Futbol
Türkiye'de Değeri Bilinmeyen 7 Teknik Adam
Ülkemizde "hoca değil" ithamlarıyla boğuşan, başarılarını uzaktan izlediğimiz isimler bu listede.
Galatasaray'ı bekleyişle geçen uzun yıllardan sonra şampiyon yapan Jupp Derwall, Türkiye'den ayrılırken kendisine "Hocam Türkiye ile ilgili aklınızda ne kaldı?" diye soran Yılmaz Vural'a "Türkiye'de takım çalıştıran, her yerde çalıştırır" demiş.
Geçtiğimiz sene Galatasaray'ı çalıştıran, basın ve taraftar tarafından başarısız algılanan ve neredeyse ‘hoca değil’ muamelesi gören Roberto Mancini, geçtiğimiz hafta İtalya'nın en büyük takımlarından Inter'in başına geçince ben de Türkiye'de çalışıp başarısız algılanan, kimileri "kovulan" teknik direktörlerden Türkiye kariyeri sonrası önemli görevler alanlarının bir dosyasını hazırlamaya karar verdim.
Joachim Löw
VfB Stuttgart ile Almanya Kupası’nı kazanan, ligde ikinci olan, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nda final oynayan Löw 1998 yılında Aziz Yıldırım'ın ilk teknik direktörü olarak Fenerbahçe'nin başına geçtiğinde basında hakkında "stajyer hoca" ve "Alman köylüsü" yazıları çıkıyordu. Löw yönetiminde Fenerbahçe UEFA Kupası'nda Göteborg'u elemiş, sonrasında tek mağlubiyetini Fenerbahçe'den alan Parma'ya elenmiş ama müthiş bir futbol oynamıştı. Sınırlı kadrosuna rağmen Fenerbahçe, ligin ilk yarısını lider tamamlamış ve o yıl 11 maç üst üste kazanmıştı. Devre arasında sözleşmesi uzatılmış, ancak takımın önemli oyuncularından Metin Diyadin'in ayağının kırılması, devre arası transferlerinin takımı kötü etkilemesi ve şanssızlıklar sonucu ligi ikincilikle noktalayınca apar topar kovulmuştu. Kariyerinde bir kez daha Türkiye ile yolu kesişen Löw, bu kez de küme düşen Adanaspor'da sezonu tamamlayamadan gönderildi.
İşte o Löw 2004’te Jürgen Klinsmann'ın yardımcısı olarak başladığı görevine, 2006’dan beri Almanya Milli Takımı hocası olarak devam ediyor. 2006’dan bu yana milli takım ile Avrupa Şampiyonası'nda bir ikincilik (2008) ve bir üçüncülük (2012), Dünya Kupası'nda ise 2010’da üçüncülük yaşayan Löw sonunda geçtiğimiz yaz Brezilya’da kupayı kaldırmayı başardı. "Almanya Teknik Direktörü olarak karşılaştığınız eleştiriler hakkında ne diyorsunuz?" sorusuna "Fenerbahçe'yi çalıştırdıktan sonra her eleştiriyi kaldırabilirsiniz" cevabını vermişti. Alman teknik adam 2014 yılında ülkesinde yılın teknik direktörü de seçildi.
Vicente Del Bosque
Real Madrid ile iki La Liga, iki Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kazandıktan sonra yolu Türkiye'ye düşen ve Beşiktaş'ın başına geçen İspanyol teknik adam, ülkemizde bırakın futboldan anlamamakla itham edilmeyi, "Yeniköy Kasabı" benzetmesine bile maruz kalmıştı. Ülkeyi tanıyana kadar aldığı kötü sonuçlar neticesinde işine son verilen Del Bosque, 2008 yılında İspanya Milli Takımı'nın başına geçti. Halen bu görevi sürdüren başarılı hoca, milli takım ile 2010 Dünya Kupası ve 2012 Avrupa Şampiyonası zaferlerine ulaşarak İspanya ve dünya futboluna adını altın harflerle yazdırdı. Ünlü hoca Yeniköy Kasabı’nın yerini bilir mi bilmem ama ona bu yakıştırmayı yapanlar kasabın önünden geçmemiştir sanırım...
John Benjamin Toshack
Teknik direktörlük kariyerinde Real Madrid ile şampiyonluk yaşadıktan sonra yolu Beşiktaş'a düşen diğer hoca Toshack olmuştu. Ali Şen ile olan fiziki benzerliği ve sözünü sakınmaması ile tanınan Galli hoca o dönem televizyonda Erman Toroğlu "Ben de Toshack ile aynı dönemde top oynadım" dediğinde verdiği "Benim oynadığım liglerde oynamamış demek ki, hatırlamıyorum" cevabı ile de çok konuşulmuştu. Beşiktaş’ta görev yaptığı iki senelik dönemde Nihat Kahveci'yi parlatan, Türkiye Kupası'nı kazanan hoca şampiyonluk gelmeyince gönderilmişti. Türkiye'den Real Madrid'e geçen Toshack, Fenerbahçe'den Elvir Baljic ve Gençlerbirliği'nden Geremi'yi Madrid'e transfer ederek milli gelirimize katkıda bulunmuştur.
