Snooker, televizyondaki spor kanallarını dolaşırken en sık rastlanan bilardo türü olabilir. Yeşil zemin üzerindeki renkli topların, jilet gibi giyinmiş oyuncular tarafından deliklere gönderilişinden büyük bir haz almak mümkün. Fakat snooker tam olarak nedir? İşin detaylarına inildiğinde, göründüğünden çok daha komplike ve yüksek beceri isteyen bir oyunla karşılaşacaksanız. Dilerseniz başlayalım…
Snooker nasıl oynanır?
Snooker masası üzerinde 15 kırmızı hepsinden ve hepsinden birer tane olmak üzere altı adet renkli top vardır. Beyaz ise oyuncuların vuruş yaptığı isteka topudur. Temel amaç, bir kırmızıyı içeri attıktan sonra hemen arkasına bir renkli koyarak masadan puan almaktır. Kırmızı toplar bitene kadar renkliler maçın hakemi tarafından ceplerden çıkarılarak yerine konur. Bu da oyuncuların seri inşa etmesine olanak tanır. Rakibinin yetişemeyeceği puana ulaşan oyuncu, ‘frame’ adı verilen oyunu kazanır. Maçın skor formatına göre alınan belli miktarda frame de galibi belirler. Yani dokuz frame üzerinden oynanan bir maç, taraflardan biri beş frame’e ulaştığında sona erer.
Frame’lerin kazanılması noktasında dikkatle incelememiz gereken husus ise masada puan üretmenin birincil yolu olan seri inşası. Evet 15 kırmızı top var ama her biri sadece “1” puan değerinde olan bu toplar aslında tek başlarına pek fazla şey ifade etmiyor. Onların hemen ardından atılması gereken renklilerin puan değerleri daha yüksek. Siyah yedi, pembe altı, mavi beş, kahverengi dört, yeşil üç ve sarı ise iki puan değerinde. Kırmızı, renkli, kırmızı, renkli rotasından ilerleyerek masa üzerinde kalan puanı azaltmak temel amaç. Bu, bir noktadan sonra rakibinizin frame’i bırakacağı anlamına geliyor.
Tabii oyuna adını veren ‘snooker’ kavramı burada karşımıza çıkan en büyük istisna. Oyuncu masada kendisine yetecek kadar puan yoksa, defansif bir vuruş ile snooker bırakarak rakibinin hata yapmasını bekleyebilir. Sıradaki topa değememek, yanlış topa değmek ya da beyazı cebe göndermek gibi hataların da dört puandan başlayan cezaları mevcut. Bu sayede bir taraf masada aslında olmayan puanı kazanarak, aslında gitmiş gibi görünen frame’in de galibi olabilir.
Snooker ekipmanları neler?
Snooker, boyu üç buçuk metrenin biraz üzerinde, eni ise aşağı yukarı 180 santimetrelik masalarda oynanır. Oyuncular genellikle dişbudak ağacından yapılmış, 140-150 santimetre uzunluğunda istekalar kullanırlar. Sıralama turnuvası olarak tanımlanan en yüksek klasman mücadelelerin çoğunda sabit bir kıyafet kodu vardır. Bu da yelekli bir takım elbiseyi, içinde papyon ya da kravatla kapatılmış bir gömleği ve kösele ayakkabıyı içerir. Bir engeli olmayan her oyuncu da bu giyim kurallarına harfiyen uymak durumundadır.
Snooker'ın tarihi
Snooker’ın ilk kez, 19’uncu yüzyılda Hindistan’da bulunan Britanyalı ordu subayları tarafından oynandığı biliniyor. 20 yüzyılda ise oyunun popülaritesinin devamlı olarak artışına ve seksenli yıllarda da zirveye çıkışına tanıklık ediyoruz. Sporun tarihindeki önemli figürlerin de bu yükselişte payı büyük. Bunlar kimler mi? ‘Snooker’ın Babası’ olarak bilinen Joe Davis, müthiş karizmasıyla oyunu kitlelere sevdiren Alex Higgins, yoluna çıkan her şeyi kazanan Steve Davis, ondan bile fazlasını başaran Stephen Hendry ve istekalı dahi Ronnie O’Sullivan…
Snooker terimleri
- Frame: Maçta bir oyuna verilen isim.
- Pot: Topu cep adı verilen deliğe göndermek.
- Güvenli vuruş: Top sokmak değil pozisyon vermemek için yapılan vuruş.
- Snooker: Rakibe hata yaptırmak için hedef topu saklayarak yapılan vuruş.
- Rest: Oyuncunun uzanamadığı pozisyonlarda topa vurmak için kullandığı aparat.