OYUN

Korkunun Oyun Hali

Korku oyunları nereden geldi, nereye gidiyor? Ayça Zaman'dan türün efsanelerine saygı duruşu!
Yazar: Ayça Zaman
4 dakikalık okumaPublished on
The Evil Within

The Evil Within

© Bethesda Softworks

Korku türüne sahip oyunlar oyuncuların kalbinde ayrı bir yere sahip. Öyle heyecan, sevgi ve mutluluk gibi daha sık hissettiğimiz bir şey değil çünkü bu. Pozitif bir duygu bile değil! Deneyimlemek istemediğimiz kadar gerçek. Biz deli miyiz peki korku romanlarını çerez gibi arka arkaya tüketiyoruz ve tek bir hikayenin nerelere geldiğini görmek için can atıyoruz? Geceleri korku filmi izlenen bir evde kim mutfağa önce gidecek diye yazı-turaya başvuranlar hiç olmadı mı yani?

Orijinal Red Bull

Red Bull Enerji İçeceği

Red Bull Energy Drink
Korkunun oyun boyutu ise biraz daha başka. Etkileşim var bir kere. Senaryonun kahramanı sensin, korkuya doğru adım adım gidiyorsun... İşlerin nereye gideceğini bilmemek bir yana, gerçek dünyayı da ona göre düzenliyorsun. Işıkları kapat, perdeleri çek, kulaklıkları tak, enerjin bitmesin diye de Red Bull’u masaya koy... Korku oyunlarını oynarken onu diğerlerinden ayıran ritüelleri olması da bu türü sevmemiz için ayrı bir sebep teşkil ediyor.
Oyunseverler bu aralar Alien: Isolation ve The Evil Within’le bu ihtiyaçlarını karşılayadursun, biz tarihteki en önemli korku oyunu örneklerine bakalım.

1- Amnesia: The Dark Descent

Sandalyeden düşürecek güçte korku teması içeren Amnesia: The Dark Descent tarihin en iyilerinden biri. Frictional Games’e teşekkür mü, yoksa hakaret mi etseniz karar veremiyorsunuz oyunu bitirdikten sonra.
Hikaye çok eski bir şatoda geçiyor. Karakterimiz de uzunca bir süre karanlıkta kalan ve ufaktan aklını oynatan sıradan biri. Yapabildiği tek şey inlemek, saklanmak ve kaçmak zaten; elinden fazlası gelmiyor. Arada gazyağı, mum, meşale gibi şeylerle yolunu aydınlatıyor da derin bir nefis çekip rahatlıyorsunuz. Yani onun akıl sağlığını korumaya çalışırken kendi akıl sağlığınızı ufaktan yitirebilme ihtimalinizi düşünüyorum şu an, günlerce sürecek bir gerginlik yaşamanız olası. Zaten olay, korkudan öte gerginlik ve endişe hisleriyle alakalı. Olan bir şey korkutmuyor, olanların her an belirecek olması adamı cidden geriyor.

2- Silent Hill 2

Silent Hill ile geçen güzel yıllar belki eskide kaldı ama zamanında seri oyunlarını oynamış olanların, hala oyunun müziklerini yapan Akira Yamaoka’yı dinlediğine bahse girerim. En iyi müzikler ondaydı bir dönem, en iyi senaryo da çoğu kez onun oldu. Fakat içlerinden Silent Hill 2 olanı, korku bazında diğerlerinden birazcık daha iyiydi.
Silent Hill’in kuş uçmaz kervan geçmez sokakları, cehennemin ta kendisi aslında. Burada yaşayanlar da bilinçaltlarıyla yüzleşip onlarla başa çıkmaya çalışan insanlar. Pyramid Head ise bildiğin Azrail. Oyunda beş farklı son bulunuyor. Bu arada benim tavsiyem seriyi sırayla oynamanız. Yıllar içinde nasıl geliştiğini gözlemlemek adına sırayla oynanması en iyisi.

3- F.E.A.R.

F.E.A.R. 3’ün çıkmasını deli gibi bekleyen bizler, oyun çıktıktan sonra nasıl da hayal kırıklığına uğramıştık. Oyunun arkadaşınızla yan yana oturup oynayabileceğiniz çoklu kişi modu vardı bir de. Arkadaşımla yan yana oyun oynayıp da ne kadar korkabilirim ki zaten? Neyse... İlk oyun... Bütün suratı saçlarıyla kapalı, küçük ve psişik güçleri olan Alma isimli kız koridorda belirdiğinde hissettikleriniz, oyunu güzel yapan tek şey değildi. Yapay zekanın gücü, hedef almadaki kesinlik ve dönemine göre iyi grafikleri de oyunu unutulmazlardan biri yapmayı başardı.

4- Call of Cthulhu: Dark Corners of the Earth

H.P. Lovecraft’ın dünyasındayız bu kez. Lovecraft’ın Shadow of Insmouth eserinden uyarlama olan oyunun grafikleri iş yapmasa da kitaptaki olayları iyi işlediği için bile Lovecraft sevenler tarafından denenebilir.
Olay, James Walter’ın etrafında geçiyor ve beyefendi akıl hastanesinden salındıktan sonra haliyle çok da iyi bir durumda değil ve hala şizofreni ve unutkanlık yüzünden zor zamanlar geçiriyor. Kendinden bile şüphe duyan bir karakteri kontrol ediyor olmak enteresanmış gerçekten, bir de ortada bir sağlık barı yok; kalbini, nefesini falan dinlemek gerekiyor. Yazarı sevenler mutlaka bu oyuna göz atsın.

5- Dead Space

Dead Space ve Resident Evil arasında kalıp epey düşündükten sonra Dead Space’le devam etmeye karar verdim. Yeni nesil korku serilerinden Dead Space’in ilk oyunu, dönemine göre hem ses hem de görsel olarak çok çok iyi seviyedeydi. 2008 yılında EA tarafından piyasaya sürüldü ve üçüncü şahıs nişancı tarzındaydı. Hem korku, hem de hayatta kalma konularını işleyen bir oyunda yalnızlık duygusunu hissedebilmek gerçekten oyunun kaderini belirliyor ve Dead Space’te bu çok fazla. Uzaylı DNA’larını ölülere enjekte edip onları dirilten ve ayvayı yiyen Isaac Clarke adlı bir karakterin yaşadığı ve bize yaşattığı stresin tohumları, meyvesini gelecek oyunlar için verdi neyse ki.