat hissetmemi sağladı.” İkilinin ilişkisi, 2018’de Dünya Kupası için Rusya’ya giderken iyice pekişti. “Hata yapmaktan korkmamam için beni her zaman tembihledi ve hiçbir zaman diğerleri kadar yetenekli olup olmadığımı sorgulamamı öğütledi. Bu uyarılardan sonra topu almak için çok fazla düşünmüyordum, inisiyatif alarak topu oyuna sokmaya başlamıştım. Ve tüm bunlar beni daha iyi bir oyuncu yaptı.”
Trent Alexander-Arnold ve Jordan Henderson.

Trent'in Henderson'la olan dostluğu sahada güveninin artmasına neden oldu

© Liverpool FC

Trent takımda sesini yükseltmeye başlamadan önce mevkisinin bir numarası olmalıydı. – Ki bu süreç tam anlamıyla gerçekleşene kadar aylar süren sıkı çalışma ile sonlandı: “Hocanın sezon başında (17/18) bana defansif anlamda yeteri kadar güvenmediğini hissediyordum. Düzenli olarak forma giymiyordum, genellikle Joe Gomez ile haftadan haftaya değişiyorduk. Büyük maçların hepsinde Joe’yu oynatıyordu, ben de daha çok fazla gelişmem gerektiğini hissediyordum.”
Trent tam olarak bunu yaptı ve gelişti. 2018 Şampiyonlar Ligi finalinde adını ilk 11’e yazdırmayı başardı ve Liverpool’un Şampiyonlar Ligi final tarihinde en genç forma giyen oyuncusu olmayı başardı. Her ne kadar o sene Liverpool mutlu sona ulaşamasa da bir sonraki sene Trent’in dünyanın en heyecan verici yeteneklerinden biri olarak kupaya uzandığını görecektik.

Patlama sezonu

Eylül 2018’de Trent, Premier Lig’de bir sezonda bir savunmacının yaptığı asist rekorunu kıracağı asistlerin ilkini, Southampton’a karşı kaydetmişti. (O sezon tüm turnuvalarda yaptığı 17 asistle adını Guinness Rekorlar Kitabı’na yazdırmıştı.)
Trent Alexander-Arnold ve Virgil van Dijk.

Trent ve Virgil van Dijk, Eylül 2019'da Chelsea karşısında zaferi kutluyor

© Liverpool FC

Şimdiye kadar yaptıklarıyla Liverpool’un sağ beki dünyadaki herkesin aklına kazınmış durumda fakat bu anılardan birisi var ki onu kimse kolay kolay unutulmayacak: Barcelona ile Anfield’da oynanan ikinci maç. Toplam skor 3-3 iken Trent önce korneri kullanmak için topun yanına gitti fakat sonra uzaklaştı. Ta ki Barcelona savunmasının dağınıklığını ve içeride takım arkadaşı Divock Origi’yi deplase görene kadar. Altı pasa attığı bu ölümcül top saniyeler sonra Origi tarafından golle sonuçlandı.
Ve bu golle birlikte Liverpool final kapısını sonuna kadar açmıştı: “Herkes için hayallerin ötesinde bir geceydi. Yalnızca maç değil, tüm turnuvada yaşadıklarımız ve edindiğimiz tecrübeler…”
Peki o geceyi kariyerinin en gurur duyduğu an olarak tanımlar mı? “En mutlu olduğum an diyebilirim, kesinlikle. Ama en gurur duyduğum an olarak Liverpool forması giydiğim ilk maçı seçeceğim. Her ne kadar Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırmayı hayal ettiysem de ilk olarak Liverpool formasını sırtınıza geçirmeli, kendinizi tanıtmalı ve oyunu o formayla oynamalısınız. O gün yaşadıklarımı ölene kadar kimse benim elimden alamaz.”

Kazanma arzusu

2019’da Trent Ballon d’Or için aday gösterilmişti. Aynı yıl, Anfield’a yakın bir teraslı evde şehrin efsane kahramanını onurlandırmak için Trent’in resmi çizildi.
Trent Alexander Arnold

Trent'in duvar resmi, Foodbank girişimini de vurguluyor

© The Anfield Wrap

Trent ile birlikte altyapıda oynayan onlarca Liverpool sevdalısı çocuktan onu ayıran en yetkin özellik neydi peki? “Sanırım rekabetçi yapım. Her antrenmana kazanmak ve tuttuğum kişiyi yerle bir etmek için giderdim. Böyle düşünerek kendimi her gün geliştirdim.”
“Bu rekabetçi yapım kardeşlerimle oynadığım maçlardan kaynaklanıyor. Aramızdaki rekabet zaman zaman ürkütücü boyutlara ulaşabiliyordu. Kazanmak için etmediğimiz kavga, yaşamadığımız tartışma kalmamıştı.”

Limitsiz

Belki de Trent’in rekabetçi yapısı – yalnızca başkalarıyla değil, kendi ile de girdiği – onu öyle bir yere götürür ki bugüne kadar başardıkları sıradan kalır: “Daha gelişebileceğimi bildiğim ve daha iyi yapabileceğimi düşündüğüm çok şey var. Bu yüzden daha oldum demek ve dinlenmek için çok erken.”
Yaşadığı inanılmaz anlara ve ilerleyen mükemmel kariyerine rağmen genç oyuncu aç ve hırslı olduğu kadar kendine inancı konusunda güçlü de: “İnsanlar beni çok bilmiş sanabilir ama tavanımın neresi olduğunu benden daha iyi kimse bilemez. Ve o en üst seviyeye gelebilmek için, özellikle savunma anlamında, oldukça sıkı çalışıyorum. Şu an için ise ulaşmak istediğim hedefin bir sınırı yok, hayal gücüm tamamen sınırsız.”