Vladimir Petkovic
Bir önceki sene Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda geçen Young Boys'un teknik direktörü olan Petkovic, Samsunspor'un başına geldiğinde şaşırmıştık. Neyse ki ülke futbolu bizi şaşırtmadı. Petkovic sezonu tamamlayamadan istifa etmek zorunda kaldı. Tekrar İsviçre'ye dönen teknik adam Sion sonrası İtalya'nın önemli takımlarından Lazio'nun başına geçti ve orada İtalya Kupası'nı kazanmayı başardı. Lazio’daki başarılı iki sene sonunda şimdi İsviçre Milli Takımı’nı çalıştırıyor.
Guus Hiddink
Dünyada 3-5-2 sisteminin en iyi uygulayıcısı sayılan ünlü hoca, PSV Eindhoven'e Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazandırdığı sene Fenerbahçe'nin başına geldi. Fenerbahçe'ye de 3-5-2 oynatmayı deneyince ilk maçta Aydınspor'dan altı gollü bir mağlubiyet aldı. O sezonu tamamlayamadan kovulan Hiddink, oynattığı futboldan çok Dansöz Yağmur ile çekildiği fotoğrafla hatırlanır. Fenerbahçe sonrası Valencia, Real Madrid, Chelsea gibi kulüp takımları Güney Kore, Avustralya, Rusya gibi ülke milli takımları çalıştıran ve başarılar elde eden Hollandalı, Herakleitos'un "Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz" sözünü duymamış olacak ki kurtarıcı olarak bu kez Türkiye Milli Takımı'nın başına geldi. Avrupa Şampiyonası play-off eleme turunda Hırvatistan'a elenince bu macerası da kısa sonuçlandı. Dünyanın saygı duyduğu bu ünlü hoca, kariyerinde ikinci kez Hollanda Milli Takımı başına geçti ve halen bu görevde...
David Blatt
Bu örneğimiz ise basketboldan. İsrailli bir Amerikalı olan Blatt, Avrupa’nın en kariyerli koçlarından biri olarak Anadolu Efes'in başına gelmişti. Türkiye’ye gelmeden hemen önce 2007’de Rusya ile Avrupa Basketbol Şampiyonası'nı kazanmıştı. Türkiye'de hoca olmadığına karar verilen ve sezonu tamamlayamayan ünlü koç, daha sonra Rusya Milli Takımı ile 2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası ve 2012 Londra Olimpiyatları'nda bronz madalya almıştı. Asıl büyük başarıyı ise geçtiğimiz sene Maccabi Tel Aviv ile Euroleague şampiyonu olarak yaşamış, Avrupa'da yılın koçu ödülüne hak kazanmıştı. Artık NBA’de, LeBron James’in takımı Cleveland Cavaliers'ın başında görev yapıyor.
Roberto Mancini
Yazıya ilham veren ünlü İtalyan hoca, Inter'i üç sene üst üste şampiyon yaptı. Manchester City’de ise kulüp tarihinin ilk Premier League şampiyonluğuna ulaşan hoca, sezon ortasında Galatasaray'dan sürpriz bir kararla yollanan Fatih Terim'in yerine getirildi. İlk maçında Juventus ile deplasmanda berabere kalmayı başaran Mancini, Galatasaray ile epik bir galibiyet sonucunda Şampiyonlar Ligi'nde bir üst tura çıkmayı başardı. Ligde Fenerbahçe'nin ardından ikinci sırayı alarak Şampiyonlar Ligi bileti alan Mancini, aynı zamanda Türkiye Kupası'nı da kulüp müzesine götürdü. Tanımadığı bir ülkede lig başladıktan sonra göreve gelen bir hoca için başarı kabul edilebilecek istatistikler yakalayan Mancini, gerek eleştiriler gerekse de kendisine verilen sözlerin yerine getirilmemesi nedeniyle Galatasaray'dan ayrıldı. "Hoca değil" klişesini de tadan Mancini, geçtiğimiz hafta İtalyan devi Inter'in başına geçti ve bu hafta Milan'ın karşısında Milano derbisine çıkıyor.
Bu listede yer alan hocaların ortak yanı, Türkiye'de görev almış olmaları ve ülkeden neredeyse arkalarına bakmadan ayrılmak zorunda bırakılmaları. Ancak yazıda anlattığımız gibi, hepsi Türkiye kariyerleri sonrasında birçok üst düzey kulüp takımında ve milli takımda görev almış, içlerinden Dünya ve Avrupa şampiyonluğu kazananlar çıkmıştır.
Spor basını olarak saha sonuçları üzerinden başarısız ilan ettiğimiz bu değerli teknik adamların değerlerini kaybetmediği, hatta ülkemizde geçirdikleri göreceli olarak başarısız dönemlerin onların kariyerlerini olumsuz etkilemediği çok açık. O halde belki de spora bakışını değiştirmesi gereken dünya değil de bizizdir...



